KURAN DA MİRAC YOKTUR! -5 MİRAC HADİSLER:

Mirac Hadisi: 1- Miraç’a Çıkış Hâdisesi “Ben Kâbenin Hatîm kısmında uyku ile uyanıklık arasında idim Yanıma merkepten büyük, katırdan küçük beyaz bir hayvan getirildi. Bu Buraktı. Ön ayağını gözünün gördüğü en son noktaya koyarak yol alıyordu. Ben onun üzerine bindirilmiştim. Böylece Cibrîl -aleyhisselâm- beni götürdü. Dünyâ semâsına kadar geldik. Kapının açılmasını istedi.

Kısa izah: Bu Hadisin bundan sonra ki bölümünde Miraca çıkan Hz. Muhammed’in hangi kat sema da hangi Peygamberle karşılaştı ve selamlaştı onlardan bahsedilir. Konuyu fazla uzatmamak için o bölümü almadım. Hadisin metnini aldığım bundan sonraki bölümünde ise Peygamberimizin Sidre-i Müntehaya varması, Allah ile görüşmesi, cenneti ve cehennemi görmesi, içindekilerin hangi günahları yüzünden azap gördükleri veya hangi amelleri ile cennete girdikleri anlatılır. Burada dikkat çeken durum şudur ki Hz. Muhammedin miracında anlatılanlar ile on asır evvel Zerdüşt’ün Miracında anlatılanların tıpatıp aynı olmasıdır. Öyle ki Zerdüşt’ün Miracındaki göklere çıkması, Allah ile görüşmesi, cenneti ve cehennemi gezmesi, her iki yerde gördükleri Hz. Muhammed söyledi diye atfedilmesi sanki Zerdüşt’ün Miracını yazan Arda Viraf Nameden alınmış ve hadis kitaplarına konmuştur.

