Metin ÇAĞAN
Sedası Güzel Olanın Sözü Tesir Eder
Kur'an-ı Kerim ve ezan, İslam'ın insanlığa sunduğu en güzel davettir. Biri Allah'ın kelâmı, diğeri o kelâma ve kulluğa çağıran mukaddes sestir. Bu iki büyük emanet, asırlardır milyonlarca gönle huzur vermiş, nice insanların hidayetine vesile olmuştur. Peki bugün biz bu emanetlere gereken özeni gösterebiliyor muyuz?
İnsan önce kulağıyla sever. Gönle giden yol çoğu zaman kulaktan geçer. Güzel bir ses, samimi bir okuyuş ve tane tane söylenen bir söz, en sert kalpleri bile yumuşatabilir. Aynı şekilde özensiz, aceleci ve ruhsuz bir okuyuş da en güzel hakikatin tesirini azaltabilir.
Kur'an-ı Kerim, Rabbimizin emriyle "tertil üzere" okunmak için indirilmiştir. Her harfin hakkı verilerek, anlamı hissedilerek ve üzerinde düşünülerek okunması istenmiştir. Çünkü Kur'an sadece bilgi veren bir kitap değildir; aynı zamanda kalplere şifa, gönüllere rahmet ve ruhlara huzur kaynağıdır. Şifa ise aceleyle tüketilmez; sindirilerek alınır.
Ne yazık ki zaman zaman bunun tam tersine şahit oluyoruz. Hatmi bir an önce tamamlamak düşüncesiyle harflerin birbirine karıştığı, tecvid kurallarının ihmal edildiği okuyuşlarla karşılaşabiliyoruz. Bazıları makam kaygısıyla lafzın tabiiliğini zedeliyor, bazıları ise sürat uğruna kelimelerin hakkını veremiyor. Oysa Kur'an'ın güzelliği sadece sesin güzelliğinde değil, doğru ve edepli okunmasındadır.
Güzel okumak yalnızca hafızlara mahsus bir meziyet değildir. Her Müslüman gücü nispetinde tecvid öğrenebilir, mahreçleri düzeltebilir ve Kur'an'ı daha bilinçli okuyabilir. Allah Teâlâ kulundan kusursuzluk değil, samimi gayret bekler. Ancak öğrenme imkânı bulunduğu hâlde gerekli özeni göstermemek, üzerinde düşünülmesi gereken bir ihmaldir.
Aynı hassasiyet ezan için de geçerlidir. Ezan, günde beş vakit semaya yükselen bir tevhid ilanıdır. "Allahu Ekber" diye başlar, "Lâ ilâhe illallah" diye tamamlanır. Her cümlesi insanı Rabbine, kurtuluşa ve huzura davet eder. Böyle ulvî bir çağrının aceleyle okunması, anlaşılmaz hâle gelmesi veya sadece yüksek ses yarışına dönüşmesi, ezanın ruhuna uygun düşmez.
Tarih boyunca güzel okunan bir ezan, sadece Müslümanları değil, farklı dinlerden insanları da etkilemiştir. Samimiyetle ve vakar içinde okunan bir ezan, çoğu zaman uzun anlatımlardan daha tesirli bir tebliğ olmuştur. İnsan bazen anlamını bilmediği bir sesi bile gönlüyle hisseder. İşte güzel kıraatin sırrı da burada gizlidir.
Bu sebeple imamlarımız ve müezzinlerimiz çok önemli bir vazife üstlenmektedir. Onlar yalnızca namaz kıldıran veya ezan okuyan görevliler değildir; aynı zamanda İslam'ın nezaketini, estetiğini ve vakarını temsil eden gönül elçileridir. Ses eğitimi, nefes kullanımı, tecvid ve kıraat konularında sürekli gelişim içinde olmaları hem cemaat hem de din hizmetleri açısından büyük önem taşımaktadır.
Elhamdülillah, Diyanet İşleri Başkanlığımız bu alanda önemli çalışmalar yürütmektedir. Kur'an-ı Kerim'i Güzel Okuma Yarışmaları, hizmet içi eğitim programları, yaz Kur'an kursları ve kıraat eğitimleri bu gayretlerin güzel örnekleridir. Bu çalışmaların daha da yaygınlaştırılması, her camide aynı hassasiyetin oluşmasına katkı sağlayacaktır. Asıl hedef, güzel kıraatin yalnızca yarışma kürsülerinde değil; mahalle camilerinde, köy mescitlerinde ve ailelerin evlerinde de hayat bulmasıdır.
Bu noktada sorumluluk sadece din görevlilerine ait değildir. Cemaat olarak bizler de Kur'an okunurken dikkatle dinlemek, ezan okunurken hürmet göstermek ve ibadetin edebini korumakla yükümlüyüz. Çocuklarımız camide ilk olarak bizim tavrımızı örnek alırlar. Kur'an okunurken konuşulan, ezan okunurken telefonla meşgul olunan bir ortam, onlarda ibadetin ciddiyeti hakkında yanlış bir izlenim bırakabilir.
Bir çocuğun hafızasında yer eden en güzel hatıralardan biri, huşû içinde dinlediği bir Kur'an tilaveti veya gönlüne işleyen bir ezandır. O sesler yıllar geçse de unutulmaz. Çünkü ses, hafızanın en güçlü emanetlerinden biridir.
Kur'an'ın ve ezanın güzelliği, İslam'ın en zarif davetidir. Bazen bir güzel kıraat, uzun konuşmaların yapamadığını yapar; gönüllerin kapısını sessizce aralar. Güzel ses tek başına yeterli değildir; fakat samimiyetle birleştiğinde sözün tesirini artırır, hakikatin gönüllere ulaşmasına vesile olur.
Bugün hepimize düşen görev bellidir: Kur'an'ı öğrenmeye devam etmek, doğru okumaya gayret etmek, ezana gereken hürmeti göstermek ve dinimizin güzelliğini en güzel şekilde temsil etmektir.
Sedası güzel olanın sözü tesir eder. Kur'an'ı da ezanı da hakkını vererek okuyalım ki sesimiz sadece kulaklara değil, kalplere de ulaşsın. Rabbimiz bizleri, kelâmına hürmet eden, onu güzel okuyup güzel yaşayan kullarından eylesin.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.