Kulak memesindeki çizgi tek başına kalp krizi habercisi değil

Kulak memesindeki çizgi tek başına kalp krizi habercisi değil
Uzmanlar, kulak memesindeki çapraz çizgi olarak bilinen "Frank işareti"nin koroner arter hastalığıyla ilişkilendirildiğini ancak tek başına kalp hastalığı anlamına gelmediğini ve kalp krizi belirteci olarak değerlendirilemeyeceğini bildirdi.

Komedyen Cem Yılmaz'ın geçirdiği kalp rahatsızlığının ardından gündeme gelen Frank işaretine ilişkin, Ufuk Üniversitesi Dr. Rıdvan Ege Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Cevat Tanalp ile Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Çelik, değerlendirmelerde bulundu.

Prof. Dr. Tanalp, kulak memesindeki çapraz çizgi olarak bilinen "Frank işareti"nin koroner arter hastalığıyla ilişkilendirildiğini ancak tek başına kalp hastalığı veya kalp krizi tanısı anlamına gelmediğini belirtti.

Kulak memesindeki çapraz kıvrımın uzun yıllardır koroner arter hastalığıyla ilişkilendirildiğini ifade eden Prof. Dr. Tanalp, ancak bu bulgunun toplumda gereksiz endişeye yol açacak şekilde yorumlanmaması gerektiğini söyledi.

Frank çizgisinin özellikle yaşla birlikte ortaya çıkabildiğine dikkati çeken Tanalp, bağ dokusundaki yaşlanmanın hem kulak memesinde hem de damar duvarlarında görülebileceğini anlattı.

Prof. Dr. Tanalp, "Kulak memesinde nasıl bu çizgileri ortaya çıkaran bir bağ dokusu yaşlanması varsa, aynı durum kalp damarlarımızda da eş zamanlı olarak ortaya çıkabiliyor. Bu ikisi arasında bir bağlantı kurmak mümkün. Kulak memesindeki çizginin tek başına kalp hastalığı anlamına geldiğini söyleyemeyiz." dedi.

Yaşlanan pek çok kişide Frank işareti görülebileceğini ancak bu kişilerin önemli bölümünde kalp hastalığının ortaya çıkmayabileceğini belirten Tanalp, hekimlerin kalp-damar hastalıkları açısından değerlendirme yaparken çok daha güçlü risk faktörlerine odaklandığını söyledi.

Tanalp, kolesterol yüksekliği, sigara kullanımı, diyabet, hipertansiyon ve kronik böbrek yetmezliği gibi risk faktörlerinin koroner arter hastalığı açısından çok daha önemli olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Kulak memesine bakıp 'Gel seni koroner arter hastalığı açısından araştıralım' diye kimseyi biz töhmet altında bırakmıyoruz. Biz daha çok hastanın kuvvetli risk faktörlerine odaklanıyoruz. Kolesterol seviyeleri, sigara kullanımı, diyabet, hipertansiyon kronik böbrek yetmezliği gibi risk faktörleri bunların varlığı olan durumlarda asıl hastayı biz koroner hastalığı açısından araştırmamız lazım."

Prof. Dr. Tanalp, kulak memesindeki her kıvrımın Frank işareti olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayarak, "Kulak memesindeki kıvrımın iki taraflı derin olması, 45 derece eğimle gitmesi gerekiyor. Her kulak memesinde kıvrım gören bir hastanın endişelenmemesi lazım." ifadelerini kullandı.

Frank işareti ile koroner arter hastalığı arasındaki ilişkinin bazı araştırmalarda gözlemsel olarak ortaya konulduğunu anlatan Tanalp, bunun kesin bir neden-sonuç ilişkisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Ali Cevat Tanalp, kulak memesinde Frank işareti bulunan hastalarda koroner arter hastalığının daha fazla görüldüğünü ortaya koyan bazı araştırmalar olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:

"Ancak bu, sebep-sonuç ilişkisi şeklinde değil. Gözlemsel olarak Frank çizgisi olan hastalarda tıkayıcı koroner arter hastalığı bulunma ihtimali daha fazla diyebiliyoruz. Koroner arter hastalığı demek ayrı bir şey, kalp krizi demek ayrı şey. Bu ikisi aynı şey değil. Pek çok insanın koroner damarlarında darlıklar vardır. Göğüs ağrısı olur biz anjiyo yaparız müdahale ederiz. Bunların hepsi kalp krizi geçirmiyor. Kalp krizi belirtecidir gibi kullanmıyoruz."

Toplum sağlığının korunmasında Frank işaretinden ziyade kalp-damar hastalığı risk faktörlerine odaklanılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tanalp, kişilerin sigara kullanımı, diyabet, tansiyon ve kolesterol düzeylerinin kontrol altında tutulmasının önem taşıdığını söyledi.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Çelik ise tıbbi adı "diagonal earlobe crease" olan Frank çizgisinin ilk kez 1973 yılında Dr. Sanders T. Frank tarafından koroner arter hastalığıyla olası ilişkisi nedeniyle tanımlandığının bilgisini verdi.

