Eyüp YENEROĞLU

Eyüp YENEROĞLU

Birgün Bindirirler Ölüm Atına

İnsan Ölümü Uzak Sanıyor

Kendine yakıştırmıyor. Adını biliyor ama vaktini hep başkasına bırakıyor. Sanki biraz daha var. Sanki daha konuşulacak çok söz, yapılacak çok iş, ertelenecek çok hesap var. Sanki insan, ölümle değil de sadece hayatla meşgul olarak onu geciktirebilirmiş gibi yaşıyor.

Oysa ölüm kapıyı çalmadan önce haber vermez. Takvim sormaz. Hazır olup olmadığını dinlemez. Planlarına saygı duymaz. Biriktirdiklerine aldırmaz.

Ruhsatî’nin beyti bu yüzden tok ve ürperticidir:

Birgün bindirirler ölüm atına
Yarın iletirler Hakk’ın katına

Bu iki mısra, ölümü bir fikir gibi değil, yaklaşan bir hareket gibi kuruyor. Duran değil, götüren. Bekleyen değil, alan. Bir gün seni alıp çıkaracaklar. Ve ertesi gün, senin hakkında değil; senden sonra konuşulacak.

Asıl sarsıntı da burada başlar.

İnsan Ölümü Hep Sonraya Yazar

Bugünün insanı her şeyi planlıyor. Evi. İşi. Tatilini. Emekliliğini. Çocuğunun geleceğini. Beş yıl sonrasını. On yıl sonrasını.

Ama en kesin şeyi, en az hesaba katıyor.

Çünkü ölüm hesaba katıldığında birçok düzen bozuluyor. Hırsın ritmi bozuluyor. Biriktirme iştahı yavaşlıyor. Kibir küçülüyor. Öfke anlamsızlaşıyor. Erteleme zayıflıyor.

İnsan da bu yüzden ölümü düşünmek istemiyor. Aslında ölümden çok, ölümün dağıttığı yanılsamalardan kaçıyor. Çünkü ölüm düşünülürse, birçok şeyin aciliyeti değişecek. Birçok kırgınlık küçülecek. Birçok hırs komikleşecek. Birçok telaş anlamını kaybedecek.

Bir Gün

Ruhsatî’nin “birgün” deyişi çok büyük. Çünkü ölüm her zaman bir gün gelir. Ama o bir gün, insanın içinde hep belirsiz tutulur.

Bir gün diyoruz, çünkü bugün olmayacağını sanıyoruz. Bir gün diyoruz, çünkü yakınlığıyla yaşamak zor geliyor. Bir gün diyoruz, çünkü kesin olanı muğlaklaştırınca daha rahat nefes aldığımızı sanıyoruz.

Oysa ölümün en sarsıcı tarafı budur: Kesindir ama tarihi belirsizdir.

İnsan da tam burada gevşer. Çünkü kesin ama belirsiz olan şey, nefsin en kolay ertelediği şeydir. Nasıl olsa sonra. Nasıl olsa vakit var. Nasıl olsa daha değil.

Oysa nice insanın daha değil dediği şey, ertesi güne çıkmadı.

Ölüm Atına Bindirilmek

Bu benzetme çok sarsıcıdır. Çünkü burada ölüm sadece bir son değil, kaçınılmaz bir yolculuktur.

Bindirirler.

Yani sen kendi ayaklarınla yürümüyor da olabilirsin. Sen istemesen de çıkacaksın. Sen hazır olmasan da götürüleceksin. Senin arzun, planın, direncin, mazeretin orada hükmünü yitirecek.

İnsan hayatı boyunca birçok şeye kendi karar verdiğini sanır. Ne zaman gideceğine, ne zaman kalacağına, neyi bırakıp neyi taşıyacağına. Ama ölüm, bu vehmi tek darbede dağıtır. Çünkü orada artık seçen sen değilsin. Götürülen sensin.

Bu yüzden “ölüm atı” ifadesi sadece şiir değildir. İnsanın kontrol vehmine indirilmiş darbelerden biridir.

Yarın

İkinci mısra daha serttir:

Yarın iletirler Hakk’ın katına

Buradaki yarın kelimesi insanın bütün gevşekliğini parçalar. Çünkü ölüm çoğu zaman uzak bir son gibi düşünülür. Ama Ruhsatî araya uzun bir mesafe koymaz. Bir gün bindirilirsin. Yarın iletilirsin.

Yani aradaki zaman sandığın kadar geniş değildir. Ölümle hesap arasında uzun koridorlar yoktur. Daha dün yürüdüğün dünyadan, yarın başka bir huzura geçersin.

