Bekir ÇÖL
İMTİHAN AYETİ: BU AYET İÇİN YAPILAN YORUMLAR:
Dünya ile ahiret bir bütündür. Dünya, insanın eğitimi ve tekâmülü için geldiği bu bütünün çok küçük bir cüzüdür. Dünyaya gelişin ana amacını Allah’ı anlamak ve O’nun verdiği fıtratla yaşarken, O’na karşı sorumluluk bilinciyle hayatı devam ettirmek oluşturmaktadır. Bu da ancak aklın işletilmesiyle ve uzlaşan akılla vahyin hayata müdahalesiyle mümkündür. Ayette geçen “sınanmak” doğrudan Allah tarafından yapılmıyor. Allah’ın yarattığı dünyada O’nun verdiği imkânlarla yapılıyor. İnsan bu dünyada farklı badirelerden geçerken, değişik fırsatlarla test edilirken Allah onu sadece en üstten, objektif bir biçimde gözetliyor.
Yani Allah’ın koyduğu yasalarla insanın her anı takip ediliyor. “Ne yeryüzünde ne de gökyüzünde zerre kadar bir şey Rabbinden gizli kalamaz…” (Yunus 10/61) Bütün bunlar Allah’ın koyduğu kanunlarla, kurduğu sistemle gerçekleşmektedir. “İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında (yaptıklarını) gözetleyen bir kaydedici hazır bulunmasın!” (Kâf 50/17) Hatta bu sürenin 13. âyetinde “Sözünüzü (ister) gizleyin, isterse açığa vurun (aynıdır). Çünkü O, kalplerde olanı bile hakkıyla bilendir.” buyrularak ilahi sistemden gizli kalabilecek en küçük bir ayrıntının olamayacağı vurgulanıyor. İşte bu hassas takip sonucunda insanın hayata geçirdikleriyle, Mutlak Yaratıcının katında kazanacağı kredi, onun hem dünyadaki itibarını hem de âhiret hayatındaki durumunu belirliyor. Cemal Külünkoğlu
- Önce Ölümün Zikrediliş Hikmeti: "Hayat", "ölüm “den önce olmasına rağmen, Allah Teâlâ şu sebeplerden ötürü, ayette ölümü hayattan önce zikretmiştir… Atâ´nın rivayetine göre Ibn Abbas, "Allah, "ölüm" ile dünyadaki Ölümü, "hayat" ile de, ebedî hayat yurdu olan âhiret hayatını kastetmiştir" demektedir… Böylece bahsettiklerimizle, ölüm günlerinin, dünya günleri olduğu, ahirette bunların son bulduğu; ahiret günlerinin ise hayat günleri olduğu ve bunların daha sonra olacağı ortaya çıkmış olur. Şimdi ölüm günleri, hayat günlerinden önce olduğu için, Allah Teâlâ ayette ölümü, hayattan önce zikretmiştir.
(Mefatih’ul GAYB - Fahrüddin Er-RAZİ) Ayrıca bazı âlimlerin benzer görüşleri de şöyledir: Burada ölüm, fani olan ve üzerinde ölüm bulunan dünyadan ibarettir, hayat ise, ebedi olan ve üzerinde ölüm bulunmayan ahiret yurdundan ibarettir. Yani bu dünya üzerinde ölüm olduğu için ona ölüm adı, üzerinde ölüm olmadığı için de ahiret yurduna da hayat adı verilmiştir. Zira üzerinde ölüm bulunan ve kendisi de ölümlü ve fani olan dünya, içinde hiç ölüm bulunmayan ve üzerindeki hayat de ebedi olan ahiretten önce yaratıldığı için, burada mevt (ölüm) ifadesi de hayat ifadesinden önce zikredilmiş olabilir.
