FON CEMAATİ

Ülkemizde yaşanan fon krizi en basit ifadesiyle; milletin güvenerek devlet yönetimini emanet ettiği bazı kimselerin kendilerine güvenenlerin hakkına göz dikmesidir; bir nevi emanete ihânettir. Bu durum aynı zamanda sosyolojik ve politik bir sistemik krizin dışa vurumudur/kabından taşmasıdır.
Yaşananlar şüphesiz sadece bu hükümete özgü bir durum değildir. Benzeri olayların örneğini geçmiş yönetimlerin hemen tamamında görmek mümkündür. Mehmet Moğultay dönemindeki yargıdaki kadrolaşma ve bu kadrolaşmanın yine kendisi tarafından itiraf edilmesi bu örneklerden sadece birisidir.
Fertlerden oluşan gruplar, toplumlar ve devletler de birey davranışlarına benzer davranışlarda bulunurlar. Bu davranışlarda hâkim olan unsur çıkar/menfaat odaklılıktır. Eşitlik, demokrasi vs. gibi klişe sözlerle yönetime gelen siyasî parti yöneticilerinin önemli bir kısmı bir müddet sonra halka vadettiği hizmetleri unutup kendilerine ve yakınlarına çalışmaya başlarlar. Diğer insan birliktelikleri gibi dinî cemaatlerde de bu davranış benzerliğinin örnekleri pek çoktur. “Hayır hasenat” düşüncesiyle bir araya gelen -en azından sözde- insanlar bir müddet sonra bu hayır hasenat işlerinde kullandıkları araçları (para, makam vs.) amaç hâline getirirler; aracın amaçsallaşması durumu yaşanır. Tüm bu süreçlerin sonunda da sosyolog Robert Michels’in bir asırdan uzun bir süre önce kavramsallaştırdığı "Oligarşinin Tunç Yasası"nın (Iron Law of Oligarchy) kusursuz bir tezahürü durmaktadır. Michels’in bu ünlü yasası kısaca şunu söyler: Söylemi veya iddiaları ne olursa olsun, bir kurumsal yapı büyüdükçe ve karmaşıklaştıkça karar alma yetkisi kaçınılmaz olarak küçük, ayrıcalıklı bir elit grubun (oligarşi) elinde toplanır. Yaşadığımız fon krizi işte tam da bu sosyolojik mekanizmanın Türkiye'deki güncel resmidir.
Finansal sistemler kâğıt üzerinde kamusal denetime, mevzuata ve şeffaflığa tâbidir. Ancak uygulamada, karar vericiler ile kaynağı sağlayanlar arasındaki mesafe büyüdükçe, denetim mekanizmaları aşınır. Fon krizinin kalbinde yer alan yapı tam da böyle bir elit ağıdır: Devletin imkânları bu elit ağda yer alanların bireysel çıkarları için kullanılmıştır/işlevsizleştirilmiştir. “Doğru”yu unutan insanoğlu/insan birliktelikleri bir süre sonra “kendi doğruları”nı inşa eder. Kendilerine göre inşa ettikleri doğrular genelin değil küçük bir azınlığın çıkarını öncelediğinden dolayı ortaya çıkan kaçınılmaz zararın külfetini, büyük oranda, geneli oluşturan halk kesimi çeker.
Çözüm aslında çok basit ama bir o kadar da zor. Bize liyakâtten çok daha fazla güzel ahlâklı/dürüst bireyler ve bu bireyleri denetleyecek şaşmaz bir hukuk sistemi lâzım.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Münir ALICI Arşivi

“KÜRT KADIN FIKRASI”

09 Haziran 2026 Salı 10:39