SİVAS'IN TOPRAĞI BETONDAN DAHA MI DEĞERSİZ ?

“Bir önceki yazımda Sivas Belediyesinin şehir altyapısı ile ilgili yapmış olduğu çalışmaları hakkını vererek biraz da irdeleyerek yazmıştım bu defa Sivas'ın şehircilik anlayışını sorgulamaya devam edeceğiz. İmara açılan tarım arazilerimizi, kesilen ağaçları ve betona dönüştürülen Sivas’ı konuşacağız.”

Bir şehir yalnızca yollarıyla, binalarıyla ve büyüyen mahalleleriyle gelişmez. Toprağını koruyarak, ağacını yaşatarak, yeşil alanlarını artırarak ve gelecek kuşaklara yaşanabilir bir çevre bırakarak da gelişir.

Ne yazık ki Sivas’ın şehirleşme anlayışında en çok sorgulanması gereken konulardan biri, tarım arazileri ve yeşil alanlar üzerindeki baskıdır.

Sivas büyürken verimli topraklarını kaybetmek zorunda mı?

Numune Hastanesi çevresi, Üniversite ve RT. Erdoğan Bulvarı güzergâhı, Yenişehir, Tuzlugöl ve Şeyh Şamil bölgelerinde gördüğümüz yapılaşma, şehrin büyüme tercihlerinin yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor.

Elbette şehir büyüyecek. Konut ihtiyacı karşılanacak, yeni mahalleler kurulacak, ticaret gelişecek. Ancak asıl soru şu: Bu büyüme, tarımsal üretim açısından değerli toprakları tüketerek mi gerçekleşmek zorunda?

Sivas gibi tarım ve hayvancılığın önemli olduğu bir şehirde, sulamaya elverişli arazilerin imara açılması çok daha dikkatli değerlendirilmek zorunda değil mi?

Bugün bir araziyi imara açıp üzerine binalar dikebilirsiniz. Ancak kaybettiğiniz verimli toprağı aynı özelliklerle yeniden oluşturamazsınız.

Şehir planlaması yalnızca kaç konut yapılacağıyla ölçülemez. Ne kadar tarım alanının korunduğu, su kaynaklarının nasıl değerlendirildiği ve gelecek nesillere nasıl bir çevre bırakıldığı daha önemlidir.

Her büyüme gelişme değildir. Bazen şehrin sınırlarını genişletirken geleceğini daraltabilirsiniz.

Ağaçlar kesiliyor, şehir seyrediyor!

Bir başka mesele de yeşil alanlara yaklaşımımız.

Şeyh Şamil Mahallesi’nde Çarşamba Pazarı’nın arkasındaki büyük inşaat alanında yaşanan ağaç kesimleri, bu konudaki kaygılarımı artırdı. (Çarşamba Pazarı yeniden yapılıyor, yetkililerimiz alanının alt yada üst kısmını otopark olarak planlansa oradan gelecek para pazar inşaatının maliyetini hafifletirdi!)

İnsan sormadan edemiyor: Bu ağaçları korumak için bütün seçenekler değerlendirildi mi? Projeler mevcut ağaçlar dikkate alınarak düzenlenemez miydi? Kesilen ağaçların yerine dikilecek fidanlar, yılların emeğiyle büyümüş ağaçların sağladığı gölgeyi ve doğal yaşamı ne zaman karşılayabilecek?

Bir ağacı kesmek birkaç dakika sürer. Onun büyümesi ise yıllar alır.

Çimento fabrikası çevresindeki ağaçlık alan ve dağlık bölgede yürütülen çalışmalar da kamuoyuna açık biçimde açıklanmalıdır. (Bugün geçerken fark ettim Hamidiye millet bahçesi yanında ki alan meğer petrol yapılmak için düzlenmiş) Elbette her çalışmanın hukuka aykırı olduğunu söyleyemeyiz. Ancak vatandaşın gördüğü değişimin nedenini, kapsamını ve çevresel sonuçlarını bilmeye hakkı vardır.

Ağaçlar hastalık nedeniyle kesiliyorsa bunun bilimsel gerekçesi açıklanmalı; doğal alanlarda büyük çaplı değişiklikler yapılıyorsa çevresel etkileri ortaya konulmalıdır.

Bir inşaatın hesabı olabilir; peki kesilen her ağacın hesabını kim verecek?

Bir inşaat firmasının kazancı, bir şehrin yeşilinden daha değerli olamaz. Şehircilik yalnızca arsa üretmek, bina yükseltmek ve beton dökmek değildir. Şehircilik, insanın doğayla birlikte yaşayabileceği bir düzen kurmaktır.

Sivas’ın geleceği yalnızca bugünün imar planından ibaret değil.

Yaz aylarında gurbetçilerimiz memleketlerine geliyor. Aileleriyle hasret gideriyor, esnafımıza katkı sağlıyor, şehrin sokaklarına canlılık katıyorlar. Ancak Sivas’ın geleceği yalnızca anne ve babaların memleket özlemiyle ayakta kalamaz.

Gençlerin burada yaşamak, çalışmak ve aile kurmak istemesi gerekir. Çocukların yeşil alanlarda vakit geçirebildiği, insanların rahatça ulaşım sağlayabildiği, sosyal hayatın geliştiği bir şehir oluşturmak zorundayız.

Bunun yolu yalnızca daha fazla bina yapmaktan geçmiyor.

Tarım arazilerini koruyan, yeşil alanlarını artıran, altyapısını sağlam kuran ve gelişimini planlayan bir belediyecilik anlayışına ihtiyacımız var.

Mevcut belediye yönetiminin çalışma gayretini teslim ediyorum. Ancak hizmetin başarısı yalnızca yapılan işin miktarıyla ölçülemez. Şehrin ne kadar toprağını koruduğumuz, kaç ağacı yaşattığımız ve gelecek kuşaklara nasıl bir Sivas bıraktığımız da en az yollar kadar önemlidir.

Çünkü bugün dikilen bir ağacın gölgesinde yarın çocuklarımız oturacak. Bugün koruduğumuz bir tarım arazisi, gelecekte bir ailenin geçim kaynağı olacak.

Sivas’ı sevmek, yapılan her işi alkışlamak değildir. Sivas’ı sevmek, yanlış gördüğümüzü söylemek ve daha iyisini istemektir.

Çocuklarımıza daha çok beton değil, daha yaşanabilir bir Sivas bırakmak zorundayız.

Bir sonraki yazımda Sivas’taki kira bedelleri konutların ve dükkanların insanların alım gücünün üzerinde olmasına rağmen nasıl satıldığı ve kira yükünün insanların yaşam kalitesini nasıl düşürdüğü ile ilgili konulara değineceğiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Baler Fidan Arşivi

10 AĞUSTOS …KUŞATILAN TÜRK SİYASETİ

15 Ağustos 2026 Cumartesi 11:15

HANİ TERÖRİSTE TAVİZ YOKTU !

28 Temmuz 2026 Salı 17:22