İnsan bunu gerçekten içine indirse, hayatındaki birçok şeyin yerini yeniden belirler. Bugün ertelenen bir özür, bugün yapılmayan bir iyilik, bugün bırakılmayan bir kibir, bugün sökülmeyen bir hırs, yarına kalır sanılır.

Oysa yarın bazen senin değil, hesabın olur.

İnsanı Asıl Gafil Kılan Şey

İnsanı ölüm bilgisinden mahrumiyet gafil kılmıyor. Ölümü soyutlaştırması gafil kılıyor. Öleceğini biliyor. Ama bunu bir bilgi gibi biliyor, bir hakikat gibi değil. Duyuyor ama yaşamıyor. Söylüyor ama iç düzenini ona göre kurmuyor.

Bu yüzden insan aynı anda hem ölümlü olduğunu kabul ediyor, hem de ölümsüz gibi yaşıyor. En büyük çelişki de burada.

Bir yandan mezarları görüyor, öte yandan bitmeyecek planlar kuruyor. Bir yandan toprağa verilenleri biliyor, öte yandan sanki kendisi kalacakmış gibi biriktiriyor. Bir yandan faniyiz diyor, öte yandan faniliğe hiç inanmamış gibi öfkeleniyor, hırslanıyor, erteliyor.

Ölüm Yakınsa Hayat Değişir

Ölüm yakın düşünülünce insan kararmak zorunda değil. Ama ciddileşmek zorunda. Çünkü yakın ölüm bilgisi, hayatı küçültmez; onu yerli yerine koyar.

Hangi sözün gerekli, hangi öfkenin lüzumsuz, hangi biriktirmenin boş, hangi ilişkinin kıymetli, hangi ertelemenin tehlikeli olduğunu gösterir.

Ölümü yakın bilen insan, hayatı daha dikkatli yaşar. Daha az savrulur. Daha az büyütür. Daha az oyalanır. Çünkü bilir ki her gün sonsuz bir birikim alanı değil; eksilen bir sermayedir.

Çağın En Büyük Kaçışı

Bugün insan ölümden kaçamıyor ama onu düşünmekten kaçıyor. Sürekli meşgul. Sürekli bir yere yetişiyor. Sürekli bir ekrana bakıyor. Sürekli bir şey planlıyor.

Çünkü durursa, bir sessizlik çökecek. Ve o sessizliğin içinde şu soru duyulacak: Nereye gidiyorsun.

İnsan bu sorudan kaçmak için yoruluyor biraz da. Çünkü bu soru eğlenceyi bozar. Konforu bozar. Kibirli yürüyüşü bozar. Sahte güveni bozar.

Ama bozmalıdır da. Çünkü bozulmayan gaflet, insanı uslandırmaz.

Asıl Soru

Bir gün bindirileceksen, neden hâlâ sanki kalacakmış gibi yaşıyorsun? Yarın iletileceksen, neden bugünü bu kadar hoyrat harcıyorsun? Kesin olan bu yolculuksa, neden hâlâ en önemli meselenin dünya içindeki küçük üstünlükler olduğunu sanıyorsun?

Belki de insanı asıl uyandıracak şey ölüm korkusu değil, ölüm yakınlığıdır. Çünkü yakın ölüm bilgisi, hayatı karartan bir gölge değil; onu ayıklayan bir ışıktır.

Ve belki de gönle bugün en çok lazım olan şey yeni bir teselli değil, sert bir hatırlatmadır:

Bir gün bindirileceksin.
Yarın iletileceksin.”

Öyleyse bugünü, sanki hep burada kalacakmışsın gibi değil; götürülecek biri gibi yaşa.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Eyüp YENEROĞLU Arşivi

Topraklar Susamış Adam Etine

14 Nisan 2026 Salı 09:35

Çok Yaşayan Yüze Kadar Yaşıyor

11 Nisan 2026 Cumartesi 10:08

Baktım iki Kişi Mezar Eşiyor

10 Nisan 2026 Cuma 09:36

Doy Deli Gönül

09 Nisan 2026 Perşembe 11:29

Yalan Dünyadan Ümidini Üz

08 Nisan 2026 Çarşamba 09:57

Uy Deli Gönül

07 Nisan 2026 Salı 09:13

Duman Çöker Serime

06 Nisan 2026 Pazartesi 09:46

Say Deli Gönül

04 Nisan 2026 Cumartesi 09:36

Hey Deli Gönül

03 Nisan 2026 Cuma 09:13

Yarılma: Petrodolar

02 Nisan 2026 Perşembe 13:53