Ölen kişinin atının kuyruğu neden bağlanır? Türk Kültüründe “Dullama” geleneği

Ölen kişinin atının kuyruğu neden bağlanır? Türk Kültüründe “Dullama” geleneği
Ölen kişinin atının kuyruğu neden bağlanır? Eski Türk kültüründe “dullama” geleneği: Yas, sadakat ve kahramanlık sembolü. İşte İskit’ten Osmanlı’ya uzanan hikaye.

Son günlerde TRT 1’in popüler dizisi “Mehmed: Fetihler Sultanı”nda Evrenosoğlu Ali Bey’in şehit düşmesinin ardından atının kuyruğunun bağlandığı sahne, izleyiciler tarafından büyük bir merakla karşılandı. Dizi severler, “Ölen kişinin atının kuyruğu neden bağlanır?” sorusuna yanıt aramaya başladı. Bu gelenek, aslında binlerce yıl öncesine uzanan, eski Türk kültürünün derin izlerini taşıyan ve “dullama” ya da “tullama” olarak adlandırılan kadim bir ritüeldir. Peki bu geleneğin kökeni nedir, hangi anlamları taşır ve Türk tarihinde nasıl bir yere sahiptir? İşte tüm merak edilenler.

“Dullama” Nedir? Eski Türk Geleneğinin Kökeni

Eski Türk kültüründe ölen bir kişinin, özellikle de hakan, komutan veya önemli bir savaşçının atının kuyruğunun bağlanması veya kesilmesi, “dullama” (veya “tullama”) olarak adlandırılan derin bir yas ve sembolizm geleneğidir. Bu gelenek, Türklerin at ile olan kutsal bağını, savaşçı ruhunu ve ölüm anlayışını yansıtan en önemli ritüellerden biridir.

Geleneğin kökenleri, Türklerin Orta Asya’daki kadim inanç sistemlerine, özellikle de Gök Tanrı inancına dayanmaktadır. Bu inanç sisteminde at, yalnızca bir ulaşım aracı değil, aynı zamanda sahibinin en yakın dostu, savaş arkadaşı ve öbür dünyaya geçişte ona eşlik edecek kutsal bir varlık olarak görülüyordu. İskitlerden başlayarak, Hunlarla devam eden, Göktürk, Selçuklu ve nihayet Osmanlı dönemlerine kadar varlığını sürdüren bu gelenek, Türk savaş kültürünün ayrılmaz bir parçası olmuştur.

Ölen Kişinin Atının Kuyruğunun Bağlanmasının Nedenleri

olen-kisinin-atinin-kuyrugu-neden-baglanir-turk-kulturunde-dullama-gelenegi-1.jpg

At kuyruğunun bağlanması veya kesilmesi geleneğinin arkasında birden fazla anlam ve işlev bulunmaktadır. Bunları birkaç ana başlık altında incelemek mümkündür:

  1. Yas Göstergesi ve Matem Sembolü

At, eski Türk kültüründe sahibinin en yakın yoldaşı, hatta adeta bir eşi olarak kabul edilirdi. Bir savaşçı ile atı arasında kurulan bağ öylesine güçlüydü ki, at sahibini anlar, onunla birlikte savaşır, bazen de onunla birlikte ölürdü. Sahibi öldüğünde, bu sadık dostun da yas tutması gerektiği düşünülüyordu.

Atın kuyruğunun kesilmesi veya bağlanması, tıpkı bir eşin dul kalması gibi, atın da “dul kaldığını” sembolize ediyordu. Bu ritüel ile atın artık başka bir sahibe hizmet etmeyeceği, sahibinin anısına saygı duyulacağı ifade edilirdi. Kuyruğu bağlanan veya kesilen ata bir daha kimse binemezdi; bu at, toplum içinde yaslı, matemli bir varlık olarak kabul edilirdi.

  1. Kahramanlık ve Şehitliğe Hazır Oluş

Bazı durumlarda ise atın kuyruğu henüz savaşa gitmeden önce, savaşçının kendisi tarafından bağlanırdı. Bu eylem, savaşçının ölüme meydan okuduğunun, vatanı için kendini feda etmeye ve şehitliğe hazır olduğunun en güçlü göstergelerinden biriydi.

Atın kuyruğunu bağlayan savaşçı, adeta “Şayet şehit düşersem, benim atım da benimle birlikte yas tutsun, bu at artık benim anıma kutsal sayılsın” mesajı veriyordu. Bu nedenle “Mehmed: Fetihler Sultanı” dizisinde Evrenosoğlu Ali Bey’in şehit olmasının ardından atının kuyruğunun bağlanması, tarihsel gerçeklikle de örtüşen bir detay olarak karşımıza çıkmaktadır.

  1. Savaş Meydanında İşlevsel Köken

Geleneğin bir de tamamen pratik, savaş meydanına dayanan bir kökeni vardır. Savaş sırasında, özellikle yakın dövüş ve ok atma anlarında, atın uzun ve doğal haldeki kuyruğunun atın kendi ayaklarına dolanması veya düşmanın müdahalesine maruz kalması gibi riskler bulunuyordu.

Bu nedenle savaşçılar, atlarının kuyruklarını ipek kumaşlar veya deri kayışlarla örüp bağlarlardı. Bu, atın manevra kabiliyetini artırmak, hızını korumak ve savaş sırasında herhangi bir aksaklık yaşanmasını engellemek için yapılırdı. Zamanla bu işlevsel uygulama, ölüm ve yas ritüelleriyle birleşerek kültürel bir simge haline dönüşmüştür.

