DOSTLARINIZI GÖZDEN GEÇİRİR MİSİNİZ?

Timurleng, Ankara savaşında Yıldırım Beyazıt’ın ordusunu yendikten sonra, çok methini duyduğu Nasreddin Hoca ile tanışmak ister. Bir gün Nasreddin Hoca otağa çağırılır. Hoca geldiğinde ise Timurleng ava çıkmıştır. Bir kaç saat sonra avdan gelen Timurleng çok sinirlidir çünkü o gün avlayacak hiçbir hayvana rastlamamış ve avdan eli boş dönmüştür. Timurleng bu uğursuzluğu, ilk defa o gün saraya gelen Nasreddin Hoca’ya bağlar ve hemen Hoca’nın kellesinin vurulmasını emreder. Durum Nasreddin Hoca’ya bildirildiğinde Hoca;
-Eh ne yapalım. Kaderimize boyun eğmekten başka yapacak bir şey yok. Yalnız, ölmeden önce Timurleng ile tanışmak istiyorum, der.
Durum Sultana bildirildiğinde;
-Gelsin bakalım, der. Nasreddin Hoca huzura geldiğinde, selam bile vermeden Timurleng’e;
-Behey gafil adam! Beceriksizliğini örtmek için benim uğursuzluğumu ileri sürmüşsün. Benim uğursuzluğum yüzünden bu gün günahsız hayvanlar canını kurtardılar. Ya ben? Ben ilk defa gördüğüm bir adam yüzünden, yani senin yüzünden canımdan oluyorum. Söyle ben mi uğursuzum yoksa sen mi?
Dürüstçe söylenen bu sözler üzerine Timurleng Nasreddin Hoca’yı bağışlar ve birlikte uzun zaman geçirerek, her ikisi pek çok fıkrada yer alır.
Bu olayı neden anlattım biliyor musunuz? Geçenlerde bir otomobilin arka camında “Dostlarımı yakından tanıdıkça, düşmanlarıma daha çok yaklaştım” diye bir yazı gördüm. Orada bir süre durup “Bu otomobilin sahibi ya dostlarını seçememiş ya da dost sandıklarından iyi bir kazık yemiş” diye düşündüm. Eskidikçe tükenen zamanda, kalması gereken dostluklar değil midir aslında? Ama sinsi akşamlarda bazen dost sandıklarımın tuzaklarına düştüğümüz de oluyor. Değerli arkadaşım, benim de içimdeki mezarda dost sandığım kaç ölü yatıyor biliyor musun? Bazen düşlerimi kanatan hançeri hep yakınımdakilerden yedim. Sırtım delik deşik.  Bak, bir yazarımız der ki; “Dostlar üç çeşittir: Birincisi gıda gibidir ve hep sen onu ararsın. İkincisi ilaç gibidir, gerektiğinde ararsın. Üçüncüsü hastalık gibidir, o seni arar bulur.” Ama dostun doğruyu söyledi diye sen kızmışsan, senin yaptığın da dostluk değil. Sen de dostlarını sevmiyorsun demektir. Zaten insanlar arasında sevgi yok olmuşsa ilişkiler çarpıktır ve hayatta bir can sıkıcılık vardır. Eğer insanlar birbirlerini severse bir şeyler yapabilecek, bir şeyler başarabilecek ve mutlu olabileceklerdir. Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol. Sevmediğin an sever gibi yapma. Çevrene önerilerde bulun ama hükmetme... İnsanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz. Her zaman dürüst ol ve inandığını da açıkça söyle…
Arkadaş; düştüğünde elinden tutan, paran olmadığında kendi cebindekini paylaşan kişidir. İhanete uğrayan bir kişi için arkadaşlık sadakattir. Yanlışları göz ardı edilerek sürekli pohpohlanan için yağcılıktır. Aranmayan ve sorulmayan birisi için farkında olunmaktır. Arkadaş, zaman kavramı olmadan kapısını çalabildiğin birisidir.
Arkadaşını, güzel günlerinde tanıyamazsın. Arkadaşlığınızın bittiğinde, sonraki davranışlarını gözlemleyerek onu gerçek anlamda tanıyabilirsin.
Sevgi ve saygılarımla… 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi

6 Eylül Tarihli Gazetemiz

06 Eylül 2025 Cumartesi 11:32

7 Ağustos Tarihli Gazete...

07 Ağustos 2025 Perşembe 09:57

6 Ağustos Tarihli Gazete...

06 Ağustos 2025 Çarşamba 10:35

5 Ağustos Tarihli Gazete

05 Ağustos 2025 Salı 10:24

4 Temmuz Tarihli Gazete...

04 Ağustos 2025 Pazartesi 10:16

2 Ağustos tarihli gazetemiz

02 Ağustos 2025 Cumartesi 09:18

1 Ağustos tarihli gazetemiz

01 Ağustos 2025 Cuma 10:16

31 Temmuz Tarihli Gazete...

31 Temmuz 2025 Perşembe 11:07

30 Temmuz Tarihli Gazete

30 Temmuz 2025 Çarşamba 10:05

29 Temmuz Tarihli Gazete

29 Temmuz 2025 Salı 10:11