KURAN DA MİRAC YOKTUR! -3

Fesbuktan bir arkadaş MİRAÇ ZERDUŞ MASALI DİYENLERE KURANDAN CEVAP başlıklı bir yazı göndermiş. Bizde kendisine bir cevap yazalım. İnşallah faydalı olur. Köroğlu der ki: Tüfek icat oldu mertlik bozuldu. Şimdi de Bilgisayar icat oldu, bir zamanlar derin âlimdir denilenlerin papucu dama atıldı.

Hadisler toplanırken her konuda ilaveler yapılırken yalan sözler hadis diye uydurulurken, Milattan öncekilerin sözleri, hikâyeleri sonradan gelenlere yamanırken kim bilecekti ki iki binli yılların sonunda Bilgisayar yapılacak, Yapay zekâ icat olacak dünyanın her tarafındaki milyonlarca kitabın bilgisi ufacık cibslerde toplanacak? O araçları kullanmasını bilenler bir düğmeye basarak Zerdüşt’ün kim olduğunu, ne zaman nerede yaşadığını, neler anlattığını hatta miraca çıktığını kolayca öğrenecek.

Bende şimdi ilim ve bilim kutusu olan Bilgisayarıma soruyorum ki: Zerdüşt Miraca çıkmış mı? Evet, işte verdiği cevaplar: Gogol’a “Zerdüşt Miraca çıkmış mı? Diye sormamla birlikte hemen sayfalar açıldı, bilgiler saçıldı. Karşıma çıkan sitenin ismi HAYATIN SIRRI idi. Sitenin başına bir ayet meali konmuştu: Bu dünya hayatı; yalnızca bir oyun ve oyalanmadır. Asıl hayat, ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler. (Ankebut 64) Bu ayeti sitesine taç yapan gence güvendim ve Zerdüşt’ün Miracını ondan yazmaya karar verdim. Zerdüştlük ve Ardavirafname: Zerdüşt inancında tıpkı Miraç hadisinde peygamberimizin yedinci kat göğe yükselip, Allah'ı gördüğü gibi Arda Viraf’ın göklere yükselmesi, tanrı Ahura Mazdayla görüşmesi, cehennemdeki cezaların nasıl olacağını ve cenneti gördüğünü anlatan Ardavirafname adında bir metin var. Bu sayfada Miraç hadisiyle Arda Viraf Namen'in karşılaştırmasını göreceksin. İki metni okursan bir birinin hemen hemen aynısı olduğunu görebilirsin. Buradan şu çıkıyor; aslında peygamberimiz Miraç kandillerinde anlatıldığı gibi bir Miraç yaşamadı. Zerdüşt inancındaki Arda Viraf'ın göğe yükselme hikayesini bizim hadislere monte ederek Miraç kurgusu oluşturmuşlar.

Bize anlatılan Miraç ile ilgili tutarsızlıkları bu sayfadan görebilirsin. Zerdüştlük nasıl bir dindir? Zerdüştlük, Zerdüştîlik ya da Mecûsîlik, günümüzden 3500 yıl önce Zerdüşt tarafından İran'da kurulan, yaklaşık MÖ 6. yüzyıldan MS 7. yüzyıla kadar 3 büyük Pers İmparatorluğu'nun dini olan, dünyanın en eski tek tanrıcı vahiy dini. Bu dine inananlar Zerdüştçü olarak adlandırılıyor olup bedenen öldükten sonra dirilip Ahura Mazda'nın huzuruna çıkacaklarına ve orada sorgulanacaklarına inanırlar. Zerdüştlüğün temelinde iyilik ve kötülüğün savaşı yatar. Zerdüşt, yeryüzündeki kavganın tanrının ruhu Spenta Mainyu ile şeytanın ruhu arasında olduğuna inanırdı. Zerdüştlükteki şeytan inancı ile batı dinlerindeki melek anlayışı arasında benzerlikler vardır.

Zerdüştlük inancında Tanrı kabul edilen Ahura Mazda “Aklın Efendisi” ile sembolize edilir, Ehriman ise kötülüğün güçlerini temsil eder ve iyilik-kötülük mücadelesi bu noktada başlar. Miraç Hadisi: Hadis kitaplarımızda Miracı anlatan hadislerden bazıları: Ben Kâbe’nin Hatîm kısmında uyku ile uyanıklık arasında idim…

Yanıma merkepten büyük, katırdan küçük beyaz bir hayvan getirildi. Bu Burak’tı. Ön ayağını gözünün gördüğü en son noktaya koyarak yol alıyordu. Ben onun üzerine bindirilmiştim. Böylece Cibrîl -aleyhisselâm- beni götürdü. Dünyâ semâsına kadar geldik. Kapının açılmasını istedi. Gelen kim? denildi. Cibrîl! dedi. Beraberindeki kim? denildi. Muhammed -aleyhissalatu vesselâm- dedi. Ona Mirac dâveti gönderildi mi? denildi. Evet! Dedi. Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliştir!» denildi ve kapı açıldı. Kapıdan geçince, orada Hazret-i Âdem -aleyhisselâm-’ı gördüm. Bu babanız Âdem’dir! O’na selâm ver!» denildi. Ben de selâm verdim. Selâmıma mukabele etti.

