Eyüp YENEROĞLU
Ahlakın Omurgası
İyi, Doğru ve Güzel
Ahlak, yalnızca doğruyu bilmek değildir.
Yalnızca iyi niyet taşımak da değildir.
Yalnızca güzel görünmek ise hiç değildir.
Ahlak, insanın içinde birbirini taşıyan üç büyük eksen üzerine kurulur: iyi, doğru ve güzel.
Bu üçü birbirinden koptuğunda insan da dağılır.
Çünkü iyi olup doğruyu kaybeden, zamanla duygusallığa savrulur. Doğru olup güzeli kaybeden, katılaşır. Güzel olup iyiyi ve doğruyu kaybeden ise yalnızca gösteri üretir.
Demek ki ahlak, bu üç eksenin birlikte ayakta kalma sanatıdır.
İyi Nedir
İyi, sadece zarar vermemek değildir.
İyi, insanın kendinden başkasını da hesaba katabilmesidir. Başkasının acısını görmesi, yükünü fark etmesi, hakkını teslim etmesi, elindeki imkânı sadece kendisi için kullanmamasıdır.
Bu yüzden iyilik, bir duygu inceliği olduğu kadar bir karakter meselesidir.
Merhametle ilgilidir.
İnsafla ilgilidir.
Cömertlikle ilgilidir.
Başkası için yer açabilmekle ilgilidir.
Ama burada önemli bir tehlike vardır. İyi olmak, bazen zayıf olmakla karıştırılır. Oysa iyilik, zayıflık değildir. İyilik, gücü hoyratlığa çevirmemektir. İmkânı taşkınlığa dönüştürmemektir. Kendi varlığını başkasının daralması üzerine kurmamaktır.
İyi insan, sadece yumuşak insan değildir. İçinde adalet taşıyan insandır.
Doğru Nedir
Doğru, yalnızca bir bilgi meselesi değildir.
Doğru, hakikate sadakat meselesidir. İnsan işine geleni değil, olanı kabul edebiliyorsa; kendi lehine olanla değil, gerçek olanla bağ kurabiliyorsa; orada doğruluk başlar.
Bu yüzden doğru, zihinle ilgilidir ama sadece zihinle ilgili değildir.
Doğru olmak, hakikati çarpıtmamaktır. Sözün yerini değiştirmemektir. Görmek istemediğini yok saymamaktır. Kendi tarafını büyütmek için gerçeği eğip bükmemektir.
İnsan bazen iyi niyetli olabilir ama doğru olmayabilir. Yanlış bir şeyi duygusal bir samimiyetle savunabilir. Bazen de hakikati bilir ama onu taşımaya cesaret edemez. Çünkü doğru olmak, sadece bilmek değil; bildiğinin sorumluluğunu üstlenmektir.
Doğruluk burada ağırlaşır. Çünkü hakikat çoğu zaman insanı rahat ettirmez; sınar.
Güzel Nedir
Güzel, ahlakın en çok ihmal edilen tarafıdır.
Çünkü birçok insan ahlakı sadece doğruyla ve iyiyle kurar. Oysa güzel kaybolduğunda, doğru sertleşir; iyi ise kabalaşır.
Güzel, insanın üslubudur biraz da. Tavrındaki incelik, sözündeki ölçü, davranışındaki zarafet, başkasına dokunurken gösterdiği dikkat.
Ama güzel de sadece estetik bir süs değildir. İnsanın iç düzeninin dışarıya yansıyan ahengidir.
Bir insan doğruyu savunabilir; ama kırıp dökerek savunabilir. İyilik yapabilir; ama karşısındakini ezerek yapabilir. Haklı olabilir; ama hoyrat olabilir. İşte burada güzellik devreye girer. İnsana yalnızca ne yapacağını değil, nasıl yapacağını da öğretir.
Güzel, ahlakın sesi yükselmeden de etkili olabilmesidir.
İyi Olup Doğru Olmamak
Bazen insan iyi olmak ister ama doğruya sadık kalmaz.
Duygularıyla hareket eder. Merhameti ölçüsüzleşir. Şefkati adaleti gölgeler. Yakınını korumak isterken hakkı örter. Acımak isterken yanlışı meşrulaştırır.
İşte burada iyilik, kendi sınırını kaybeder.
Çünkü iyi, doğruyla birlikte taşınmadığında zaafa dönüşebilir. İnsan bazen kötülük yapmadığını sanarak kötülüğe alan açar. Bazen yumuşak davrandığını sanarak adaleti zedeler. Bazen kalp kırmamak isterken hakikati kırar.
