Ulaş Karasu’dan 23 Nisan’da “Çocuk Emeği Son Bulmalı” Çağrısı
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada çocuk hakları ve çocuk emeği üzerinden iktidarı eleştirdi.
23 Nisan’ın bir bayram olmanın ötesinde; bir ülkenin geleceğini çocukların özgür, eşit ve onurlu yaşam hakkı üzerine kurma iradesi olduğunu vurgulayan Karasu, “Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu tarih, devletin en temel sorumluluğunu hatırlatır: Çocuğu korumak, geliştirmek ve geleceğe hazırlamak. Bugün AKP Türkiye'si, çocukluğun korunamadığı, aksine sistematik biçimde aşındırıldığı ağır bir tabloyla karşı karşıyadır. Daha bir hafta önce Siverek’te ve Kahramanmaraş’ta yaşanan katliamlar, çocuklarımızın nasıl korunamadığını acı biçimde ortaya koymuştur; o çocuklar yalnızca yaşamdan koparılmadı, çocukluklarından ve geleceklerinden de koparıldı. Bu tablo, ülkemizde çocukları koruyamayan AKP iktidarı gerçeğini açıkça göstermektedir: bugün çocuklar sömürülüyor, çocuklar öldürülüyor, çocuklar güvencesizleştiriliyor ve sistematik biçimde geleceksizleştiriliyor. Bu yüzden 23 Nisan’a girerken birçok aile, bayram coşkusunu hissedemiyor; kimi endişe ve korku içinde, kimi ise evlat acısıyla yas tutuyor. Türkiye’de çocuk emeği münferit bir sorun olmaktan çıkmış, yapısal bir emek rejiminin parçası haline gelmiştir. Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) aracılığıyla çocuklar, eğitim adı altında erken yaşta işgücü piyasasına yönlendirilmekte; haftanın 4-5 günü üretim alanlarında çalıştırılarak eğitimden koparılmaktadır. 2025 yılı içerisinde en az 94 çocuk, iş cinayetlerinde yaşamını yitirmiştir. Bu veri, yalnızca bir istatistik olmanın ötesinde; çocukluğun sistemli biçimde yok sayıldığının en ağır kanıtıdır. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), çocuk işçiliğini çocuğun eğitim hakkını ortadan kaldıran ve gelişimini zedeleyen tüm çalışma biçimleri olarak tanımlar” dedi.
Karasu, şunları söyledi:
“UNICEF, çocuk emeğini fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişime yönelen temel tehditlerden biri olarak değerlendirir. Avrupa Konseyi ise çocukların erken yaşta işgücüne yönlendirilmesini modern sömürünün kurumsallaşmış biçimi olarak ifade eder. Bu bilimsel ve uluslararası çerçeve, çocuk emeğinin yalnızca bugünü değil, toplumun geleceğini de karartan bir yapı olduğunu açıkça ortaya koyar. Bugün Türkiye’de çocuklar atölyelerde, sanayi sitelerinde, tarım alanlarında, kimyasal üretim tesislerinde; çırak, stajyer, kursiyer ya da MESEM öğrencisi adı altında ağır koşullarda çalıştırılmaktadır. Her kaybın ardından “kader”, “fıtrat” gibi ifadelerle sorumluluk örtülmeye çalışılsa da gerçek açıktır: Bu tablo, tercih edilen AKP politikalarının sonucudur. Milli Eğitim Bakanı’nın geçen sene; “erken yaşta beceri yönlendirmesi” yaklaşımı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın çocuk işçiliğiyle mücadele söylemi arasındaki çelişki, iktidarın çocuk emeğine yaklaşımını açık biçimde ortaya koymaktadır. Bir yanda çocuklar üretim sürecine çekilirken, diğer yanda mücadele söylemi dile getirilmektedir. Bu yaklaşım, çocukları koruyan bir anlayış yerine, onları ucuz emek kaynağına dönüştüren bir yönelimi işaret etmektedir. Çocuklarımız, üretim bandının bir unsuru olarak görülemez. Çocuğun korunması, sosyal politikanın ötesinde, devletin varlık nedenlerinden biridir. Eğitimden koparılan her çocuk, yoksulluğun kuşaklar boyunca sürmesine zemin hazırlar. Kamusal koruma zayıfladığında yalnızca çocuklar değil, toplumun bütünü zarar görür. Cumhuriyet Halk Partisi olarak açık bir irade ortaya koyuyoruz”
Kaynak:Haber Merkezi

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.