Eyüp YENEROĞLU

Eyüp YENEROĞLU

Say Deli Gönül

İnsan En Çok Kendi Acısını Tarihsiz Sanır

İnsan bazen yalnız üzülmez. Aynı zamanda kendi üzüntüsünü benzersiz sanır. İlk defa kendisinin kırıldığını, ilk defa kendisinin yıkıldığını düşünür. İşte gönlün en büyük yanılgılarından biri burada başlar. Çünkü insanı acı kadar, acısını tarihsiz sanmak da yorar.

Ruhsati’nin beyti tam da bu yüzden yalnız bir teselli değil, aynı zamanda bir terbiye cümlesidir.

Hele düşün devr-i Adem’den beri.
Neler gelmiş geçmiş say deli gönül.

Bu söz, gönlü küçültmez. Tam tersine, onu kendisinden daha büyük bir insanlık tecrübesinin içine yerleştirir. Çünkü gönül bazen yaşadığını tek sanır. Oysa yaşadığı şey, insan olmanın eski yüklerinden biridir.

Kendini İlk Sanan İnsan

Bugün insanın en büyük yanılgılarından biri, kendi duygusunu eşsiz sanmasıdır. Sanki ilk defa o ihanete uğramış gibi konuşuyor. Sanki ilk defa o beklemiş gibi. Sanki ilk defa o kaybetmiş, ilk defa o geceleri sabaha bağlamış gibi.

Oysa devr-i Adem’den beri insanın yükü değişmedi. İsimler değişti. Yüzler değişti. Şehirler değişti. Ama insanın : Acısı, Bekleyişi, Kaybı, Tutkusu, Korkusu çok da değişmedi.

Bir anne evladını bekledi. Bir adam yurdunu kaybetti. Bir kadın sevdiğini toprağa verdi. Bir genç hayalini yolda bıraktı. Bir ihtiyar ömrünün sonuna gelip elinde kalanlara baktı. Ve her biri kendi içinde bir dünyanın yıkıldığını sandı. Ama dünya, tam da bu yıkımların içinden geçerek bugüne geldi.

Tarihsiz Acı, Ölçüsüz Acıdır

Ruhsati nin hele düşün deyişi boşuna değildir. Çünkü düşünmeyen gönül, büyüttüğü her acıyı mutlaklaştırır. Geçmişi olmayan acı, insana kader gibi görünür. Kendinden başka örneği bilinmeyen yara, insana sonsuzmuş gibi gelir. Hafızadan kopmuş bir keder, insanın içine yerleşir ve orada kendini tek hakikat ilan ederr.

Oysa insan biraz da hatırlayarak iyileşir. Kendi acısının tek olmadığını bilerek. Kendi yıkımının insanlık tarihindeki ilk deprem olmadığını anlayarak. Kendi kaybının, bütün insanlığın ortak yarasına eklenmiş bir kırık olduğunu fark ederek.

Bu küçültmez insanı. Aksine, taşınabilir hale getirir. Çünkü insan, başına geleni tek sanınca ezilir. Ama onu insanlık halinin bir parçası olarak görünce biraz doğrulur.

Devr-i Adem’den Beri Değişmeyen Şey

Biz çağımızı çok büyük sanıyoruz. Acımızı da. Kırılganlığımızı da. Yalnızlığımızı da. Oysa insan, çok eski bir hikayenin içinden geçiyor hala.

Kıskançlık da eski. Yersiz yurtsuz kalmak da. Beklemek de eski. Aldanmak da. Kaybetmek de. Kendi nefsine yenilmek de. Kendi kalbinin içinde boğulmak da.

İnsanlığın tarihi biraz da budur zaten.Büyük görünen ama aslında birbirine benzeyen acıların tarihi.

Bu yüzden say deli gönül demek, biraz da şunu söylemektir. Kendini say. Ama kendinden öncekileri de say. Yaralarını say. Ama senden önce açılmış yaraları da say. Kaybını say. Ama insanlığın taşıdığı büyük kayıpları da say.

Say ki yerini bilesin. Say ki kendini merkeze koymayasın. Say ki yaşadığını felaket diye büyütmeden, insanlığın ortak yükü içinde anlamlandırabilesin.