Yani fani ve ölümlü olan dünya, ebedi olup fani ve ölümlü olmayan ahiret yurdundan önce olduğu için burada ölüm ifadesi, hayat ifadesinden önce gelmiştir. (الله اعلم) Ayrıca şöyle bir soru aklımıza gelebilir: Mademki Allah ezelden beri her şeyi, yani insanın ne yapacağını, nasıl davranacağını, mümin olup iyi ve erdemli bir hayat yaşayıp yaşamayacağını, inkârcı olup olmayacağını vs. her şey biliyordur, peki imtihana tabii tutmak için insanı neden yaratmıştır?
Cevap: Ayetlerden anlaşılıyor ki, yüce Allah sınamadan da kimin ne yapacağını ezeli ilmiyle bilmektedir, ama insan sınanmadan, iman ve ameliyle kendini bilfiil ispatlamadan cenneti hak edemez, şeklinde bir mesaj anlaşılmaktadır. Bu nedenle yüce Allah’ın ezeli ilmi, kimsenin kaderinde olumlu veya olumsuz hayatında rol oynamadığı gibi, bu ilmin neticesine göre de kimse muahaza edilmez/ceza görmez ve sorumlu tutulmaz. Çünkü kişi, kendi özgür iradesiyle bilfiil bir şey yapmadan, ortaya koymadan ne mükâfat ne de ceza alır. Yani ceza ve mükâfat imtihanın neticesine bağlıdır.
Bu nedenle yüce Allah’ın ezeli ilmiyle kulun durumu bilinse dâhi, imtihan sürecinden geçmeden, kendi özgür iradesiyle inanç ve eylemlerini bilfiil ortaya koymadan sorumlu tutulması söz konusu değildir. Zira yüce Allah insanı dünyaya getirmeden, ahiret günü kendi ezeli bilgisiyle amel edip kişiyi cehenneme koyup azaba mahkûm ederse, o kişi; ‘’ Ey Rabbim! Beni denedin mi, beni imtihana tabii tutun mu? Beni özgür irademle neden imtihan sürecinden geçirmedin?
Eğer beni imtihan etseydin, belki başarır ve bugünün güzel ve mutlu hayatını/cenneti kazanırdım ve cehenneme girmeyecektim diyebilir! Yani o gün insan kendi mazeretini ileri sürebilecektir. İşte bu nedenle yüce Allah kendi ezeli ilmine göre değil, imtihan sürecinde/dünya hayatında kişinin kendi özgür iradesiyle gerçekleştirmiş olduğu iyi veya kötü tutum ve davranışlarına göre muamele edecektir. Ayrıca yüce Allah’ın ezeli ilmi, keşif ve vasıfladır, hükümle değildir. Yani ezelden beri yüce Allah şu insan şöyle olsun veya böyle olsun, şunu yapsın veya bunu yapsın (mümin, inkârcı, iyi, kötü, zalim, mazlum, fakir veya zengin vs. olsun) diye şeklinde bir hüküm yazmamıştır.
Zira onun ezeli ilmi insanın yapacağıyla ilgili bir rapordur, raporlar ise hüküm değildir, rol ve etkisi yoktur. Bu nedenle insanlar kendi özgür iradeleriyle bunları yapacağını bildiği için onun ezeli ilmi vardır, yoksa o bunları bildiği için insanlar bunları yapmıyor. Zira ‘’ilim maluma tabidir, malum ise ilme tabi değildir’’ kaidesi gereği, insanlar kendi özgür iradeleriyle söz konusu tutum ve davranışlarda bulunacağı için yüce Allah’ın onlarla ilgili o ezeli ilmi de mevcut olmuştur. Yani eğer insanlar, kendi özgür iradeleriyle bunları yapmasaydı, yüce Allah’ın onlarla ilgili o ezeli ilmi de olmayacaktı. Şöyle bir -iki örnek daha verelim:
Örnek-1: Bizim bir çiçeği bilmemizde, o çiçeğin zihnimizdeki şekli ilim, hariçteki şekli, yani kendisi ise malumdur. İşte burada ilim, maluma tabidir, yani bir çiçek hariçte nasılsa biz de onu öylece bilmekteyiz. Yoksa çiçeği biz nasıl biliyorsak, çiçeğin kendisi o şekle uymak durumunda değildir.
