İMO Sivas’tan 17 Ağustos uyarısı: Yapı stoku hâlâ belirsiz

İMO Sivas’tan 17 Ağustos uyarısı: Yapı stoku hâlâ belirsiz
Hasan Basri Kaygusuz, 17 Ağustos depreminin yıl dönümünde Türkiye’nin yapı stokuna ilişkin uyarılarda bulundu.

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27’nci yıl dönümünde Türkiye’nin deprem gerçeği yeniden gündeme geldi. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu tarafından hazırlanan basın açıklamasını değerlendiren İnşaat Mühendisleri Odası Sivas İl Temsilcisi Hasan Basri Kaygusuz, yapı stokunun durumuna ilişkin önemli uyarılarda bulundu.

Kaygusuz, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yüzleştiği önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, geçen 27 yıla rağmen deprem riskine ilişkin temel sorunların çözülemediğini ifade etti.

“Riskli yapıların hangileri olduğunu bilmiyoruz”

Türkiye’de milyonlarca bağımsız bölümün deprem açısından risk taşıdığının bilindiğine dikkat çekilen açıklamada, asıl sorunun riskli yapıların nerede olduğunun tam olarak belirlenememesi olduğu vurgulandı.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre Türkiye genelinde yaklaşık 36 milyon bağımsız bölüm bulunduğu, bunların yaklaşık 6 milyonunun risk altında olduğu ve 2 milyon bağımsız bölümün acil olarak dönüştürülmesi gerektiği ifade edildi.

Kentsel Dönüşüm Başkanlığının 2025 yılı verilerine göre ise 2025 yılında 30 bin 7 yapı için riskli yapı tespiti yapıldı. Bu yapıların 194 bin 381 bağımsız bölümü kapsadığı, aynı yıl 11 bin 940 riskli yapının yıkıldığı belirtildi.

2012-2025 yılları arasındaki kümülatif verilere göre ise 319 bin 551 binada riskli yapı tespiti gerçekleştirildi. Bu binalardaki 1 milyon 272 bin 863 bağımsız bölüm riskli olarak belirlendi. Aynı dönemde 291 bin 144 binanın yıkımı gerçekleştirilirken, yıkılan yapılardaki bağımsız bölüm sayısı 1 milyon 88 bin 165 oldu.

“Bütün yapı stokunun envanteri çıkarılmalı”

Açıklamada, Türkiye’nin yalnızca ihbar veya çeşitli çalışmalar sonucunda tespit edilen riskli yapıları kayıt altına almasının yeterli olmadığı belirtilerek, ülke genelindeki tüm yapı stokunu kapsayan bilimsel, güncel, şeffaf ve sürekli yenilenen bir envanter oluşturulması gerektiği vurgulandı.

Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı kapsamında yapı stoku envanterinin 2017 yılına kadar tamamlanmasının öngörüldüğü hatırlatılarak, aradan geçen sürede kamuoyuna açık ve bütüncül bir yapı envanterinin oluşturulamamasının önemli bir eksiklik olduğu ifade edildi.

Yapının yaşı kadar geçmişi de önemli

Yapı güvenliğinin yalnızca binaların yapım yılına göre değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, binanın hangi yönetmeliğe göre tasarlandığı, nasıl projelendirildiği ve inşa edildiğinin yanı sıra kullanım sürecinde taşıyıcı sisteme müdahale edilip edilmediğinin de önemli olduğu belirtildi.

Zemin katlardaki duvarların kaldırılması, kolon ve kirişlere müdahale edilmesi, kaçak kat ve eklentiler yapılması ile kullanım amacının değiştirilmesinin yapı güvenliğini olumsuz etkileyebileceği ifade edildi.

Yeni yapılar için de denetim çağrısı

6 Şubat 2023 depremlerinde yeni sayılabilecek bazı yapıların da yıkılmasının, yapı üretim ve denetim süreçlerinin önemini bir kez daha ortaya koyduğu belirtilen açıklamada, güvenli yapı üretiminin doğru zemin araştırması, doğru projelendirme, nitelikli malzeme, kaliteli uygulama ve etkin yapı denetimiyle mümkün olduğu kaydedildi.

Yapı denetiminin kamusal yarar ve yaşam hakkı çerçevesinde ele alınması gerektiği vurgulanarak, şantiye şefliğinin etkin uygulanması ve yapı üretiminin tüm aşamalarının kamusal denetim altında tutulması çağrısında bulunuldu.

“Daha fazla beklemek istemiyoruz”

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası olarak deprem riskine karşı atılması gereken adımlar da sıralandı. Türkiye’nin bütün yapı stokunu kapsayan güncel ve kamuya açık bir yapı envanterinin oluşturulması, Ulusal Yapı Stoku Bilgi Sistemi kurulması ve riskli yapıların risk seviyelerine göre önceliklendirilerek dönüştürülmesi istendi.

Ayrıca dar gelirli vatandaşların korunacağı kamu desteklerinin artırılması, kentsel dönüşümün rant odaklı uygulamalardan çıkarılarak risk odaklı yürütülmesi ve yapıların kullanım sürecinde periyodik kontrollerin yasal ve kurumsal bir sistem haline getirilmesi talep edildi.

Açıklamada, 17 Ağustos 1999’da hayatını kaybeden vatandaşları anmanın en anlamlı yolunun, benzer acıların yeniden yaşanmaması için vakit kaybetmeden gerekli adımların atılması olduğu vurgulandı.

Kaynak:Haber Merkezi

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.