NEŞET USTAYI SEVMEYEN NESLE AŞİNA DEĞİLİZ

‘’Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez/ Gönülden gönüle gider yol gizli gizli." Dizelerinde dediği gibi, işte bizimkisi öyle bir gönül yolu Neşet Usta ile. Kalpten kalbe giden görülmeyen o yolda öyle bir gönül bağımız var ki Ustayla, ölümünün 14. yıl dönümünde bu yazıyı kaleme almayı kendime bir vefa borcu olarak görecek ve onu unutturmamayı kendime bir görev addecek kadar.

Kendi dizelerindeki yalan dünyaya veda etmeden önce: ''Bana öldü demeyin, yoruldu gitti.'' deyin demişti büyük usta.Bu dünyadan yorulup gitse de, gönül dağı şimdi onsuz olsa da türküler garip kalsa da gönül sazı hep yüreğimizde olacak.

Onu ölümsüzlüğe taşıyan şeyleri burada nasıl anlatacağız, nasıl sayacağız, nereden başlayacağız?

Sazıyla, sözünü, sesiyle yüreğini bu kadar birleştirerek, hissettirmesine mi?

Bin yıllık Anadolu kültürüne ve türkülerine bozlaklarıyla can ve ses vererek yaşatmasına mı ?

Bozkırların, Anadolu 'nun acılarının, hüznünün, sevinçlerinin, hasretlerinin avazı olmasına mı ?

Âşıklık geleneğin son halkası olması mı ?

Evrensel bir gönül insanı olmasına mı ?

Abdallık geleneğinin son temsilcisi olmasına mı ?

Sayısız insanın hayatında mutlaka içine derinden işleyen bir türküsünün bulunmasına mı ?

Âşık, çilekeş, garip olmasına mı ?

Onun dilinde bir başka olan türküleri yürekten çalıp yürekten okumasına mı ?

Mütevazi, sade, yapmacıksız ve samimi kişiliğine mi ?

Sadece Kırşehir'in değil bu memleketin gururu olmasına mı ?

Sayısız baş yapıt bırakmasına mı ?

Tatlı dilli, güler yüzlü olmasına mı ?

Ses, söz, saz ustası olmasına mı ?

Her insanın bir Neşet Ertaş çağı vardır. O vakit gelince her bozlak, her boğaz titretmesi, her tezene dokunuşu o kişi de mutlaka yankı bulur.

Bu yüzden birçok insanın hayatının bir döneminde mutlaka Neşet Ertaş türküsünün bulunduğuna inanıyorum.Nasıl bulunmasın ki ? Hangimizin diline dolanmadı ya da hangimiz bir zamanlar bu kadar anlam yüklü dizelerde kendimizi bulmadık ki ? Ah Yalan Dünya, her dinlediğimde yüreğimde fırtınalar kopartan Zahidem, Gönül Dağı, Bir Zamanlar Cahildim Dünyanın Rengine Kandım, Mühür Gözlüm, Yazımı Kışa Çevirdin, Zülüf Dökülmüş Yüze, Evvelim Sen Oldun Ahirim Sensin, Vay Vay Dünya, Mapushanelere Güneş Doğmuyor, Neredesin Sen, Acem Kızı,El Çek Tabip, Dane Dane Benleri Var, Gitme Bülbül…vs. daha bunlar gibi nice efsaneleşmiş türküleri kalp telimizi titretip ve onu bu topraklarda ölümsüz kılmamış mıdır ? Bu bağlamda bir neslin onun türküleriyle büyüdüğünü ve en az üç nesle de kendisini sevdirmiş olduğunu söyleyebiliriz. O bu toprağın insanının her daim özü, sesi ve gönül zenginliği olmuştur.

Türk Halk müziğinde bir ekol olarak kabul edilen Neşet ustanın en sevdiğim yanlarından biri de türkülerinde bile şivesini bozmamış olmasıdır. Kullandığı kelimeleri, şivesi, benzetmeleri ve yakıştırmaları adeta Türkçe'nin tarih içinde yolculuğunun özeti gibidir.

Usta bütün eserlerinde Türk halk edebiyatı nazım biçimi olan türküyü kurallarına uygun olarak esastan bozmadan hece ölçüsü ile kullanmaktadır.

Bağlamasının akoru kendine has olan( gergin bir bağlama akortlama) ses ve akor uyumu nedeniyle eserlerini başkalarının asla kendisi gibi yorumlayamadığı dünyanın tek ozanıdır.

Her duyguya tercüman olmayı başarmış büyük üstad, her türden, her ideolojiden, her tipten kılıktan, memleketin her bir köşesinden adamı kucaklayabilmiştir. Anadolu’nun ta kendisidir. Onu tanımamak Anadolu’yu tanımamaktır. Türkülerini söylerken öyle bir yaşar ve öyle yaşatır ki o türkünün yazılmasına sebep olanları onunla beraber ağlarsınız; onun için, onun çektiği acı için üzülüp yüreğinizde hissedersiniz onun hissettiği sızıyı. Her bir şarkısında yaşanmışlığın nefesini duyarsınız. Söylediği her türkü başka bir türkü olur. Ondan önce ''türkü'' dür ondan sonra ''Neşet Ertaş türküsü'' olmuştur.

İnsanın yazdıkça yazası geliyor ama "Onca yoksulluk varken tertemiz aşklar yaşandıysa bunda Neşet Ertaş'ın payı var." Diyen Murat Menteş, söylenebilecek ne varsa demiştir zaten.

Hülasa-i kelam Yaşar Kemal'in " bozkırın tezenesi " olarak adlandırdığı eşşiz Türk halk ozanı olan Neşet Ertaş’ın öleli (25 Eylül 2012) 14 sene olduğuna inanmak çok zor.

Unutmadık, Neşet Ertaş yazdık, neşe, dert, aşk diye okuduk.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hanife DÖNER Arşivi

SİVAS 2 TEMMUZ DEĞİL 4 EYLÜL`DÜR

02 Temmuz 2026 Perşembe 22:05

ALLAH’ LA KULUN 4. BOYUTU DUA

06 Nisan 2026 Pazartesi 09:47

ÇAY, HAYAT, AŞK, EDEBİYAT

07 Aralık 2025 Pazar 09:03

KUTSAL AŞKIMIZ ZEYTİN

21 Kasım 2025 Cuma 14:27

ANNA KARANİNA’YI NEDEN OKUMALIYIZ?

18 Mayıs 2025 Pazar 09:22

RAMAZAN GÜZELDİR

05 Mart 2025 Çarşamba 12:17

ÖZLETEN SES ÖZLENEN BEYAZ

06 Şubat 2025 Perşembe 10:15

BU DA GEÇER YA HÛ

28 Ocak 2025 Salı 08:54

SEN ÇOK YAŞA FİLİSTİN!

28 Nisan 2024 Pazar 09:30