Yavuz Selim Gül

Yavuz Selim Gül

KİTAP-KÜTÜPHANE VE NUMAN EFENDİ

30 Mart-5 Nisan günlerini kapsayan hafta Kütüphaneler Haftası olarak kabul edilir. Bu vesileyle birkaç gün önce Sivas’ta da bazı faaliyetler gerçekleşti. 30 Mart 2026 Pazartesi günü Numan Efendi Halk Kütüphanesinde de bir söyleşi icra edildi. Mehmet Şarkışla ve Yaşar Abanus tarafından ortaklaşa yapılan söyleşide tarihi bir mekân olan Numan Efendi Halk Kütüphanesi’nin (eski adıyla Sanayi Mektebi Müzesi) tarihçesi, ardından Numan Efendi’ye dair konuşuldu. Söyleşinin son kısmında ise kitap ve kütüphane hakkında konuşuldu.

Sivas tarih boyunca birçok hadiseye ve medeniyete şahitlik etmiş canlı bir mekandırHitit medeniyeti ve Roma medeniyetinin ardından 1071 Malazgirt Zaferi ile bu şehre Türk mührü vurulmuştur. Bir tarafında Danişmentli, diğer tarafında Mengücekli beyliklerinin hüküm sürdüğü bu coğrafya Anadolu Selçuklu Devleti’nin önemli bir ticaret şehri olmuştur. Her ne kadar 1243 Kösedağ Savaşı ile Moğol istilasına uğrasa da bu yüzyılın sonlarına -birbirine yakın tarihlerde inşa edilen- medreseleri ve şifahanesi ile bu şehir bir ilim irfan yurdu olmuştur. Bu ilim faaliyetlerinin temelinde ekonomik zenginlik yatmaktadır. Zira 13. Yüzyıl sonlarında Akdeniz Cenevizliler tarafından işgal edilince ticaret trafiği Anadolu içlerine kaymış, özellikle Sivas bu tarihlerde bir transit geçiş sahası olmuştur.

1398’de Osmanlı hakimiyetine giren Sivas’ta Osmanlı Klasik Dönem’de Selçuklu medreselerine ilave olarak 7 kadar medrese daha inşa edilmiştir. Bugün yerinde yeller esen bu medreselerden biri de Zaralızadeler tarafından yaptırılan İhsaniye Medresesidir.

19. Yüzyıl hem dünya tarihinde hem de Osmanlı’da büyük değişim ve dönüşümlerin yaşandığı yüzyıl olmuştur. İlber Ortaylı’nın değimiyle “19. Yüzyıl Osmanlı’nın kabuk değiştirdiği bir yüzyıl”dır. Hemen her alanda yapılan bu yeniliklerden Sivas da nasibini almıştır. Tanzimat reformlarının uygulamaları -biraz geç de olsa- Sivas’ta da görebiliriz. Yeni kurum binaları, Sivas İdadisi, Darülmuallimin, Askeri Rüşdiye, Gureba Hastanesi, Sanayi Mektebi, Numune Çiftliği, modern iptidai ve rüştiyeler (ilk ve orta okullar) … bunlardan birkaçıdır. Haliyle diyebiliriz ki: Sivas Tanzimat Devri’nde değişime açık bir şehir olmuştur. Üstelik bu hasletini Cumhuriyet Devri’nde de devam ettirmiştir. “Sivas değişime kapalı bir şehirdir” ön yargısı doğru değildir.

Numan Efendi, Sivas’ın kadim ailelerinden Sarıhatipzadeler’e mensuptur. Bu aile 400 yıl kadar önce Sivas’a iskân edilmiştir. Uzun yıllar boyunca şair, nasir ve âlim yetiştirmiştir. Üstelik birçok bireyi Ulu Cami’de imamlık, hatta bazıları Sivas müftülüğü görevlerinde bulunmuştur. Kongre döneminin renkli siması Müftü Abdurrauf Efendi ve Türk Halk Müziğinin kilometre taşlarından Muzaffer Sarısözen bu aileye mensuptur.

Nûman Efendi, 1692 veya 1696 yılında Sivas’ta doğmuştur. Babası şair, müderris, müftî ve Ulu Cami’nin mütevellîlerinden Şeyh Ahmed Hamdi Efendi, annesi ise Köprülü sülalesine mensup Aişe Hatun’dur. Buruciye Medresesi’nde eğitimini tamamlayan Numan Efendi, Şifaiye Medresesi’nde müderrislik yaptı, dersler okuttu. Nakibü’l Eşraf müessesesinin Kaymakamlığı ve Sivas Müftülüğü görevlerinde bulunmuştur. Hatta arşiv kayıtlarındaki 20 Haziran 1747 tarihli bir “Buyuruldu”dan öğrendiğimize göre bu görev çerçevesinde Sivas Valisi Kesriyeli el-Hac Ahmet Paşa ile birlikte ordu kadısı sıfatı ile İran’a elçi olarak gitmiştir.

