Eyüp YENEROĞLU
Yalan Dünyadan Ümidini Üz
İnsan Dünyadan Kalıcılık Bekler
İnsan dünyadan sadece geçim beklemez.
Anlam bekler. Sadakat bekler. Huzur bekler. Kalıcılık bekler.
Kırılma da tam burada başlar.
Çünkü insan dünyanın fani olduğunu bilir ama buna rağmen ona sanki kalıcıymış gibi bağlanır. Ölümü bilir ama kendine uzak sanır. Ayrılığı görür ama kendi hayatının dışında tutar. Çürümeyi tanır ama kurduğu düzenin süreceğine inanır.
Ruhsatî’nin sertliği buradan gelir:
Şu yalan dünyadan ümidini üz
İnanmazsan bak kitaba yüz be yüz.
Buradaki çağrı, dünyayı terk et çağrısı değildir.
Dünyayı doğru yerde tut çağrısıdır.
Geçici olana sonsuzluk yüklememe çağrısıdır.
Çünkü insanı çoğu zaman dünya değil, dünyaya bağladığı yanlış ümit yıkar.
Dünyanın En Büyük Yalanı
Dünya insana açık açık yalan söylemez. Kalıcı görünerek söyler. Sabitmiş gibi davranarak söyler. Biraz daha diyerek söyler. Biraz daha kazan. Biraz daha yüksel. Biraz daha tutun.Biraz daha oyalan.
İnsan da çoğu zaman bu yalana aklıyla değil, arzularıyla inanır. Bir ev kurar, sanki yıkılmayacak. Bir ilişkiye yaslanır, sanki eksilmeyecek. Bir makama çıkar, sanki inmeyecek. Bir bedene güvenir, sanki eskimeyecek.
Oysa dünyanın yalanı sözünde değil, cazibesindedir. İnsanı aldatan şey, onun sertliği değil; süsüdür.
Dünya En Çok Umut Kılığına Girer
Dünya her zaman korkutarak gelmez. Bazen umut gibi gelir. Daha iyi hayat vaadiyle gelir. Daha çok imkân, daha çok rahatlık, daha çok takdir, daha çok görünürlük vaadiyle gelir.
İnsan da bu vaatlerin peşinden koşarken yavaş yavaş kendini kaybeder. Bir şeyi büyütürken içini küçültür. Bir yere varmak isterken kendinden uzaklaşır. Bir şeyleri çoğaltırken manasını eksiltir. Sonra elinde çok şey olur, içinde hiçbir şey kalmaz.
Çünkü yanlış ümit insanı diri tutmaz her zaman. Bazen sadece oyalar. Bazen çürütür.
Yalan Olan Nedir
Yalan olan dünyanın varlığı değil. Ona yüklediğin manadır.
Yalan olan toprağın üstünde yaşamak değil; toprağın üstünde sonsuzmuş gibi davranmaktır. Yalan olan sevmek değil; sevdiğin şeyi kaybolmaz sanmaktır. Yalan olan çalışmak değil; emeğini sana ebediyet kuracak güç gibi görmektir.
İnsan çoğu zaman dünyanın sertliğiyle değil, aldatıcılığıyla yıkılır. Çünkü açık düşman insanı uyandırır. Ama süslenmiş yalan uzun süre uyutur.
İnanmazsan Bak
Ruhsatî burada sözü duygudan çekip hakikate yaslar.
İnanmazsan bak kitaba yüz be yüz.
Yani hevesine bakma. Arzuna bakma. Parıltıya bakma. Hakikatin büyük hafızasına bak.
Çünkü insan yalnız kendi hayatına bakarsa aldanır. Kendi küçük zamanını mutlak sanır. Bugünün duygusunu, bütün ömrün hükmü gibi taşır. Oysa hakikat, insanın hevesinden daha büyüktür. Çağın modasından daha eskidir. Günün telaşından daha derindir.
Bugün insanın en büyük krizi de budur. Bilgisi çoktur, ölçüsü azdır. Haberi çoktur, hikmeti azdır. Erişimi çoktur, istikameti yoktur. Bu yüzden her parlayan şeyi fırsat, her yükselişi başarı, her rahatlığı nimet, her kaybı felaket sanır.
Ümidini Üzmek Nedir
Buradaki çağrı karamsarlık değildir. Hayattan el çekmek değildir. Dünyayı bütünüyle değersiz saymak değildir.
Buradaki asıl çağrı şudur. Yanlış yerden umutlanma. Çürüyenden ebediyet bekleme. Maldan huzur bekleme. Makamdan anlam bekleme. Kalabalıktan hakikat bekleme. İnsandan mutlak sadakat bekleme.
Çünkü insan yanlış yerden umutlandıkça kırılır. En büyük kırılmalar da en büyük bağlanmalardan doğar. Dünya seni incitmeden önce sen ona fazla anlam yüklemiş olursun. İnsan seni terk etmeden önce sen onu içinin merkezine koymuş olursun. Bir düzen yıkılmadan önce sen ona sonsuzluk muamelesi yapmış olursun.
Bu yüzden ümidini üz sözü umudu öldürmek değil; onu temizlemektir. Geçiciye bağlanmış umudu söküp almaktır.
Çağın Hastalığı
Bugün herkes bir şey bekliyor. Daha iyi hayat. Daha yüksek maaş. Daha çok görünürlük. Daha çok onay. Daha az acı. Daha hızlı sonuç.
Kimse bunların geçici olduğunu inkâr etmiyor. Ama herkes sanki kalıcıymış gibi peşinden koşuyor. Çağımızın trajedisi tam burada. İnsan faniliği biliyor ama yine de daha çok tutunuyor. Daha çok biriktiriyor. Daha çok korkuyor. Daha çok kaybetmekten ürküyor.
Çünkü yanlış umut arttıkça korku da artıyor. Dünyaya bağlanan insan sadece arzu bağlamaz; endişe de bağlar. Sadece iştah bağlamaz; panik de bağlar. Bir yerden sonra da yaşamaz; elindekileri kaybetmemek için nöbet tutar.
Asıl Arınma
İnsan her zaman çoğalarak kurtulmaz. Bazen eksilterek kurtulur. Bazen beklentisini azaltarak. Bazen bağlarını sadeleştirerek. Bazen dünyaya yüklediği fazla manayı geri çekerek.
Çünkü her şeyi büyük görmek insanı büyük yapmaz. Bazen sadece kırılgan yapar. Dünya yerinde dursun. Ev yerinde dursun. İş yerinde dursun. Dostluk yerinde dursun. Aşk yerinde dursun. Ama hiçbiri insanın nihai dayanağına dönüşmesin.
Ruhsatî’nin sözü biraz da budur: Dünyanın içinde yaşa ama ona yaslanma. Onu kullan ama ona bağlanma. Onu tanı ama ona teslim olma.
Asıl Soru
Sen dünyadan ne bekliyorsun. Kalıcı olmayan şeyden neden kalıcılık umuyorsun. Eksilen şeyden neden tamlık bekliyorsun. Dağılan şeyden neden sükûnet bekliyorsun.
Belki de insanı asıl yoran şey dünyanın yalanı değil; o yalana gönüllü oluşudur. Belki de bazı hayal kırıklıkları felaket değildir. Uyanıştır. Bazı kayıplar ceza değildir. Arınmadır. Bazı yıkılışlar son değildir. Yanlış ümidi söküp atmaktır.
Çünkü insanı bazen yokluk değil, yanlış yere bağlanmış umut yıkar.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.