  1. Ruhun Serbest Bırakılması ve Kutsallaştırma

Eski Türk inanışlarına göre, atın kuyruğu aynı zamanda onun ruhani gücünün, enerjisinin ve bağlılığının da simgesiydi. Sahibini kaybeden bir atın, sahibine olan bağlılık ruhunun serbest bırakılması gerektiğine inanılırdı. Kuyruğun kesilmesi veya bağlanması, bu ruhani bağın koparıldığı ve atın artık yeni bir efendiye hizmet etmekten muaf tutulduğu anlamına geliyordu.

Bazı Türk boylarında ise kuyruğu kesilen at doğaya salınırdı. Bu ata bir daha kimse binemez, ona kimse sahip çıkamazdı. Artık o at, sahibinin anısına kutsal sayılır, dokunulmaz bir varlık olarak toplum içinde özgürce yaşamaya bırakılırdı. Bu uygulama, atın sadece fiziksel bir varlık değil, aynı zamanda manevi bir değer taşıdığının en açık göstergesidir.

Tarihte Dullama Geleneği: İskitler’den Osmanlı’ya

At kuyruğu bağlama geleneği, Türk tarihinin en eski dönemlerinden itibaren izlenebilmektedir:

  • İskitler (Sakalar): MÖ 8. yüzyıldan itibaren Karadeniz’in kuzeyinde yaşayan İskitlerde, önemli bir savaşçının ölümü üzerine atının kuyruğunun kesildiği ve atın kurban edilerek sahibiyle birlikte gömüldüğü bilinmektedir. Pazırık Kurganları’nda yapılan kazılarda, sahibiyle birlikte gömülmüş, kuyrukları özel olarak bağlanmış at iskeletlerine rastlanmıştır.
  • Göktürkler: Orhun Yazıtları’nda, bir hakanın ölümü üzerine yapılan yas törenlerinde atların kuyruklarının kesildiğine dair ifadeler bulunmaktadır. Bu dönemde at kuyruğu kesmek, en derin yasın ve saygının göstergesiydi.
  • Selçuklular: Selçuklu ordusunda “tullama” geleneği devam etmiştir. Alp Arslan gibi büyük sultanların ölümlerinin ardından, onların savaş atlarının kuyruklarının bağlandığı ve bu atların bir daha kimse tarafından kullanılmadığı tarih kaynaklarında geçmektedir.
  • Osmanlılar: Osmanlı’da da özellikle padişahların veya önemli devlet adamlarının, akıncı beylerinin ölümü üzerine atlarının kuyruklarının bağlandığı bilinmektedir. Ayrıca Osmanlı’da “tuğ” adı verilen ve padişahın otoritesini simgeleyen sancakların ucundaki at kuyrukları da bu geleneğin bir yansıması olarak kabul edilebilir. Tuğlardaki at kuyruğu sayısı, padişahın veya sadrazamın rütbesini gösterirdi.

“Mehmed: Fetihler Sultanı” Dizisinde Evrenosoğlu Ali Bey Sahnesi

TRT 1 ekranlarında yayınlanan “Mehmed: Fetihler Sultanı” dizisi, Osmanlı’nın kuruluş ve yükseliş dönemini anlatırken tarihi detaylara vermiş olduğu önemle dikkat çekmektedir. Dizide sevilen karakterlerden Evrenosoğlu Ali Bey’in şehit düşmesinin ardından, sadık atının kuyruğunun bağlandığı sahne, izleyicilerden büyük bir duygusal tepki almıştır.

Bu sahne, dizinin tarih danışmanlarının bu kadim geleneği bilinçli olarak diziye dahil ettiğini göstermektedir. Evrenosoğlu Ali Bey gibi cesur bir akıncı beyinin şehadetinin ardından atının kuyruğunun bağlanması, hem o dönemin kültürel kodlarını yansıtmakta hem de izleyiciye unutulmaya yüz tutmuş bir geleneği hatırlatmaktadır.

Bugün Bu Gelenek Yaşıyor mu?

Günümüz Türkiye’sinde ne yazık ki bu kadim gelenek büyük ölçüde unutulmuştur. Ancak bazı yörelerde, özellikle Orta Asya Türk cumhuriyetlerinde (Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan gibi) ve Anadolu’nun belirli köylerinde, eski geleneklerin izlerini taşıyan ritüellerle karşılaşmak mümkündür.

Günümüzde at kuyruğu bağlama geleneği daha çok:

  • Tarihi diziler ve filmler: Son yıllarda popülerlik kazanan Türk tarihi dizileri (Diriliş Ertuğrul, Kuruluş Osman, Mehmed: Fetihler Sultanı gibi) bu geleneği yeniden gündeme taşımıştır.
  • Şehit cenaze törenleri: Bazı askeri birliklerde, şehit törenlerinde sembolik olarak şehidin atının olmadığı ancak bu geleneğin ruhunu yaşatan bazı uygulamalar (silah arkadaşının boş çizmesi, atlı birliklerde sembolik yas işaretleri) görülebilmektedir.
  • Kültürel etkinlikler: Türk boylarının geleneksel düğün, yas ve bayram törenlerinde bu geleneğin canlandırmaları yapılmaktadır.

Kaynak:Haber Merkezi

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.