Ahmet Süreyya DURNA

Ahmet Süreyya DURNA

SORUMSUZ EBEVEYNLER

"Biz yaşamadık/yaşayamadık, bize o ortamı sağlayan olmadı" diyerek, fütursuzca çocuklarının sevgi cıvatalarını iyice gevşeten anne ve babalar vardır toplum hayatımızda. Sayıları da gün be gün çoğalmaktadır maalesef!

Bunlar, pek farkına varamadıkları bu menhus düşünceleriyle sadece kendilerine ve çocuklarına zarar vermekle kalmıyorlar, başkalarının canını yakmaya ve hayatını karartmaya da sebep teşkil ediyorlar aynı zamanda.

Oysa her şeyin mutlaka bir sınırı ve bir ölçüsü vardır. Haddini aşan davranışların zıddına inkılap edeceği aşikârdır. İnancımızda ve geleneğimizde ifrat ve tefrit olayı, tasvibin ötesinde anormal davranışlardan sayılmıştır daima. Onun için vasat çizgi (orta yol), Peygamberî bir tavsiye hükmündedir bizlere.

Yakın çevremizde ziyadesiyle görmek mümkündür, söz konusu aileleri. Ne dostluklarından ne akrabalıklarından ne de komşuluklarından emin bulunmadığımız aileler...

"Hu komşu, akşam oturmaya geleceğiz" şeklinde telefon açan böylesi hüviyete haiz ailelere, sırf çocuklarının şımarıklığı ve haşarılığı yüzünden sıcak bakmayan insanlara şahidim defalarca.

"Keşke gelmeseler" diyenlere de, "Yahu o çocukla oturmaya mı gidilir" tepkilenmesiyle rahatsızlık belirtenlere de çok rastlamışımdır. Hatta; "Çocuklu bir aile geleceğine, çocuksuz on aile gelsin arkadaş!" ifadesiyle gönülsüzlük şerhi koyanlara da...

Yanlış anlaşılmasın buradaki reaksiyon, bizatihi çocuğun mevcudiyetine yönelik değil, ebeveynlerin aşırı oranda takipsizliğine ve ilgisizliğinedir tabii.

Benim tecrübelerime ve gözlemlerime göre de haklılık payları fevkalade yüksektir.

Çünkü çoğu aileler, oturmaya gittikleri yerde çocuklarını kapıp koyuruyorlar. Kırıyor mu, döküyor mu, etrafı kirletiyor mu bakmıyorlar ve ilgilenmiyorlar. Katiyetle mübalağa yapmıyorum, dahası; annenin elinde bir örgü mili, babanın elinde ya bir tespih ya da bir telefon; kaygısızca izliyorlar öylece.

Neymiş gerekçe?

Çocuk fazla sıkıştırmaya gelmezmiş. Kalıtsal sapmalar olurmuş ileride. Müdahale vukuunda hareket kabiliyeti, manevra kabiliyeti sınırlanırmış. İma yoluyla dahi, sert şekilde bakılmazmış; aksi takdir de zihinsel hasara kapı aralarmış.

Tam da “Ört ki ölem” deyimine münhasır bir absürtlük.

Şimdi şu aymazlığa, şu görgüsüzlüğe ve şu vurdumduymazlığa ne dersiniz?

Yöresel ağızla konuşmamı bağışlayınız da; “Ulan anca sizde mi var iki sümüklü velet!” diyesi tutuyor insanın.

Ayniyle vakîdir aktardıklarım.

Şımarık velet, tedirginlik yaşayan hâne sahibinin halısına yağlı yiyecek mi dökmüş, tertemiz kırlentlere çikolata mı sürtmüş, eşyalara sair aksesuarlara zarar mı vermiş umurlarında değil; bizim sofistike (!) ailenin.

Keza ortaya konan ikramı kendileri yedirse içirse... O da yok. Zinhar nedenini niçinini sormayınız. Cevabı: “Çocuk rüştünü ispatlayamaz”mış efendim.

Hani böyleleri için Anadolu'da alay misillü; "Sanki yedi kurbanla büyütmüş", "Sanki damızlık ....n doğurduğu" derler ya...

Serpilip gelişme raddesindeyken bile, ev ortamında kılına ve teline kendileri dokunmuyorlar. Okul ortamında öğretmenlerin tatlı sert dokunmasına "zonta"lık yapıyorlar. Mahalledeyse komşuların ve büyüklerin uyarısına kulak tıkayıp, surat asıyorlar. Ayrıca bilgisayarda ne haltlar karıştırdığına dair, yakın takibe almaları üzerlerine vazifeyken göz yumuyorlar.

Sonra da o çocuğun monoton/monolog azadeliğine, sergerdeliğine, asosyal yapısıyla "tecrit" edilmişliğine hayıflanıyorlar.

Maazallah, en vahim olanıysa; onun vandallığına, uyuşturucu bağımlılığına, başkalaşmasına savrulmalarına ve seri katilliğine zemin hazırlıyorlar. Tıpkı şekil A'da görüldüğü gibi...

Anlayanlar, anlamayan derisi kalınlara anlatsınlar bizahmet!

Derkenarımdır: Benim çocuklarımın ve birincil derecede yakınlarımın, okulda öğretmenleri lüzumu halinde kulağını çekebilirler. Mahallede büyükler, gerekiyorsa müşfik eda ve iyelik modunda azarlayabilirler, uyarabilirler. Ezcümle ilgilenmelerinden dolayı şükran duyarız zat-ı alilerine.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ahmet Süreyya DURNA Arşivi

FEDAKÂR TÜRK POLİSİ

10 Nisan 2026 Cuma 09:35

GEZİ NOTLARI

06 Nisan 2026 Pazartesi 12:07

AKDENİZ NOTLARI

16 Mart 2026 Pazartesi 11:05

DİPTEN GELEN DALGALAR

04 Mart 2026 Çarşamba 13:29

ŞAFAK TAARRUZU

24 Şubat 2026 Salı 09:27

GRİ MÜSLÜMANLIK

04 Şubat 2026 Çarşamba 13:02

GEZİ NOTLARI

13 Ocak 2026 Salı 13:08

LÜZUM ÜZERİNE

23 Aralık 2025 Salı 13:02

TÜREDİ DİN BEZİRGÂNLARI

01 Aralık 2025 Pazartesi 17:11