Ahmet Süreyya DURNA

Ahmet Süreyya DURNA

DİPTEN GELEN DALGALAR

Aşığa Bağdat ırak değil can!

Maşuka kavuşmak olunca gâye, ne büyük bir sermâye. Yollar, dikenliymiş ne kıymeti var! Yollar, mayın döşeliymiş, ne çıkar! Gönül, ferman dinlemedikten sonra; boşuna zindanlar, prangalar! İşkenceler boşuna! Gül, bülbülüne hasret! Bülbül, gülüne hasret! Şur(a)da ne kaldı ki vakti visâle? Handiyse gonk vurmak üzre saatler! Mekânın eşiğinde, can çekişiyor zaman. Yeşerdikçe yeşeriyor umutlar! Bir bayram hazırlığında kehkeşanlar! Patlama safhasında tomurcuklar!

Kesin kaynak, kutsal haber yorumsuz! A canlar! Müjde gözünüz aydın, bahar gelmede bahar! Mevsimler üstü bahar…

*

Sıklaştıralım saflarımızı kenetleşelim can!

Su bile sızmasın aramızdan! Korudukça birlik ve bütünlüğümüzü, kimse aşamaz bu ses duvarımızdan! Sığ düşünmek yerine, açalım ufkumuzu! Tutsak olmasın fikrimiz dar kabukta! Nokta nokta bakalım sonsuzluğa! Vuralım mührümüzü âtiye gebe çağa! Dağa! Taşa! Ve de çorak top-ra-ğa!

*

Ey, Mukaddes davam! Kutsal müdafaam! Göğsümde taşıdığım etiketimsin! Enerjim ve hızımsın! Gökte Süreyya yıldızım! Ve her şeyimsin benim!

Âlem mi aydınlanır? Buhranlar mı durulur? Sen vücut bulmadıkça! Sen daim olmadıkça! Çekirdek mi canlanır, şenlikler mi kurulur? Sen karar kılmadıkça, sen kâim olmadıkça!

Şu ulu çınara bak! Şu öksüz pınara bak! Biri utanır olmuş gölgesinden! Biri sessizliğinden!..

Çobanımın kavalı çalmıyor yanık yanık! Nedense günaşırı ıssız yayla yolları! Sokaklarında şehvet kokuyor şehirlerin! Birer anten damlarında köylerin! Açları doyuranlar! Yoksulu kayıranlar göçüp göçüp gitmişler! Mananın membaından bir su içip gitmişler! Kaybetmiş Anadolu’m eski ihtişamını! Rabbim hayreylesin bizlerin encâmını!

*

Bir çığ uçtu içimde can!

Oynadı yer, yerinden! Bir uğultu geliyor, ah çekerek derinden! Kulak verip dinlediğim bu ses, diyor ki bana:

“At sürmüştük Karlofçanın boz kırlarına!

Senin adına!

Destanlar yazmış idik Viyana surlarına!

Senin adına!”

Tarihe tuğrasını vuran ceddim,

Böyle söylüyor ahfadına!”

Akşemseddin Veli’nin, Fatih Sultan Mehmet’in, Ulubatlı Hasan’ın, Yavuz Sultan Selim’in ve Osmanlı akıncılarının; Tuna boylarında yükselen sesidir bu! Aziz şühedâmızın, gül kokan nefesi bu!

*

Öyleyse kimden ne bekliyoruz ey can! Artık, gayr-ı ifâdeye lüzum yok! Ruhu şad olası kahraman ecdadımızın; göğüs gererek, can atarak ve kan dökerek kazanmış olduğu bu kutsal topraklarda; onların kemiklerini sızlatanlara!..

Müslüman mahallesinde salyangoz satanlara!..

Cami avlusuna kadar gelerek, hippi kılığında dans eden yamyam ve tamtamlara!..

Geçmişini inkârla gelecek neslimizin ufkunu karartanlara!..

Dünyayı kana bulayan Siyonizm’in lanetli şeytanlarına ve küresel iş birlikçi güçlerin, ucuz aparatlarına; “Duuurr!” demek gerekiyorsa, birlik platformunda toplanalım! Çağın düzenbazlarına aldanmayalım! Feraseti elden bırakmayalım!

Sözün özü, hulasa-i vel-kelam... Selam aydınlığa, sabaha selam.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ahmet Süreyya DURNA Arşivi

ŞAFAK TAARRUZU

24 Şubat 2026 Salı 09:27

GRİ MÜSLÜMANLIK

04 Şubat 2026 Çarşamba 13:02

GEZİ NOTLARI

13 Ocak 2026 Salı 13:08

LÜZUM ÜZERİNE

23 Aralık 2025 Salı 13:02

TÜREDİ DİN BEZİRGÂNLARI

01 Aralık 2025 Pazartesi 17:11

BABAM SÜLEYMAN HOCA’NIN ARDINDAN

17 Kasım 2025 Pazartesi 17:09

ŞÜKÜR BORCU

13 Ekim 2025 Pazartesi 14:54