Psikolojiye göre kendi kendine konuşmanın anlamı açıklandı
Evde yalnızken, yürürken veya önemli bir karar vermeye çalışırken kendi kendine konuşmak birçok insanın zaman zaman yaptığı bir davranış. Bazıları bunu farkında olmadan gerçekleştirirken bazıları düşüncelerini yüksek sesle ifade ederek daha kolay toparladığını hissediyor. Psikoloji alanında self-talk olarak bilinen bu alışkanlık, sanılanın aksine tek başına bir ruh sağlığı sorununun işareti değil. Hatta belirli durumlarda dikkat, planlama ve duyguların düzenlenmesi açısından faydalı olabiliyor.
Psikologlar açıkladı
Kendi kendine konuşmak, insanların düşüncelerini düzenlemek ve günlük yaşamda karşılaştıkları durumları değerlendirmek için kullandığı yöntemlerden biri. Bu davranış bazen iç ses şeklinde gerçekleşirken bazen de kişinin düşüncelerini duyulabilecek biçimde dile getirmesiyle ortaya çıkıyor.
Psikoloji araştırmalarında kendi kendine konuşmanın farklı türleri inceleniyor. Özellikle kişinin kendisine verdiği talimatlar, yaptığı değerlendirmeler ve cesaretlendirici ifadeler, davranışlarını yönlendirmesinde rol oynayabiliyor.
Ancak bu alışkanlığın anlamı, konuşmanın içeriğine ve hangi koşullarda gerçekleştiğine göre değişiyor.
1. Düşünceleri düzenlemeye yardımcı olabiliyor
İnsanlar karmaşık bir problemle karşılaştıklarında bazen ne yapmaları gerektiğini kendi kendilerine anlatıyor.
Örneğin yapılacak işleri sıraya koymak, bir sorunun çözüm aşamalarını belirlemek veya önemli bir konuşmaya hazırlanmak için düşünceleri sesli ifade etmek, bilgilerin daha düzenli değerlendirilmesine yardımcı olabiliyor.
Bu tür konuşmalar psikolojide kişinin kendi davranışlarını yönlendirmesiyle ilişkilendiriliyor.
Özellikle birden fazla aşamadan oluşan görevlerde, yapılacakları sesli şekilde sıralamak dikkatin korunmasını kolaylaştırabiliyor.
2. Dikkati toplamak için kullanılabiliyor
Kendi kendine konuşmanın dikkat üzerindeki etkisi, bilişsel psikolojide araştırılan konular arasında yer alıyor.
Örneğin bir nesneyi ararken adını yüksek sesle söylemek, bazı koşullarda görsel arama performansını destekleyebiliyor.
Bunun nedeni, söylenen kelimenin kişinin dikkatini aradığı nesnenin özelliklerine yönlendirmesine yardımcı olabilmesi.
Ancak bu etki her görevde aynı şekilde görülmüyor. Kendi kendine konuşmanın faydası, yapılan işin niteliğine ve konuşmanın içeriğine göre değişebiliyor.
3. Stresli anlarda duyguları düzenlemeyi kolaylaştırabiliyor
İnsanlar zor bir durumla karşılaştıklarında kendilerine sakin olmalarını veya belirli bir adımı izlemelerini hatırlatabiliyor.
Örneğin önemli bir görüşmeden önce kişinin kendisine "Sakin ol, önce anlatacaklarını sıraya koy" demesi, duygularını ve davranışlarını düzenleme çabasının bir parçası olabiliyor.
Psikoloji araştırmalarında özellikle kişinin kendisine ismiyle veya ikinci tekil şahısla hitap etmesinin, bazı durumlarda yaşadığı olaya daha mesafeli bakmasına yardımcı olabildiği inceleniyor.
Bu yaklaşımın her insanda aynı etkiyi oluşturduğu söylenemese de duygusal değerlendirme açısından yararlı olabileceğine ilişkin bulgular bulunuyor.
4. Özgüveni destekleyen bir alışkanlık olabiliyor
Kendi kendine konuşmak bazen kişinin kendisini cesaretlendirmesi şeklinde ortaya çıkıyor.
Özellikle spor, sınav veya performans gerektiren etkinliklerde kullanılan olumlu ve yönlendirici ifadeler, motivasyonu ve göreve odaklanmayı destekleyebiliyor.
Ancak yalnızca olumlu cümleler söylemek, başarıyı garanti etmiyor. Gerçekçi hedefler belirlemek ve uygulanabilir bir plan oluşturmak da önem taşıyor.