Bu yüzden iyilik tek başına yetmez. İyinin ayağını doğruluk sabitlemelidir.
Doğru Olup Güzel Olmamak
Bugünün en büyük sorunlarından biri de budur.
İnsanlar doğruyu savunduklarını söylüyor; ama o doğruyu öyle bir dille, öyle bir sertlikle, öyle bir kibirle taşıyorlar ki hakikat bile onların elinde itici hale geliyor.
Doğru, güzeli kaybettiğinde taşlaşır.
Söz sertleşir.
Üslup kabalaşır.
Haklılık hoyratlaşır.
İnsan, doğruyu söylediğini düşünür; ama aslında kendi öfkesini konuşturur. Hakikati savunduğunu zanneder; ama karşısındakini ezmekten aldığı gizli hazzı besler.
Oysa güzellik, doğruyu zayıflatmaz. Onu insanileştirir. Hakikati eğip bükmeden, kırıp dökmeden taşımayı mümkün kılar.
Güzelin olmadığı yerde doğruluk, çoğu zaman merhametsiz bir hükme dönüşür.
Güzel Olup İyi ve Doğru Olmamak
Bir başka tehlike de budur.
İnsan bazen güzeli sever; ama yalnızca görünüşte… Üslubu düzgündür, cümlesi zariftir, tavrı ölçülüdür; fakat içinde ne iyilik vardır ne de doğruluk. Böyle bir güzellik, sadece ciladır.
Bugün bunun da çok örneği var. Kibar ama adaletsiz insanlar… Nazik ama menfaatçi insanlar… Dili yumuşak ama niyeti sert insanlar…
Burada güzellik, ahlakın parçası olmaktan çıkar; karakterin üzerini örten estetik bir perdeye dönüşür.
Demek ki güzel de tek başına yetmez. Güzel, iyiyle derinleşmeli; doğruyla kök salmalıdır. Aksi halde yalnızca görünüş üretir.
Üçünün Birlikte Kurduğu İnsan
Ahlaklı insan, sadece iyi insan değildir.
Sadece doğru insan da değildir.
Sadece zarif insan ise hiç değildir.
Ahlaklı insan, iyiyi doğrulukla taşıyan, doğruluğu güzellikle ifade eden insandır.
Yani başkasını ezmeden hakikati savunabilen… Hakikati kaybetmeden merhamet gösterebilen… Güzel görünmek uğruna doğruluktan vazgeçmeyen… Doğruyu söylemek bahanesiyle hoyratlaşmayan insan…
İşte ahlak burada olgunlaşır.
İyi, kalbi korur.
Doğru, zihni korur.
Güzel, üslubu korur.
Bu üçü birleştiğinde insan sadece davranış üreten biri olmaz; şahsiyet sahibi biri olur.
Bugünün Kırılması
Bugün bu üç eksen birbirinden kopmuş durumda.
İyilik, çoğu zaman duygusal bir rahatlama biçimine dönüştü. Doğruluk, çoğu zaman ideolojik sadakate indirgendi. Güzellik ise gösterişe, imaja, dış estetiğe hapsedildi.
Bu yüzden iyi olan doğruyu taşımıyor.
Doğruyu savunan güzel kalamıyor.
Güzel görünen ise çoğu zaman iyi ve doğru olmuyor.
insanımiz burada parçalanıyor. İçeride başka, dışarıda başka. Söylemde başka, niyette başka. Görünüşte zarif, ilişkide sert. Haklı ama hoyrat. Merhametli ama ölçüsüz…
Ahlak krizi tam da bu kopuşta derinleşiyor.
Sonuç
İyi, doğru ve güzell
Bunlar birbirinden ayrı üç süs kelime değildir. Ahlakın üç büyük direğidir.
İyi olmadan insan başkasına karşı sertleşir.
Doğru olmadan hakikatten kopar.
Güzel olmadan kabalaşır.
Bu yüzden ahlak, yalnızca yanlış yapmamak değildir. İyiye yönelmek, doğruya sadık kalmak, güzeli incitmemektir.
İnsanı gerçekten insan yapan da budur.
Çünkü bazı insanlar doğrunun içinde sertleşir.
Bazıları iyiliğin içinde dağılır.
Bazıları güzelliğin içinde kaybolur.
Ama ahlaklı insan, bu üçünü bir arada taşımayı öğrenir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.