Ahmet Süreyya DURNA
TÜREDİ DİN TAHRİFATÇILARI
Din adına ahkâm kesen, -meşhur değil- "menşur" tahrifatçılar!
Bana, zinhar iyice cılkını çıkarttığınız ve dilinize bütüncül mahiyette sermaye olarak doladığınız "Kur'an Müslümanlığı”ndan bahsetmeyiniz!
Birbirlerinize karşı malûmatfüruşluk sâikıyla "Uydurma Hadisler"den falan dem vurmayınız!
Size göre, Mezhep İmamlarının yanlış içtihatlarından, “Kıyas-ı Fukaha"dan mevzu açmayınız!
Şu anda bunlar, günümüzün konusu değil. Aciliyeti ve ehemmiyeti de el'an yoktur zaten. Teferruata mebni, "furuat"a yönelik konulardır nitekim.
Eğer din adına sıklet çekiyorsanız; Allah'ın hükümlerini inkara kalkışan, belirgin Bel'amlardan, Tağuti tezahürlerden izaha çalışınız!
Eğer din adına kaygılanıyorsanız; lânetli kavmin mezâliminden, Mescid-i Aksa'nın esaretinden, Gazzeli çocukların katledilmelerinden ve canhıraş bir şekilde Filistinlilerin topluca imhasından ve de Doğu Türkistan'daki savunmasız soydaşlarımızın/ feryatları ayyuka çıkan gardaşlarımızın vahşete dayalı serencamlarını gündemde tutunuz!
Eğer din adına sosyal mantaliteye önem veriyorsanız; boykot ürünlerinden, lıkır lıkır Amerikan kolası içmenin maddi ve manevî zararlarından, haram kazançla kolay köşe dönmeciliğinden, ihtikârcılıktan ve ülkemizin emperyal tiröslerle nasıl bir ekonomik krize sürüklenmek istendiğinden duyduğunuz rahatsızlığı belirtiniz!
Eğer din adına geleceğimizi, genel ahlakımızı sağlıklı yaşamamızı sarmal tehlikelerden korumak istiyorsanız; Lutîliğin iğrençliğinden ve gusülsüz gezmenin uğursuzluğundan, misyonerlerin gençlerimizi ahlâksızlığa teşfikinden dem vurunuz!
Çünkü bunların hepsi ve hepsi dini ve ahlaki konulardır. Hem de günlük enjekte edilen ve kast-ı mahsusa ile milletimizi içten içe çökertmeye matuf konular.
Yoksa, bırakınız havanda su dövmeyi! Bırakınız, küresel güçlerin oyuncağı olmayı!
Bırakınız, kendi süflî düşüncelerinizi saf insanlara kabullendirmeyi!
Kimsiniz ki İmam-ı Azam'ı eleştiriyorsunuz!
Kimsiniz ki İmam-ı Şafi'yi beğenmiyorsunuz!
Kimsiniz ki mecelleyi yalanlıyorsunuz!
Siyonizm’in değirmenine su taşıdığınızın ve aynı değirmenin çark ve dişlileri arasında öğütüldüğünüzün farkında bile değilsiniz.
Bir de kalkmış din ulularına, müctehid ve İslam mütefekkirlerine laf sokuşturmaktasınız.
Aklı sıra ilmî otorite ve kanaat önderliği pozisyonu sergilemektesiniz.
Hepiniz, Yaşar Nuri mukallidi basit öykünmecilersiniz. Hepiniz ekran fenomenliğine talipsiniz. Hepiniz çakma ve kurma kollusunuz.
Belki de başkaları kanalıyla üstlendiğiniz bir misyonun gereğini icraya memursunuz böylece.
Olamaz mı?
Olmaz, olamaz diyebileceğimiz ne kaldı ki at izinin, it izine karıştığı dünyada?
Diğer bir ifadeyle masanın (makamın), kasanın (paranın), yasanın (gücün), nisânın (kadının) acziyet dolu insanları değiştirmediği/ değiştiremediği dünyada...
Sizlerde bunlardan birisiniz mutlaka.
Kim bu çerçevede boynunu uzatıp "bana mı diyorsunuz?" diyorsa, evet sana diyorum, ona diyorum, ötekine diyorum.
Ezcümle “Dinî Mübîn”in sırtından (meşhurluk ihtirası ile) geçinen din tacirlerine diyorum.
Çekiniz ellerinizi ve süflî emellerinizi mukaddes dinimizin üzerinden!
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.