Sivas’ın Kaybolan Ruhuna Çağrı

Sivas’a en güzel Yukarı Tekke’den bakılır. Şehzade Bayezid’in hüznü ile Abdulvahabi Gazi Hazretleri’nin huzurunun kesiştiği o vakur tepeden aşağıya süzüldüğünde, gözlerinize çarpan manzara son yıllarda çok değişti. Geniş caddeler, devasa kavşaklar ve gökyüzüne uzanan lüks binalar... Evet, Sivas fiziksel olarak büyüyor, imar ediliyor. Peki ya ruhu? O dev binaların asansörlerinde birbirine selâm vermeyen, çelik kapıların ardında yalnızlaşan bizler, bu "modernleşme" masalında neleri feda ettik acaba hiç düşündük mü ya da düşünüyor muyuz?

Eskiden Sivas, sadece bir yerleşim yeri değil; bir bilgi ve kültür şehriydi. Sokaklarında nezaket, dükkânlarında ahilik ruhu solunurdu. Şimdilerde ise binalarımız yükseldikçe, gönül soframızın bereketi mi azaldı? Komşuluklar, "bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı" olan günlerden, kapı önünde karşılaşıldığında baş çevrilen günlere evrildi.

O eski esnaf-müşteri arasındaki güven ilişkisi, yerini soğuk bir "hesap-kitap" dünyasına bıraktı. Oysa Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ve ashabının alışverişlerinde pazarlık yaptığı, bu konuda sahih hadisler ve siyer kaynaklarında örnekler bulunduğu için pazarlık yapmak sünnet olarak kabul edilmekte... Barkot sistemi ile pazarlık sünneti ortadan kalkmıştır denilmekte ama aslında karşılıklı rıza ve dürüstlükle yapılan pazarlık sünnet olup, alışverişin meşru bir parçasıdır ancak bugün uygulanmamaktadır.

Anadolu'nun kalbinde bulunan, sadece coğrafi konumuyla değil, aynı zamanda tarihi dokusuyla, doğal güzellikleriyle zengin kültürel birikimiyle büyüleyen bir şehir olarak bilinen ve tanınan Sivas yüzyıllar boyunca birçok medeniyetin etkisiyle şekillenmiş, şehrin her köşesinde, geçmişten günümüze uzanan derin izlerle dolu gelenekler, örf ve adetler neredeyse kaybolmaya yüz tutmuştur.

Selçuklu’nun görkemli mimarisinden Millî Mücadele’nin kararlılığına kadar çok güçlü bir hafızaya sahip Sivas için bu durum sadece Sivas için değil, tüm kültürel mirasımız için büyük bir kayıptır aslında.

Modernleşme ve hızlı şehirleşme, maalesef o "mahalle kültürünü", esnaf geleneklerini ve sözlü anlatıları geri plana itiyor. Ancak bu farkındalığa sahip olmak, o değerleri korumanın ilk adımıdır. Bu geleneklerin hiç değilse bir kısmını günlük hayatımıza ufak dokunuşlarla geri getirmeliyiz

Bir şehri sadece taşla, betonla, asfaltla imar etmek yetmez. Eğer komşumuzun halinden habersizsek, esnafımıza selâmı çok görüyorsak, binalarımız ne kadar yeni olursa olsun ruhumuz eskimiş demektir. Şehri güzelleştirirken, o şehrin içindeki "insanı" ihmal etmeyelim.

Gelin, Gök Medresede, Çifte Minareli Medresede, Buruciye Medresesinde, Sivas kalesinde yeniden buluşalım. Gelin, sofralarımızdaki o kadim dayanışmayı mahallemize, sokağımıza ve gönlümüze taşıyalım. Unutmayalım ki; bir şehri ayakta tutan binaların yüksekliği değil, o şehirde yaşayan insanların birbirine duyduğu hürmet ve muhabbettir.

Millî birlik ve beraberliği sağlayarak vatanına, kültürüne sahip çıkan, Cumhuriyet’in kurulmasında olduğu gibi Türkiye’nin gelişmesinde de Anadolu’nun mihenk taşı olmaya devam etmesi gereken Sivas’ın silüeti değişebilir, ama ruhu bizim elimizde. O ruhu yeniden canlandırmaya var mısınız?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Metin ÇAĞAN Arşivi

Bayram Bir "Hak Ediş" Meselesidir

19 Mart 2026 Perşembe 09:51

Ramazan Bir Uyanış Mevsimidir

24 Şubat 2026 Salı 09:05

Nefisten Kalbe Bir Köprü: Oruç

17 Şubat 2026 Salı 10:37