Eyüp YENEROĞLU
Devletlerin Çöküşü
Tarih bize gösteriyor ki devletler de insanlar gibi bir döngüye sahiptir: doğar, büyür ve bir gün zayıflar. Peki, bu çöküşün ardında ne vardır? 14. yüzyılın büyük düşünürü İbn Haldun, devletlerin yükseliş ve çöküşünü sosyolojik bir bakış açısıyla incelemiş ve çöküşün temel nedenlerini bize çok net anlatmıştır.
İbn Haldun’a göre her devletin temelinde güçlü bir toplumsal bağ yatar. Ona “asabiyet” denir. Asabiyet, insanların birbirine olan bağlılığı, dayanışması ve ortak amaç uğruna birlikte hareket etme yeteneğidir. Yeni kurulan devletlerde bu bağ çok güçlüdür; insanlar liderlerinin arkasında birleşir, birlikte üretir ve birlikte savunurlar. Tıpkı bir tohumun yeşermesi gibi devlet hızla büyür.
Ancak zamanla bu dayanışma zayıflar ve devletler çeşitli sebeplerle çöker. İbn Haldun, devletlerin çöküşünü şu başlıca sebeplerle açıklar:
Asabiyetin Zayıflaması:
Kurucu neslin güçlü toplumsal bağları sonraki kuşaklarda azalır. İnsanlar artık devlet için değil, kendi çıkarları için hareket etmeye başlar.
Lüks ve Refahın Artması:
Devlet güçlendikçe zenginlik ve konfor artar. İnsanlar rahat yaşama düşkün hale gelir, üretkenlik ve disiplin azalır.
Yönetimde Bozulma:
Devletin zirvesine liyakat yerine çıkar veya miras yoluyla gelen kişiler yönetimde adaletsizlik ve yolsuzluğa yol açar.
İç İsyanlar ve Dış Tehditler:
Zayıflayan devletler hem içeriden hem dışarıdan saldırılara karşı savunmasızdır. Asabiyetin azalması ordunun ve halkın gücünü düşürür.
Toplumsal Dokunun Çözülmesi:
Dayanışma ve güven duygusunun azalmasıyla bireysel çıkarlar ön plana çıkar. Ekonomi ve üretim düşer, kültür ve eğitim kurumları zayıflar; değerler kaybolur.
Çöküşün Sosyolojisi
İbn Haldun’a göre devletin çöküşü yalnızca politik bir sorun değildir; bu bir toplumsal olgudur. Devlet çökerken toplumda şu değişimler görülür:
• Dayanışma ve güven azalır: İnsanlar artık birbirine güvenmez ve toplumsal bağlar çözülür.
• Bireysel çıkarlar ön plana çıkar: Toplumda herkes kendi menfaatini düşünmeye başlar; ortak amaçlar önemini yitirir.
• Ekonomi ve üretim düşer: İş gücü ve üretkenlik azalır, kaynaklar verimsiz kullanılır.
• Kültür ve eğitim kurumları zayıflar: Bilgi ve ahlaki değerler kaybolur, toplumsal hafıza zayıflar.
Yani devletin çöküşü, aslında toplumun çökmeye başlamasıyla eş zamanlıdır. Sadece yönetim bozulmaz; toplumun her katmanı bundan etkilenir.
Günümüzde de benzer örnekleri görmek mümkün. Ekonomik krizler, gelir eşitsizliği, yolsuzluk, yönetimde liyakatsizlik ve toplumsal kutuplaşma modern devletlerin karşılaştığı sorunlardır. İbn Haldun’un öğretileri bize hatırlatıyor ki güçlü bir devlet için sadece ekonomi veya ordu yetmez; toplumsal bağları korumak, adaleti sağlamak ve üretkenliği teşvik etmek hayati önemdedir.
Devletler, tıpkı insanlar gibi doğar, büyür ve bazen zayıflar. Ama tarih bize gösteriyor ki, eğer toplumsal bağlar güçlü tutulursa ve yönetim liyakatli olursa, çöküş geciktirilebilir hatta önlenebilir. İbn Haldun’un dersleri, geçmişin ışığı olarak, bugün ve yarın için de yol göstericidir.
Kaynakça (Kitaplar)
1. İbn Haldun, Mukaddime — Turan Dursun (çev.) / Kaynak Yayınları.
2. Ahmet Hamdi Bülbül, İbn Haldun’a Göre Devlette Çöküş — İlgi Kültür Sanat Yayınları.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.