Metin ÇAĞAN
Sivas’ın Havalimanı Meselesi
Sivaslı olmak, sadece kapı önündeki karı küremek değildir; gökyüzündeki uçağın rotasını "tahmin etme" sanatıdır. Bizim buralarda Flightradar uygulaması (uçuş bilgilerini -konum, hız, irtifa, rota, uçak tipi gibi- anlık sunan İsveç merkezli popüler bir hava trafiği takip web sitesi ve mobil uygulamasıdır.), loto kuponu takibi gibi kullanılır. Acaba teker koyacak mı, yoksa rotayı her zamanki gibi komşuya, Kayseri’ye mi kıracak? Bu bekleyiş, modern ulaşımın değil, adeta bir "kaderciliğin" resmidir.
Nuri Demirağ Havalimanı, kâğıt üzerinde 3.811 metrelik pistiyle Türkiye’nin en uzun yollarından birine sahip. Ama gelin görün ki, o görkemli pistin uzunluğu, Sivas’ın ayazı ve Yazıbaşı’nın meşhur tipisi karşısında hükmünü yitiriyor. 1957 yılının askeri öncelikleriyle, rüzgârın ve karın en hoyrat olduğu yere kurulan bu meydan, bugün sivil havacılığın "istikrar" beklentisine yanıt veremiyor. 2026 yılına geldik; dünya Mars’a araç indiriyor, biz hâlâ Sivas semalarında bir tur atıp "Kayseri’ye yöneliyoruz" anonsuyla sarsılıyoruz.
Emek var, teknoloji nerede?
Şunu net bir şekilde ortaya koyalım: DHMİ ekiplerinin o dondurucu soğukta, gece yarısı verdiği mücadele destansıdır. Onlar pisti açmak için karla savaşırken aslında şehrin dış dünyayla bağını korumaya çalışıyorlar. Ancak mesele artık insan emeğinin sınırlarını aşmıştır. Sorun bir "kar temizleme" meselesi değil, bir vizyon ve altyapı meselesidir. Dünyanın en sert iklimlerinde, görüşün sıfıra yaklaştığı havalimanlarında uçaklar güvenle inebiliyorsa; bizde "idare ederiz" mantığının yerini artık "çözmek zorundayız" iradesi almalıdır.
Çözümün Rotası Belli
Sivas’ın bu kronik yarasını sarmak için artık palyatif (geçici) çözümlerden vazgeçilmelidir. Öncelikle mevcut iniş sistemlerinin (ILS) en üst seviyeye (CAT III) çıkarılması, navigasyon ve otomatik iniş sistemlerinin teknolojik olarak güncellenmesi bir lütuf değil, zorunluluktur. Meteorolojik analizlerin ışığında operasyonel süreçler yeniden optimize edilmeli ve belki de en önemlisi, "Hatalı yer seçimi" gerçeğiyle yüzleşilmelidir. Eğer mevcut konum sivil havacılığın geleceğini taşıyamıyorsa, daha uygun bir sahaya yeni bir havalimanı yapılması fikri artık Sivas’ın gündeminde bir "tabu" değil, bir "proje" olarak yer almalıdır. Şehir, 1950’lerin yanlış tercihine mahkûm bırakılamaz.
Sonuç: Tercih Sizin
Uzun pistlerle övünmek, eğer o piste uçak inemiyorsa sadece bir avuntudur. Bu mesele sadece bir ulaşım sorunu değildir; bu mesele sınavına yetişemeyen gencin geleceği, işini kaçıran esnafın kaybı, hastasının başına yetişemeyen evladın feryadıdır.
Sivas halkı artık gökyüzüne bakıp dua ederek değil, uçağına ve sistemine güvenerek yolculuk yapmak istiyor. Unutulmasın ki; sorun pistin uzunluğunda değil, çözüme olan mesafededir. Sivas’ın gökyüzüyle olan bu sancılı ilişkisi bir kader değil, bir tercih meselesidir. Yetkililer ya bu düğümü kararlılıkla çözecek ya da Sivaslıyı Kayseri yollarında "misafir" etmeye devam edecektir.
Karar sizin: Havalimanımız var mı diyeceğiz, yoksa havalimanımız çalışıyor mu?
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.