Yaşlanmaya bağlı ince kırışıklıklar, uyku pozisyonuna bağlı katlantılar, küpe kullanımına bağlı değişiklikler veya kulak memesinin doğal anatomik yapısının Frank çizgisiyle karıştırılabileceğine işaret eden Prof. Dr. Çelik, şöyle devam etti:

"Frank çizgisiyle özellikle koroner arter hastalığı ve genel olarak ateroskleroz arasında çok sayıda gözlemsel çalışmada ilişki gösterilmiştir. Bazı meta-analizlerde Frank çizgisi bulunan kişilerde koroner arter hastalığı görülme olasılığının birkaç kat daha yüksek olduğu bildirilmiştir. Örneğin bir sistematik derleme ve meta-analizde Frank çizgisi bulunanlarda koroner arter hastalığı olasılığı yaklaşık dört kat daha yüksek bulunmuştur. Ancak burada çok önemli bir ayrım yapmak gerekir. İlişki bulunması, Frank çizgisinin kalp krizini öngören güvenilir bir bulgu olduğu anlamına gelmez. Frank çizgisi tek başına koroner arter hastalığını teşhis etmek veya dışlamak için yeterli olmadığını belirtmektedir. Dolayısıyla 'Frank çizgisi kalp krizinin habercisidir' demek fazla iddialıdır. Daha doğru ifade, bazı kişilerde artmış aterosklerotik riskle ilişkili olabilecek yardımcı bir fizik muayene bulgusudur şeklindedir."

Prof. Dr. Çelik, kulak memesinin çok küçük damarlarla beslenen bir bölge olduğunu ve kan dolaşımını destekleyecek alternatif damar yollarının sınırlı olduğunu, bu nedenle küçük damarlarda oluşabilecek yaşlanma ve dolaşım bozukluklarının kulak memesindeki dokularda daha belirgin iz bırakabileceğinin düşünüldüğünü söyledi.

Frank çizgisi bulunan kişilerin kulak memesinden alınan doku örneklerinde, küçük damarlarda ve çevre dokularda yaşlanma ve yıpranmayı düşündüren değişikliklerin görüldüğünü aktaran Çelik, "Ancak bu değişikliklerin kalp damarlarındaki aterosklerozla doğrudan bağlantılı olduğu henüz kesin olarak gösterilememiştir. Bir başka görüşe göre ise Frank çizgisi ve damar sertliği, aynı yaşlanma ve damar yıpranması sürecinin farklı bölgelerde ortaya çıkan iki ayrı belirtisi olabilir. Yani kulaktaki çizgi damar hastalığına yol açmaz, ikisi de ortak bir sürecin sonucu olabilir." dedi.

Çelik, bazı çalışmaların Frank çizgisinin iki kulakta birden bulunmasının, daha derin ve belirgin olmasının kalp-damar hastalığıyla daha güçlü bir ilişki gösterebileceğini düşündürdüğüne dikkati çekerek, "Tek kulakta bulunan çizgiye göre iki kulakta birden görülmesi bazı araştırmalarda daha yüksek kalp-damar riskiyle ilişkilendirilmiş. Ancak bu bulgular tek başına tanı koydurmaz. Çizginin derinliği veya iki taraflı olması bugün kullanılan standart kalp-damar risk hesaplamalarının bir parçası değildir. Bu nedenle 'çizgi iki kulakta ve derinse damar hastalığı kesin vardır' demek doğru değildir." değerlendirmesinde bulundu.

Yaşın önemli bir faktör olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Çelik, hem damar sertliğinin hem de kulak memesindeki kırışıklıkların yaş ilerledikçe daha sık görüldüğünün altını çizdi.

Çelik, genç yaşta, özellikle iki kulakta birden bulunan, derin ve belirgin bir Frank çizgisinin daha fazla dikkat çekebileceğini ancak genç bir kişide bile yalnızca kulaktaki bu çizgiye bakarak kalp-damar hastalığı olduğu söylenemeceğini, mutlaka diğer risk faktörleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

"Bugün kullanılan standart kalp-damar risk hesaplamalarında Frank çizgisi yer almamaktadır. Yani bu çizgi tek başına bir tarama ya da tanı ölçütü değildir." bilgisini veren Çelik, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, sigara kullanımı, diyabet, fazla kilo ve ailede erken yaşta kalp hastalığı bulunmasının kalp-damar hastalıkları açısından çok daha güçlü ve kanıtlanmış risk faktörleri olduğunu belirtti.

Çelik, Frank çizgisinin bunlardan biri veya birkaçıyla birlikte bulunması halinde kişinin kalp-damar riskinin daha dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Kulakta Frank çizgisinin görülmesinin tek başına acil bir durum ya da 'kalp damarlarım tıkalı' anlamına gelmediğini vurgulayan Çelik, şu ifadeleri kullandı:

"Kişinin asıl dikkat etmesi gereken şey, kalp-damar risk faktörleridir. Tansiyonunu, kolesterolünü ve kan şekerini bilmek, sigara kullanmamak, sağlıklı kiloyu korumak, düzenli hareket etmek ve ailede erken yaşta kalp hastalığı olup olmadığını bilmek çok daha önemlidir. Özellikle eforla ortaya çıkan göğüste baskı veya sıkışma, nefes darlığı, kola, sırta ya da çeneye yayılan ağrı ve daha önce rahat yapılan işleri yaparken çabuk yorulma gibi şikayetler varsa bunlar kulaktaki çizgiden çok daha önemli uyarı işaretleridir ve tıbbi değerlendirme gerekir. Sadece kulaktaki bir çizgiye bakarak kişinin kalp krizi geçirip geçirmeyeceğini söylemek mümkün değildir. Frank çizgisi bazı çalışmalarda kalp-damar hastalıklarıyla ilişkili bulunmuş bir fizik muayene bulgusudur, ancak tek başına yeterli değildir. Asıl önemli olan kişinin yaşı, şikayetleri, tansiyonu, kolesterolü, kan şekeri, sigara kullanımı, kilosu ve ailede kalp hastalığı öyküsü gibi bilinen risk faktörlerinin birlikte değerlendirilmesidir. Kulaktaki çizgiye bakıp kalp krizi tahmini yapmak mümkün değildir."

Kaynak:Anadolu Ajansı

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.