Numan Efendi, halk arasında “Yılancık Evliyası” olarak da tanınmaktadır. Buna göre yılancık hastalığına yakalananlara Numan Efendi’nin dua okuduğu ve bu hastaların şifa bulduğu rivayet edilmektedir. Numan Efendi’nin vefatından sonra da halk, yılancık hastalığının tedavisi için kabrini ziyaret etmeye devam etmiştir.

Kabrinin bulunduğu hazirede düz bir taş üzerinde yılan şeklinde kıvrımların bulunması ve bu hazirenin güneydeki giriş kapısının üzerindeki Arapça-Farsça karışık olarak yazılmış olan “Yâ hafiyye’leltâf neccinâ mim[n]mârin nehâf” (Ey lütufları gizli olan, korktuğumuz yılandan bizi koru) şeklindeki dua cümlesi, halkın Numan Efendi’nin bu hastalıkla ilgili bir veli olduğu inancını kuvvetlendirmektedir. Hazirede bulunan iç içe geçmiş helezonik kıvrımların, yılana benzemesinin dışındaki bir özelliği de üzerine dökülen suyun birbirine karışmadan iki farklı yere dökülmesidir. Bu yönüyle Numan Efendi’nin “Mecmau’l-Bahreyn” yani iki okyanusun birleştiği yer ve kaynak konumunda zahirî ve batınî ilimlerde bir bilgi kaynağı olduğu şeklinde yorumlanmaktadır.

Numan Efendi, Arapça ve Farsçaya bu dillerde şiir yazacak kadar hâkim birisidir. Nûman Efendi’nin dini ve tasavvufi eserlerinin yanı sıra müstakil bir mirâciyesi, Abdülvehâb Gâzi Mersiyesi ile bazı gazel ve kasideleri de mevcuttur. 1768’de Sivas’ta vefat etmiştir.

Osmanlı kütüphanelerinin en eskileri Saray Kitaplıkları'dır. Sonra bunları Bey, Paşa konaklarındaki özel kitaplıklar kovalamıştır. Bursa, Edirne, Amasya, Konya, Manisa, Sivas gibi birçok Anadolu şehirlerinde ve Rumeli'de pek çok kitaplıklar kurulmuştur. Zamanla bu özel kitaplıklar Vakıf Kitaplıkları halini almıştır. Sivas’ta Osmanlı Dönemi’nde özellikle medreselerin bünyesinde kütüphanelerin olduğu bilinmektedir. Sahibiye / Gök ve Buruciye medreselerinde bulunan kitapların zenginliğinden kaynaklar bahsetmektedir. Medreselerin dışında özellikle şahsi kütüphanelerin mevcudiyeti yadsınamaz. Bu noktada Sivas’ın değerlerinden 18. Yüzyılda yaşamış olan Sarı Hatipzâde Nu’mân Sâbit Efendi, kütüphanecilik tarihimiz açısından kıymete değerdir.

1759-1761 arasında Cami-i Kebir’in batı yönünde bulunan konağının hemen yanına kâgir ve üzeri kubbeli bir bina yaptırarak, kendisine ve aile büyüklerine ait tüm kitapları bu kütüphanede ilim erbabının istifadesine sunmuştur.

Numan Efendi’nin 1180/1767 yılında tesis ettiği bu kütüphanenin Sivas’ta kurulmuş ilk vakıf kütüphanesi olduğu belirtilmektedir. 31 Mart 1767 tarihinde bir vakfiye hazırlatmış ve kütüphaneye akar olarak 57 adet dükkân, 4 adet değirmen, 1 adet hamam, 2 adet çiftlik, 1 han ile 1 bostanın gelirlerini vakfedilen Numan Efendi Kütüphanesi’ne tahsis edilmiştir.

Numan Efendi’nin kârgir ve üzeri kubbeli bir şekilde yaptırdığı kütüphanenin kapısı üzerinde adi taşa kazılmış kitabede şu tarih manzumesi yazılıdır: Cenâb-ı Hazret-i Nu’mân Efendi müftî-i zî-şân / Binâ etdi rızâullah içün ecrin vire Subhân. Tamâm oldukda Fehmî noktadâr ile didüm târîh / Kütübhâne mükemmel oldı mes’ûd eylesün Rahmân 1172/1758.