Hakan KALELİ
HADİ GELİN YENİ GÖREVİNİZİ TEBRİK EDELİM!!!
Sivil toplum kuruluşları, bir şehrin gelişiminde en kritik aktörler arasında yer alır. Ekonomiden sosyal hayata, eğitimden kültüre kadar pek çok alanda yön verici rol üstlenirler. Ancak bu etkinin gerçek anlamda hissedilebilmesi için sadece var olmaları yetmez; kendi aralarında güçlü bir iletişim ve samimi bir iş birliği kurmaları gerekir.
Ne yazık ki Sivas özelinde bu tablonun tam anlamıyla karşılık bulduğunu söylemek zor. Şehirde faaliyet gösteren birçok sivil toplum kuruluşu, birbirleriyle düzenli ve yapıcı bir ilişki geliştirmek yerine, daha çok dönemsel ve yüzeysel temaslarla yetiniyor. Özellikle seçim dönemlerinde artan “dostane” görüntüler, seçim sonrasında yerini sessizliğe bırakıyor. Bu da kamuoyunda samimiyet sorgulamalarını beraberinde getiriyor.
Geçtiğimiz günlerde Sivas Ticaret ve Sanayi Odası ile Sivas Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği arasında gerçekleştirilen istişare toplantısı, bu açıdan dikkat çekici bir örnek oldu. Toplantıda birlik, beraberlik ve “ortak akıl” vurgusu yapılması elbette kıymetli. Ancak asıl soru şu: Aynı kurumlar, aynı söylemleri neden dört yıl boyunca güçlü bir şekilde ortaya koymadı? Neden şehir için ortak akıl, ancak seçim atmosferi yaklaştığında hatırlanıyor?
Bu noktada sadece söylemlere değil, davranışlara da bakmak gerekiyor. Kurumlar arası ilişkilerde nezaket ve karşılıklı saygı, iş birliğinin temelidir. Ancak son dönemde ortaya çıkan bazı uygulamalar, bu hassasiyetin yeterince gözetilmediğini düşündürüyor. Örneğin, seçimlerin ardından birçok odaya “hayırlı olsun” ziyareti yapılmazken, sınırlı sayıda temasla yetinilmesi; buna karşılık geniş katılımlı toplantılarda birlik mesajları verilmesi, doğal olarak soru işaretleri oluşturuyor.
Sivil toplum, hiyerarşik bir yapı değil; eşit paydaşların ortak zeminde buluştuğu bir alandır. Bu nedenle “çağırılan” değil, “ziyaret edilen”; “gösterilen” değil, “yaşanan” bir birliktelik anlayışına ihtiyaç var. Aksi halde verilen mesajlar ne kadar güçlü olursa olsun, sahadaki karşılığı zayıf kalacaktır.
Unutulmamalıdır ki bir şehrin gelişimi, sadece büyük projelerle değil; küçük ama samimi adımlarla mümkündür. Kapı çalmak, el sıkmak, bir başarıyı yerinde tebrik etmek… Bunlar basit gibi görünen ama güven inşa eden davranışlardır.
Bizim temennimiz; Sivas’ta sivil toplumun daha kapsayıcı, daha şeffaf ve daha samimi bir yapıya kavuşmasıdır. Seçim dönemlerine sıkışmayan, süreklilik arz eden bir iş birliği kültürü, bu şehrin hak ettiği gelişimi yakalamasında önemli bir rol oynayacaktır.
Aksi halde, aynı sahnelerin tekrarlandığı, aynı sözlerin dile getirildiği ama somut karşılığın görülmediği bir döngüyü izlemeye devam ederiz. Oysa Sivas’ın ihtiyacı olan şey, gösterilen değil, gerçekten hissedilen bir birlikteliktir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.