Örnek-2: Güneş veya Ayın tutulmasının tarihini ve saatini bir astronomi âliminin önceden bilmesi ilimdir. Malum ise o tarihte güneşin veya Ayın tutulmasıdır. Dolayısıyla ilim, maluma tabi olmuştur. Malum, ilme tabi olsaydı, astronomi âlimi Güneş’in veya Ay’ın ne zaman tutulacağını bilse, Güneş veya Ay tutulması da o tarihte olurdu. Şimdi acaba, o astronomi âlimi Güneş’in veya Ay’ın o tarihte tutulacağını bildiği için mi Güneş veya Ay o tarihte tutuldu? Yoksa o bilim insanı, ilmiyle Güneş’in veya Ay’ın o tarihte tutulacağı bildiği için mi yazdı?
Elbette bildiği için yazdı. İşte yüce Allah’ın ezeli ilmi de bu şekildedir. Yani o ezeli ilminin, insanın sorumlu tutulduğu eylem, tutum ve davranışlarında bir rolü ve etkisi yoktur. Bu nedenle insan kendi özgür iradesiyle gerçekleştireceği tutum ve davranışlarında sorumlu tutulmaktadır. Yani sorumlu tutulduğu her alanda tutum ve davranışlarını veya kendi kaderini tayin eden bizzat insanın kendisidir.
Yüce Allah ise, insanın kendi iradesiyle gerçekleştireceği tutum ve davranışlarına göre muamele eder. Bu nedenle insanı cennetlik de yapan, cehennemlik de yapan insanın kendisidir, yani kendi iradesiyle gerçekleştirdiği tutum ve davranışlarıdır. İhsan Aktaş
Ölümü yaratması, hem canlıların can verilmeden önceki elementer kökenine, hem varlığın zıddı olan yokluğa delâlet eder (Krş: 2:28). Zımnen: Ölüm de hayat gibi O’nun otoritesine tâbidir. Ölen O’nun otoritesinden çıkamaz, hayata gelmemiş olan O’nun mülkü haricinde kalamaz. Eğer yokluk kendi başına bir gerçekse onu da Allah yaratmıştır, değilse zaten konuşmaya değmez... Âyette ölüm hayattan önce gelmiştir. Şu halde ölüm “yokluk” mudur? Hem evet, hem hayır. İnsanın ölümü için Kur’an’da iki kavram kullanılır: cesede nisbetle mevt, ruha nisbetle teveffi. Beden ölür, ruh teveffi ettirilir. Bu durumda cevap şöyle olur: Eğer teveffi olmasaydı ölüm yokluk olurdu. Zımnen şu imayı da içerir: Hayata ve diriye saygılı olun, ölüme ve ölüye de saygılı olun. Zira onu da Allah yarattı. Varlık kevn ve fesat/oluş ve bozuluş âlemidir. İnsan bedeninde ve kâinatta her an kevn ve fesat tecelli etmektedir (3:185). Sınav daha iyi olmanın aracıdır. İnsanı kemale doğru yürütmek için, Allah insana imtihan suretinde ikram etmiştir. Mustafa İslamoğlu İnsan ortaya çıkıncaya kadar uzunca bir zaman geçer (İnsan 76/1). Onu oluşturan parçalar vardır ama o yoktur. Sonra yaratılır ve yıpratıcı bir imtihandan geçirilir. Sonra ölür ve onu oluşturan parçalar toprak olur. İmtihanın sonucu görmek için topraktan son kez yaratılacaktır. Böylece her insanın başından iki ölüm ve iki hayat geçmiş olacak ) (Mümin 40/11 ve Bakara 2/28) ve artık ölmeyecektir. Önce ölümün sonra hayatın yaratılması bunu gösterir. Süleymaniye vakfı Meali
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.