Peker: Emeklinin geliri açlık sınırının altında
Ulaştırma Demiryolları Sendikası Genel Başkanı Abdullah Peker, açlık sınırının 37 bin 801 TL, yoksulluk sınırının ise 123 bin 130 TL olarak belirlendiğini açıkladı. Peker, çalışan ve emeklilerin gelirlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak sosyal adalet vurgusu yaptı.
Peker, memurların gelirlerinin yoksulluk sınırının, emeklilerin gelirlerinin ise açlık sınırının altında kalmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.
“İnsanlarımız yıllarca çalışıyor, prim ödüyor, vergisini veriyor; ancak emeklilik döneminde dahi insanca yaşama hakkına ulaşamıyorsa burada ciddi bir sosyal adalet sorunu vardır” diyen Peker, gelir dağılımındaki adaletsizliğe dikkat çekti.
Avrupa ülkeleriyle ücret karşılaştırması
Çeşitli uluslararası ücret karşılaştırmalarında, bazı Avrupa ülkelerinde temel bir gıda sepetinin bedelini karşılamak için gereken çalışma süresinin Türkiye'ye göre daha kısa olduğunu belirten Peker, İngiltere, İsviçre, Almanya, Fransa ve Hollanda'dan örnekler verdi.
Peker, Türkiye'de temel ihtiyaçların karşılanabilmesi için daha uzun çalışma sürelerine ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
Servetin belirli ellerde yoğunlaşmasının ekonomik ve toplumsal sonuçlarına da değinen Peker, “Bir yanda servetlerin hızla büyüdüğü, diğer yanda geniş halk kesimlerinin geçim sıkıntısıyla karşı karşıya kaldığı bir ekonomik düzen sürdürülemez.” ifadelerini kullandı.
“Demokrasiye sımsıkı sarılmak zorundayız”
Gelir dağılımındaki adaletsizliğin yanı sıra demokratik kurumların önemine de vurgu yapan Peker, emeğin hakkının savunulması, kamu kaynaklarının kullanımının sorgulanması ve yurttaşların karar alma süreçlerine katılımı açısından demokrasinin önem taşıdığını söyledi.
Peker, sendika olarak çalışanların ve emeklilerin ekonomik koşullarının iyileştirilmesini istediklerini belirterek şu talepleri sıraladı:
“Açlık sınırının altında hiçbir emeklinin yaşamak zorunda kalmadığı, çalışanların yoksulluk sınırının altında bırakılmadığı, asgari ücretin insanca yaşamaya yetecek düzeye ulaştığı, emeklinin, memurun, işçinin ve tüm çalışanların alın terinin karşılığını aldığı, gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderildiği, kamu kaynaklarının toplumun ortak yararı için kullanıldığı, hukukun üstünlüğünün ve demokratik kurumların güçlendirildiği, basın ve ifade özgürlüğünün güvence altında olduğu, hiçbir yurttaşın ekonomik veya siyasal gücü nedeniyle diğerlerinden daha değerli sayılmadığı bir Türkiye istiyoruz.”
Kaynak:Haber Merkezi
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.