HZ: MUHAMMED İÇİN UYDURULAN HURAFELER:-7-

Abdülaziz Debbağ: Tasavvufçuların inandıkları ve dillerine doladıkları konulardan biri de, her şeyin Hz. Muhammed’in nurundan meydana geldiği mitolojisidir. Tasavvufun meşhurlarından A. Debbağ bunu şöyle anlatıyor:

“Arş ve ferşiyle, yer ve gökleriyle, cennet ve perdeleriyle, alt ve üstleriyle ne varsa hepsi, hepsi bir araya getirilip bakıldığında Muhammed’in nurundan bir parça olduğu görülür. Muhammed’in bütün nuru bir araya getirilip arşa konulsa, arş erir. Arşı örten yetmiş kat perdeye yöneltilirse, parçalanırlar. Bütün yaratıklar bir araya getirilip o büyük nura tutulsa, hepsi dökülür ve dağılırlar. (Abdülaziz Debbağ el İbriz 2/84)

“El Müstecira” kasidesinde Hulvani şöyle der: İnsanlar yok iken bütün varlıklardan önce, fert-fert parlak bir nur olarak var etmiştir. Ondan sonra bütün yaratıklar senin yüce nurundan varlığını almıştır. Bu ne büyük şereftir. Onun için bütün yaratıklar bu dünyada ve daha çetin günde sana sığınır.

Başlarına bir sıkıntı geldiği zaman, sadece insanların değil, diğer yaratıklar da dâhil, hepsinin sıkıntısını giderirsin. Bana cömertlik yap, şüphesiz Rahman’ın hazineleri senin elindedir. Ve sen dağıtanların en cömertisin. (Ahmet A. El Hulvani Risale 14 ten naklen)

Hulvani ’nin şiirinde peygambere verilen sıfatlar sadece Allah’a verilecek sıfatlardır. Dolayısıyla bu sözler şirk olur.

Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Andolsun biz insanı bir çamur süzmesinden yarattık.” (Müminun 12)

“De ki: Allah’ın hazineleri bani yanımdadır demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Ben bir melek olduğumu da söylemiyorum. Ben ancak bana vahyolunana uyuyorum. De ki hiç görenle görmeyen bir olur mu? Hiç mi düşünmüyorsunuz?” (Enam 50)

Resulüllah: “Melekler nurdan, cinler alevli ateşten ve Âdem (size anlatılan çamurdan) yaratılmıştır. (Müslim Zühd, 60; A. İbn Hanbel 6/153)

Şu ayete de bakalım: De ki: “Ben elçilerden bir türedi (ilk defa gönderilen) değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.” (Ahkaf 9)

Yüce Allah Resulünü şöyle tanıtıyor: De ki: “Ben size zarar verme ve doğru yola getirme gücüne de sahip değilim.” De ki: “Allah’tan (gelecek bir azaba karşı) beni asla kimse koruyamaz. O’ndan başka bir sığınak da asla bulamam.” (Cin 21-22)

De ki: “Ben yalnızca sizin gibi bir insanım. Bana ‘ilahınızın tek bir ilah olduğu’ vahyolunuyor.” Artık kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa iyi işler yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın! (Kehf 110)

Şüphesiz ki sen de öleceksin, onlar da ölecekler. Sonra şüphesiz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda davalaşacaksınız. (Zümer 30-31)

“Veya sana ait bir hurma bahçen ve üzüm bağın olup içlerinden bolca ırmaklar akıtıncaya kadar (sana inanmayacağız). Veya iddia ettiğin gibi üzerimize gökten parçalar yağdırıncaya veya Allah’ı ve melekleri önümüze getirinceye kadar (sana inanmayacağız). (İsra 91-92)

Veya altından bir evin (köşkün) oluncaya ya da göğe yükselinceye kadar (sana inanmayacağız)! Bize, okuyacağımız bir kitap indirinceye kadar (göğe) yükselmene de* asla inanmayacağız!”* De ki: “Rabbim yücedir. Ben insan bir elçiden başka neyim ki!” Kendilerine rehber geldiğinde insanları iman etmekten alıkoyan şey, “Allah elçi olarak bir insanı mı gönderdi” demelerinden başka bir şey değildir.” (İsra 93-94)

Ne fazla ne eksik Allah’ın bize tanıttığı Resulüllah işte bu ayetlerde anlatılandır: Ayetlerde Peygamberimiz böyle anlatılıyor. Böyle olduğu için peygamberimizi rehber ediniyoruz. Gerçek böyleyken söyleyin bakalım bu Hakikati Muhammedi’yi” kim icat etmiştir?

Bu efsanenin anası kimdir, babası kimdir? Bu yalanı size getiren bir melek mi, bir peygamber mi? Yoksa sizin zihinlerinize bu yanlış fikirleri sokan şeytanı Ekber midir?

Tasavvufçular Muhammed’in durumu Allah’ın durumunun aynısı olduğunu iddia ediyorlar. Hiç böyle bir şey olur mu?

İşte size onların sözleri: “Bütün tasarruflarında Muhammed’in durumu Allah’ın durumu gibidir. Âlem de Muhammed’den başka yoktur. Hakikatinin sonu bilinmez ve idrak edilmez. O, iman ettiğimiz gaiptendir.” (Bu sözler apaçık şirkti ve küfürdür.)

“Beşeriyeti salt nur olduğu için onun artıkları (Gaitası ve idrarı) tertemiz ve mukaddestir. Vücudunun diğer kısımları gölgesi yoktur. Âdem’e üfürülen Allah’ın ruhundan kasıt, Muhammed’in nurudur. Allah’ın ruhu, Muhammed’in nurudur.”

(Muhammed Bahaüddin el Baytar, en Nefhat-ül Akdesiye 9, 11, 13 ten nakleden Abdurrahman el vekil a. g. e. 77)

Peygamber, aşırı yüceltme için şöyle der: “Hristiyanların Meryem oğlu İsa’yı abartarak övdükleri gibi beni abartarak övmeyiniz. Ben ancak bir kulum, bana Allah’ın kulu ve Resulü deyiniz.” (Buhari Enbiya 48)

Namazda müminler, peygamberine “Allah’ın kulu ve Resulü) diyerek şehadet ederken; bazı tasavvufçular bu gerçeği yalanlamakta ve şöyle demektedirler:

“Muhammed Allah’ın kulu değil, belki Allah’ın ruhu, nuru, ilk taayyünü, insanı Kâmili, hatta kendisi olduğunu” iftira etmektedirler.”

Yine tasavvufçular şöyle derler: “Muhammed ruhu ve cesedi ile her yerde ve her mecliste hazır bulunur. Yerde ve göklerde dilediği zaman tasarruf eder ve dolaşır. Şimdi de ölmeden önceki durumunda olup hiç bir değişiklik meydana gelmemiştir. (Bunların tamamı şirk sözleridir.) (Abdurrahman el vekil, Hazihi Hiyes-sufiye 81 Ömer İbn Said)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bekir ÇÖL Arşivi

HZ: MUHAMMED İÇİN UYDURULAN HURAFELER:

31 Ağustos 2026 Pazartesi 11:10

KURAN DA HZ.MUHAMMED’İ ANLATAN AYETLER:

24 Ağustos 2026 Pazartesi 00:00

BİR HOCAYA CEVAPLAR

17 Ağustos 2026 Pazartesi 09:53

KURAN DA DUA AYETLERİ:

10 Ağustos 2026 Pazartesi 11:47

HZ İSA NE İÇİN GELECEK?

02 Ağustos 2026 Pazar 09:12