Bekir ÇÖL
GAVSI AZAM DENEN ABDÜLKADİR GEYLANİ HAKKINDA BİR MÜTAALA:
Kadir kardeş A. Geylani'ye bazı sıfatlar sonradan verilmiştir” demişsin. El hak doğru olabilir. İki büyük tarikattan biri olan ve isminin. Başına Gavsı Azam (En büyük yardım edici) sıfatı sağlığından beri söylenen Geylani'yi biraz tanıyalım:
Önce Gavs nedir onu anlayalım! GVS veya GYS kökünden yardım etmek demektir. Kuranı Kerimde bu kelime değişik türevleri ile iki yerde geçer.
Birincisi, Enfal suresi 9. ayetin hemen başında (İz testeğisune Rabbeküm) yani "Siz Rabbinizden İstigase-yardım istiyordunuz. Bu ayette geçen İstigase tarikatlar da Gavslara verilmiş bir yetki yani tasarruf olarak kabul edilir. Yani, açıkça "Gavuslar istedikleri zaman müritlerine veya medet isteyenlere yardım ederler" demektir.
İkincisi ise Nuh suresinin 23. ayetin de Nuh kavminin tapındığı beş tane puttan birinin ismi olarak "YEĞUS" kalıbı ile fili muzari olarak geçer. Yani buradaki manası da yardım eder demektir. Bu kelime Arapça da geniş zamana işaret eder ve bugünde, yarında ve sonsuza kadar yardım eder anlamı taşır.
Bu ayete bakarak kısaca şunu söyleyebiliriz: Nuh kavminin taptıkları putlarına isim olarak verdikleri "Yardım eder anlamı taşıyan" Yeğus-onun mastarı da Gavs tur ki Abdül Kadir Geylani deyince Gavs hatta Gavsül Azam, yani en büyük Gavs akla gelir.
Gavsül Azam Abdülkadir Geylani kendini öyle büyütür ki: Allah dostu kabul edilen gelmiş, geçmiş bütün tarikat şeyhlerinin omuzuna ayağımı bastım. Ayağımın izi onların boyunlarında göründü ve hepsi de benim büyüklüğümü kabul etti" der.
Abdülkadir Geylaninin Risale-i Gavsiye isminde küçük bir kitabı vardır. O kitapta Allah ile karşı karşıya oturmuş ve Allaha sorular sormuş ve Allah ta "Söyle ya Gavsı Azam diye karşılık vermiş! O kitapta der ki:
Ya Rabbi! Fakir kimdir? Allah’ü Teâlâ şöyle cevap verir: Ya Gavsül Azam! Fakir hiçbir şeyi olmayan değildir. Fakir, her şeyi varken onları terk edip bana gelendir. Öyle kullarım vardır ki: Geceleri kıldıkları nafile ibadetlerle bana yaklaşırlar ki ben onların tutan eli, gören gözü, yürüyen ayağı ve konuşan dili olurum.”
Geylani’den sonra gelen Müritlerinde birçoğu bu sözü şöyle anlamış ve anlatmışlardır: Kul, yaptığı ibadetlerle Allaha öyle yaklaşır ki: Artık Allah’ın eli, onu eli, Allah’ın dili onun dili olur. Allah bundan sonra “Kün feyekun” yetkisini ona verir. Yani bir şey yaratılacağı zaman o kul “Ol” der, o şey hemen oluverir:
Abdülkadir Geylaninin daha çok şatahatları vardır ama ben onlardan olan bazılarını sana yazayım:
- İmdada yetişme iddiası: "Müridim ister doğuda olsun isterse batıda, hangi yerde olsa da yetişirim imdadına." (Abdulkadir Geylani: Füyuzatı Rabbaniye, Sayfa 59 - Tercüme: Celal Yıldırım)
- 2-Peygamberlerin yanındaydım İddiası:
Abdülkadir Geylani diyor ki: "İbrahim ateşe atılınca onunla beraber idim. Ateş ancak benim duam ile soğuyup yakmaz oldu.
İsmail’e bedel getirilen koç ile beraber idim. Koçlar ancak benim gönül cömertliğimle indi.