Hafızasını Kaybeden Gönül, Ölçüsünü de Kaybeder

Bugün yaşadığımız büyük sorunlardan biri de bu zaten. Bilgimiz arttı ama hafızamız azaldı. Hızımız arttı ama derinliğimiz çekildi. Duygularımız çoğaldı ama onları insanlık tecrübesi içine yerleştirecek sabrımız kalmadı.

Bu yüzden en küçük sarsıntıda dağılıyoruz. Çünkü hiçbir şeyin bizden önce yaşandığını düşünmek istemiyoruz. Her şeyi ilk kez yaşıyor gibi tepki veriyoruz. Her hayal kırıklığını mutlaklaştırıyoruz. Her kaybı dünyanın sonu gibi okuyoruz. Her gecikmeyi büyük bir yıkım gibi hissediyoruz.

Çünkü hafızasını kaybeden gönül, ölçüsünü de kaybeder. Ve ölçüsünü kaybeden gönül, en küçük darbede kendini felaketin ortasında sanır.

İnsan Kendi Acısının Tek Sahibi Değildir

Ruhsati burada gönlü azarlamazz. Onu insanlık hafızasına çağırır. Der ki Bir dur. Bir geri çekil. Bir düşün. Bir say.

Senden önce de niceleri sevdi. Niceleri ayrıldıı. Niceleri yıkıldıı. Niceleri toprağa baktıı ve bir daha eski insan olamadı. Ama hayat sürdü. İnsan yürüdü. Kalp yeniden attıı. Yara iz bıraktı ama insanı bütünüyle yutmadı.

Bu yüzden olgunluk biraz da kendi acısını tek acı sanmamaktan geçer. Kendi derdini inkar etmeden, ama onu kainatın merkezi ilan etmeden yaşayabilmekten. Kendi kırılışını küçümsemeden, ama onun içinde boğulmadan kalabilmekten.

Çünkü insan, ancak acısını tarihin içine yerleştirdiğinde onun altında ezilmez.

Asıl Terbiye Burada Başlar

Belki de gönlün asıl terbiyesi tam burada başlıyor. Kendine bakarken senden öncekileri de görmekte. Kendi gözyaşını silerken insanlığın ortak gözyaşını da hatırlamakta. Bugün yaşadığını büyük görmekte değil, büyük bir insanlık yürüyüşünün içindeki yerini anlamakta.

Çünkü bu dünya senden önce de keder gördü. Senden önce de ayrılık gördü. Senden önce de yıkım, özlem, bekleyiş, ölüm, hasret gördü. Ve insan, bütün bunların içinden geçerek yine insan kaldı.

Asıl mesele de budur zaten. Yaşadığını ilk sanmadan yaşamak. Kırıldığını tek sanmadan kırılmak. Acıyı inkar etmeden ama ona teslim olmadan yürümek.

Asıl Soru Budur

Ruhsati’nin sözü bugün bize de söyleniyor.

Hele düşün.

Devr-i Adem’den beri ne çok kalp kırıldı. Ne çok insan bekledi. Ne çok ev dağıldı. Ne çok umut yolda kaldı. Ne çok gönül kendi içinden geçmek zorunda kaldı.

Öyleyse sen de yaşadığını büyük gör ama tek sanma. Çünkü insanı ayakta tutan şey, hiç acı çekmemesi değildir. Acısını, insanlığın büyük hafızası içinde taşıyabilmesidir.

Ve bazen gönle lazım olan şey, yeni bir teselli değil, eski bir hakikati hatırlamaktır: Senden önce de çok şey geldi geçti. Senden sonra da geçecek. Ama mesele, senin bu geçişin içinde nasıl bir insan olarak kalacağındıır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Eyüp YENEROĞLU Arşivi

Hey Deli Gönül

03 Nisan 2026 Cuma 09:13

Yarılma: Petrodolar

02 Nisan 2026 Perşembe 13:53

Yarılma : Amerika, Hakikat Tekeli

30 Mart 2026 Pazartesi 09:37

Yarılma : İran, Korkunun Sertleşmesi

28 Mart 2026 Cumartesi 09:35

Yarılma : Gazze’de Düşen Maske

26 Mart 2026 Perşembe 10:16

Yarılma: İlk Yarılma

25 Mart 2026 Çarşamba 09:36