Sonra bana: Sâlih evlât hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin! dedi. Sonra Cebrâil beni yükseltti ve ikinci semaya geldik. Burada Hazret-i Yahya ve Hazret-i Îsâ ile karşılaştım. Onlar teyze oğullarıydı. Sonra Cebrâil beni üçüncü semaya çıkardı ve orada Hazret-i Yûsuf ile karşılaştık. Dördüncü kat semada Hazret-i İdris ile beşinci kat semada Harun ile, altıncı kat semada ise Hazret-i Mûsâ ile karşılaştık. Sâlih kardeş hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin! Dedi. Ben onu geçince, ağladı. Ona: Niye ağlıyorsun? Denildi. Çünkü benden sonra bir delikanlı peygamber oldu, Onun ümmetinden Cennete girecek olanlar, benim ümmetimden Cennete girecek olanlardan daha çok!» dedi. Sonra Cebrâil beni yedinci semaya çıkardı ve İbrâhîm ile karşılaştık. Cebrâîl Bu, baban İbrahimdir; ona selâm ver! Dedi. Ben selâm verdim; O da selâmıma mukabele etti.

Sonra: Sâlih oğlum hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin! Dedi. Daha sonra bana: Yâ Muhammed! Ümmetine benden selâm söyle ve onlara Cennetin toprağının çok güzel, suyunun çok tatlı, arazisinin son derece geniş ve dümdüz olduğunu bildir. Söyle de Cennete çok ağaç diksinler. Cennetin ağaçları Sübhanellah vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber! demekten ibarettir dedi. Sonra Sidretü’l-Müntehaya çıkarıldım. Bunun meyveleri (Yemenin) Hecer testileri gibi iri idi, yaprakları da filkulakları gibiydi. Cebrâîl -aleyhisselâm- bana: İşte bu, Sidretü’l-Müntehadır!» dedi. Burada dört nehir vardı: İkisi bâtınî nehir, ikisi zâhirî nehir. Bunlar nedir, ey Cibrîl? Diye sordum.

Cebrâîl -aleyhisselâm-: Şu iki bâtınî nehir, Cennetin iki nehridir. Zâhirî olanların biri Nil, diğeri de Fırattır! Dedi…” (Buhârî, Bed’ü’l-Halk, 6; Enbiya, 22, 43; Menâkıbu’l-Ensâr, 42; Müslim, Îman, 264; Tirmizi, Tefsîr 94, Deavât 58; Nesâî, Salât, 1; Ahmed, V, 418) Sidretü’l-Münteha’da Cebrâîl : “Ey Allah’ın Resulü! Buradan öteye yalnız gideceksin!” dedi. Resûlullah: “Niçin ey Cibrîl?” diye sordu. O da cevâben: “Cenâb-ı Hak bana buraya kadar çıkma izni vermiştir. Eğer buradan ileriye bir adım atarsam, yanar kül olurum!.. dedi.

(Râzî, XXVIII, 251) Efendimiz’e soruldu: “Yâ Resulellah! Sidre’yi kaplayan ne gördün?” Buyurdular ki: “Altundan pervanelerin onu bürüdüğünü ve her yaprağında bir meleğin oturup Allah’ı tesbih ettiğini gördüm. (Taberî, XXVII, 75; Müslim, Îman, 279) İbn-i Abbâstan gelen rivayete göre Resûl-i Ekrem: Ben, yüce Rabbimi gördüm!” buyurmuştur. (Ahmed, I, 285; Heysemi, I, 78) Bir başka rivayette Peygamber Efendimiz Rabbini gördün mü? sorusuna cevâben: Bir nûr gördüm! buyurmuşlardır. (Müslim, Îman, 292) Yârin kaldığımız yerden Zerdüşt’ün Miracını yazmaya devam edeceğiz inşallah.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bekir ÇÖL Arşivi

KURAN DA MİRAC YOKTUR! -2

19 Ocak 2026 Pazartesi 11:46

PARELEL DİN İCAT ETMEK

11 Ocak 2026 Pazar 17:52

İMAN VE İBADET ANLAYARAK OLUR:

22 Aralık 2025 Pazartesi 10:08

VİCDAN DOĞRU SÖZ YERİDİR!

14 Aralık 2025 Pazar 10:00

HURAFELERDEN MEHDİ KAVRAMI:

01 Aralık 2025 Pazartesi 09:15

KUARAN TASAVVUFU REDEDER Mİ?

17 Kasım 2025 Pazartesi 10:11