Yakup’un gözü kapanıp kör olduğunda onunla beraber idim. Yakub’un gözleri ancak benim nefesimle iyileşip şifa buldu.
Yüceye çıkarken İdris ile beraber idim. Onu Firdevs’e en güzel cennetime oturttum.
Musa rabbine münacat ederken beraberinde idim. Musa’nın asası benim asamdan medet gördü."
(Kaynak: Şeyh Abdulkadir Geylani- Füyuzat-ı Rabbaniye, sayfa 74, Bedir Yayınevi, 1975. Çeviri: Celal Yıldırım)
3-Kabrinin Kâbe olduğu iddiası:
İddia A. Geylani der ki: Benim kabrim Beytullah ‘dır, gelen onu ziyaret eder, Ona seğirtir de izzet ve Rıfat ile yüce makama erişir. Benim sırrım, Allahın sırrıdır, halk ile seyreder. Yanıma sığın, eğer sevgimi arzu ediyorsan! Benim emrim, Allah'ın emridir; eğer ol dersem oluverir. Hepsi de Allahın emriyledir, ama sen benim kudretime hükmet! ..Ben, hakikaten varlığın kutuplarının kutbuyum.
Diğer bütün kutublar üzerinde izzet ve saygıdeğerliğim vardır. Bütün tehlike ve korkunç hallerinde bize tevessül et, Varlık ve eşya içinde himmetimle senin imdadına koşarım. Ben, müridim için korktuğu şeylere karşı koruyucuyum. Onu her türlü şer ve fitneden muhafaza ederim. ...Sırrımı denizlere atacak olsam, hepsi de yerin dibine geçip zeval bulur.
Geçen ve sona eren hiçbir ay ve yıl yok ki, Olup bitenleri ulaştırıp, bana haber vermesin. Onların bana olan bildirisi, devam eder, O halde sen artık benimle zorlu çekişmeyi bırak! Allah'ın beldeleri benim mülküm ve hükmüm altındadır, benim vaktim ise öncesidir ki bana safa getirdi. [Kaynak Abdulkadir Geylani: Fuyuzat-ı Rabbaniyye, sayfa 57-62 - Beyda Yayınları İstanbul 1995, Çeviri: Celal Yıldırım]
İddia 2: Benim ocağımı tavaf et yedi defa, emânıma sığın! Her yıl beni ziyaret için meşguliyetten sıyrıl! Ben sırların sırrıyım, sırrımın sırrından gelir, Kabem elimin ayasıdır; beytim ise şarabımdır. (Kaynak:
Abdulkadir Geylani: Fuyuzat-ı Rabbaniyye, sayfa 67 Beyda Yayınları İstanbul 1995, Çeviri: Celal Yıldırım)
4-Ölüyü dirilttiği iddiası İddia: Bir gün bir kadının oğlu suda boğulur. «Risâlet-ül Hakaik»'te açıklandığına göre, Gavsu’l-âzam Abdülkâdîr Geylânî (k.s.)'ye sonsuz güveni olan anası Gavsü'l-âzâm'a giderek, oğlunun tekrar hayata dönmesi için yalvarır. Hazreti Pîr, kadına; «Evine git, oğlunu evde hayatta bulacaksın» Buyurur, kadın sevinerek eve gider ancak çocuğunu bulamaz. İkinci kez yine ağlıyarak Gavsü'l-âzâm'a başvurur. İkinci kez de oğlunu evde bulamaz. Yine ağlayarak Hazreti Gavs'ın huzuruna gelir.
Tekrar oğlunun hayata dönmesi için ricada bulunur. Allah’ın huzurunda daima bulunan Gavsu’l-âzam murakabeye dalar. Başını kaldırır ve: «Git oğlun evde!..» der. Gerçekten kadın eve dönünce gözünün nuru oğlunu sağ olarak bulur. Âlemlerin Yüce Rabbi ‘ne ve niyaz mertebesinde Maşuk’u ezelîsine başvuran Gavsa, hamd ve şükranını sevinç gözyaşlarıyla ifâde eder.
[Kaynak: Abdulkadir Geylani, Gaybın dili, sayfa 89, Kitsan yayınevi]
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.