Kişinin kendisine sürekli gerçekçi olmayan telkinlerde bulunması yerine, somut davranışlara odaklanan ifadeler kullanması daha işlevsel olabiliyor.
5. Karar verirken farklı seçenekleri değerlendirmeyi sağlayabiliyor
Bazı insanlar önemli bir karar öncesinde seçenekleri kendi kendilerine sesli şekilde karşılaştırıyor.
Bu davranış, düşüncelerin daha somut hale gelmesine ve olası sonuçların değerlendirilmesine yardımcı olabiliyor.
Örneğin bir alışveriş kararı verirken ürünlerin avantajlarını ve dezavantajlarını sesli biçimde sıralamak, kişinin önceliklerini fark etmesini kolaylaştırabiliyor.
Bununla birlikte sürekli aynı düşünceleri tekrarlamak ve bir karara ulaşamamak farklı bir durum. Özellikle olumsuz düşüncelerin tekrar tekrar zihinde dönmesi, psikolojide ruminasyon olarak adlandırılan süreçle ilişkili olabiliyor.
6. Çocukluk döneminden gelen doğal bir davranış
Kendi kendine konuşmak yalnızca yetişkinlerde görülmüyor. Çocukların oyun oynarken veya bir görevi yerine getirirken yaptıklarını sesli biçimde anlatmaları, gelişim psikolojisinde uzun süredir inceleniyor.
Psikolog Lev Vygotsky'nin çalışmalarında özel konuşma olarak ele alınan bu davranış, çocukların düşüncelerini ve hareketlerini yönlendirmeleriyle ilişkilendiriliyor.
Örneğin bir çocuk yapboz tamamlarken hangi parçayı nereye yerleştireceğini sesli şekilde söyleyebiliyor.
Gelişim sürecinde bu tür konuşmaların bir bölümü zamanla içsel konuşmaya dönüşebiliyor.
Kendi kendine konuşmak yüksek zekâ belirtisi mi?
Kendi kendine konuşan insanların daha zeki olduğuna yönelik iddialar zaman zaman gündeme geliyor. Ancak bilimsel araştırmalar, bu davranışın tek başına yüksek zekâyı gösterdiğini ortaya koymuyor.
Kendi kendine konuşmak, bazı görevlerde dikkat ve düşünce düzenleme açısından yararlı olabilse de kişinin zekâ düzeyini belirlemek için kullanılabilecek bir ölçüt değil.
Bu alışkanlık farklı yaş gruplarında ve farklı bilişsel özelliklere sahip insanlarda görülebiliyor.
Dolayısıyla kişinin kendi kendine konuşması, doğrudan üstün zekâya veya herhangi bir kişilik özelliğine işaret etmiyor.
Ne zaman dikkat edilmesi gerekiyor?
Kişinin kendi düşüncelerini bilerek yüksek sesle ifade etmesi ile dışarıdan geliyormuş gibi algıladığı sesler duyması aynı durum değil.
Kendi kendine konuştuğunun farkında olan ve bunu düşüncelerini düzenlemek amacıyla yapan kişilerde bu davranış genellikle olağan kabul ediliyor.
Ancak kişinin başkalarının duymadığı sesleri dışarıdan geliyormuş gibi duyması, bu seslerin korkutucu veya tehdit edici olması ya da günlük yaşamını olumsuz etkilemesi durumunda bir ruh sağlığı uzmanından değerlendirme almak önemli.
Benzer şekilde kendi kendine konuşmaya yoğun kaygı, belirgin sıkıntı veya günlük işlevsellikte bozulma eşlik ediyorsa profesyonel destek faydalı olabilir.
Psikolojide asıl önemli olan konuşmanın içeriği
Kendi kendine konuşmanın olumlu veya olumsuz etkileri, büyük ölçüde kişinin kendisine nasıl hitap ettiğine bağlı olabiliyor.
Yapıcı, gerçekçi ve çözüm odaklı ifadeler bazı durumlarda düşüncelerin düzenlenmesini kolaylaştırırken sürekli kendini suçlayan ve aşağılayan ifadeler olumsuz duyguları güçlendirebiliyor.
Bu nedenle psikoloji açısından önemli olan yalnızca kişinin kendi kendine konuşup konuşmadığı değil, bu davranışın hangi amaçla gerçekleştiği ve günlük yaşamını nasıl etkilediği.
Kendi kendine konuşmak çoğu zaman insan zihninin düşünceleri düzenlemek, sorunları çözmek ve davranışları yönlendirmek için kullandığı doğal yöntemlerden biri olarak değerlendiriliyor.
Kaynak:Haber Merkezi
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.