Mikro Milliyetçilik: Sivas’a Fayda mı, Zarar mı?

Sivas son günlerde yine tartışmalı bir konuyla gündemde. Bu kez bir iftar yemeğinde dile getirilen sözler, uzun süredir konuşulan ama açıkça ifade edilmeyen bir sorunu yeniden gün yüzüne çıkardı: Mikro milliyetçilik.
İftar sofrası; birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularının pekiştiği bir ortamdır. Ancak böylesi bir ortamda dile getirilen bazı ifadeler, bu ruhun tam tersine bir tabloyu işaret etti. Kendilerini her alanda yetkin gören, şehrin yönetiminde söz sahibi olması gerektiğini savunan dar bir grubun söylemleri, kamuoyunda haklı bir rahatsızlık oluşturdu. Bu söylemlerin merkezinde ise Sivas’ta yaklaşık 40 köyden oluşan ve “Elbeyliler” olarak anılan bir yapı yer alıyor.
Öyle ki bu yaklaşım, “her yerde biz olmalıyız” anlayışına kadar uzanıyor. Hatta bu söylemlere Adem Uzun’un da dahil edilmesi, konunun ciddiyetini daha da artırıyor. Söz sahibi aklına kazısın Adem Uzun tüm Sivas’ın belediye başkanıdır. Yöresel nedenle seçimi kazanmadığını çocuklar dahi biliyor.
Mikro milliyetçilik; bir şehri, bir kurumu ya da bir yapıyı ortak akıl yerine dar bir aidiyet üzerinden şekillendirme çabasıdır. “Bizden olan gelsin” anlayışı, kısa vadede bazı kesimlere avantaj sağlıyor gibi görünse de uzun vadede en büyük zararı yine o şehir görür.
Sivas gibi 1200’ün üzerinde köyü olan, geniş ve çok katmanlı bir sosyal yapıya sahip bir şehirde; 40 köyden oluşan bir grubun kendisini merkeze koyarak tüm şehri temsil ediyormuş gibi konuşması ne gerçekçidir ne de kabul edilebilir. Eğer iddia edildiği gibi güçlü bir toplumsal karşılık söz konusuysa, bunun yolu bellidir: demokratik zemin.
Ancak mesele temsil değil, güç paylaşımıysa; işte orada durup düşünmek gerekir.
Çünkü bu anlayışın olduğu yerde liyakat geri planda kalır. Ehliyet yerine aidiyet konuşulur. Hiçbir niteliği olmayan kişilerin sırf bir gruba mensup olduğu için göreve getirilmesi, sadece bugünü değil yarını da ipotek altına alır.
Daha da önemlisi, bu tür söylemler toplumsal birlik duygusuna zarar verir. İnsanları ayrıştırır, kutuplaştırır ve aynı şehirde yaşayan bireyleri birbirine yabancılaştırır. Nitekim dile getirilen “dışarıya güçlü görünürüz ama içeride kimse kimseyi istemez” anlayışı da aslında bu yapının kendi iç çelişkisini açıkça ortaya koymaktadır.
Geçmişte benzer söylemlerin nelere yol açtığını bu ülke acı tecrübelerle gördü. “Her yerde biz olacağız” anlayışının, devlet yapısına nasıl zarar verdiği unutulmamalıdır. Bu nedenle kullanılan dilin ve kurulan cümlelerin sorumluluğu büyüktür.
Unutulmamalıdır ki;
Hiç kimse Sivas’tan büyük değildir.
Hiç kimse devletten de büyük değildir.
Şehri ileriye taşıyacak olan şey; dar aidiyetler değil, ortak akıl, liyakat ve adalettir.
Aksi halde kazanan birkaç kişi olur, kaybeden ise koskoca bir şehir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hakan KALELİ Arşivi

Kış Var, Kar Var; Peki Gerçek Nerede?

24 Ocak 2026 Cumartesi 11:35

Cumhur İttifakı’nda Çatırdama mı Var?

24 Aralık 2025 Çarşamba 13:03

TSO’da Seçim Rüzgarı Sert Esecek

16 Ekim 2025 Perşembe 11:16

Yersiz Bir Konuşma

08 Ekim 2025 Çarşamba 14:16

Yaşattığını Yaşıyorsun…

07 Ekim 2025 Salı 13:03