«Yâ Muhammed! Ümmetine benden selâm söyle ve onlara Cennetin toprağının çok güzel, suyunun çok tatlı, arazisinin son derece geniş ve dümdüz olduğunu bildir. Söyle de Cennete çok ağaç diksinler. Cennetin ağaçları Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber!” demekten ibarettir.» dedi. Sonra Sidretü’l-Münteha’ya çıkarıldım. Bunun meyveleri (Yemen’in) Hecer testileri gibi iri idi, yaprakları da filkulakları gibiydi. Cebrâîl -aleyhisselâm- bana: «−İşte bu, Sidretü’l-Müntehâ’dır!» dedi.” Burada dört nehir vardı: İkisi bâtınî nehir, ikisi zâhirî nehir. «–Bunlar nedir, ey Cibril?» diye sordum. Cebrâîl -aleyhisselâm-: «–Şu iki bâtınî nehir, Cennetin iki nehridir. Zâhirî olanların biri Nil, diğeri de Fırattır!»[4] dedi…” (Buhârî, Bed’ü’l-Halk, 6; Enbiya, 22, 43; Menâkıb’ul-Ensâr, 42; Müslim, Îman, 264; Tirmizi, Tefsîr 94, Deavât 58; Nesâî, Salât, 1; Ahmed, V, 418) Sidretü’l-Münteha’da Cebrâîl -aleyhisselâm-: “–Ey Allâh’ın Resûlü! Buradan öteye yalnız gideceksin!” dedi. Resûlullah: “Niçin ey Cibrîl?” diye sordu. O da cevâben: “–Cenâb-ı Hak bana buraya kadar çıkma izni vermiştir. Eğer buradan ileriye bir adım atarsam, yanar kül olurum! dedi. (Râzî, XXVIII, 251) Sidre-i Münteha da Efendimize soruldu: “–Yâ Resûlallâh! Sidre’yi kaplayan ne gördün?” Buyurdular ki: “–Altundan pervanelerin onu bürüdüğünü ve her yaprağında bir meleğin oturup Allah’ı tesbih ettiğini gördüm. (Taberî, XXVII, 75; Müslim, Îman, 279) Peygamberimizin Allah Teâla’yı görmesi: İbn-i Abbâs -radıyallahu anh-tan gelen rivâyette göre Resûl-i Ekrem: “Ben, yüce Rabbimi gördüm!” buyurmuştur. (Ahmed, I, 285; Heysemi, I, 78) Bir başka rivâyette Peygamber Efendimiz Rabbini gördün mü? sorusuna cevâben: Bir nûr gördüm! buyurmuşlardır. (Müslim, Îman, 292) Yetim Malı Yiyenler Allâh Resûlü, Miraç’ta bir topluluğa uğradılar ve gör­düler ki, onların dudakları deve dudağı gibidir. Birtakım vazîfeli memurlar da onların du­daklarını kesip ağızlarına taş koyuyor. “–Ey Cibrîl! Bunlar kimlerdir?” diye sordu. Cebrâîl -aleyhisselâm-: “–Bunlar, yetimlerin mallarını haksızlıkla yiyenlerdir!” dedi. (Taberî, XV, 18-19) Gıybet Edenler Resûlullah, başka bir topluluğa rastladı. Onlar da bakırdan tırnaklarla yüzlerini ve göğüslerini tırmalıyorlardı: “–Ey Cebrâîl! Bunlar kimlerdir? diye sordu. Cebrâîl -aleyhisselâm-: “–Bunlar, (gıybet etmek suretiyle) insanların etlerini yiyenler ve onların şeref ve nâmuslarıyla oynayanlardır. cevâbını verdi. (Ebû Dâvûd, Edeb, 35/4878) Zina Edenler Peygamber Efendimiz orada; zinâ­kârları, leş yiyen bedbahtlar olarak; fâiz yiyenleri, karınları iyice şişmiş ve şeytan çarpmış rezil bir vaziyette; zinâ edip çocuklarını öldüren kadınları da, bir kısmını göğüslerinden, bir kısmını baş aşağı asılı hüsrâna dûçâr olmuş bir hâlde gördü. (Bkz. Taberî, XV, 18-19) Borç Sadakadan Üstündür Resûlullah yine Miraç’ta yaşadığı müşahedelerle alâkalı bir hadîs-i şerîflerinde de şöyle buyurmuşlardır: “Miraç gecesinde Cennetin kapısı üzerinde şu ibârenin yazılı olduğunu gördüm: «Sadaka on misliyle, borç vermek ise on sekiz misliyle mükâfatlandırılacaktır.» Ben: «Ey Cibrîl! Borç verilen şey niçin sadakadan daha üstün oluyor?» diye sordum. «Çünkü sâil (çoğu kere) yanında para olduğu hâlde sadaka ister. Borç isteyen ise, ihtiyacı sebebiyle talepte bulunur.» cevâbını verdi. (İbn-i Mâce, Sadakat, 19) Cennete Girenlerin Ekserisi Peygamberimiz diğer bir hadîs-i şerîflerinde de şöyle buyurmuşlardır: “(Mîrâc esnâsında) Cennetin kapısında durup içeri baktım. Oraya girenler ekseriya fakirler idi. Zenginler de (hesap vermek için) mahpus idiler. Bunlardan cehennemlik olanların ise ateşe atılmaları emredilmişti. Cehennemin kapısında da durdum. Oraya girenlerin ekserisi kadınlardı. (Buhârî, Rikak, 51; Müslim, Zühd, 93) Namazı 50 vakitten beş vakte indiren Hadis! Söz konusu hadisin bir bölümü şöyledir: Peygamber Efendimiz (asm) buyurdu ki: “Miraçta her gün ve gece içinde elli namaz farz kılındı. Nihâyet Mûsâ’ya (as) uğradım. Mûsâ Aleyhisselâm: “Rabb’ine dön, duâ et, hafifletmesini iste. Zira ümmetin buna güç yetiremez. Ben senden önce insanları denedim.” dedi. “Ben de Rabb’ime döndüm ve ‘Ey Rabb’im! Ümmetim üzerine hafiflet!’ diye niyaz ettim. Benden on vakit namaz indirdi.” Rivayette Peygamber Efendimiz (asm) dört-beş defa Allaha dönüyor ve namazın hafifletilmesi için duâ ediyor. Nihayet namaz beş vakit olarak farz kılınıyor. Ve Allah buyuruyor ki: “Ya Muhammed! Onlar her gün ve gece içinde beş namazdır. Ben beş vakit namazı farz olarak irade eyledim. Ve kullarımdan fazlasını indirdim ve hafiflettim. Her bir namaz için on sevap vardır. Böylece yine o elli namaz olur. Her kim bir iyilik yapmak niyet eder de onu fiilen yapamazsa, ona bir iyilik yazılır. Her kim bir kötülük yapmayı tasarlar da, onu işleyemezse onun aleyhine hiçbir şey yazılmaz. Eğer o tasarladığı kötülüğü yaparsa, üzerine bir tek günah yazılır.”

Kısa İzah: Miraçta beş vakit namazın farz kılınışını anlatan bu hadis birçok kitapta daha uzun ve teferruatlı olarak geçer. Peygamberimizin ikinci kat gökteki Hz. Musaya elli vakti söylemesi. Hz. Musanın ümmetin bu kadar vakit namaz kılamazlar sen yeniden Allah’ın huzuruna çık ta vakit sayısını düşürülmesini iste demesi ile Peygamberimiz, tam beş defa Allah’ın huzuruna çıkmış ve namazın vakitlerini beş vakte düşürmüştür. Hz. Musa, yine de düşürülmesini iste demesine rağmen Peygamberimiz bundan azını teklif etmeye utanırım demiş ve beş vakit namaz farz kılınmış deniliyor. Fakat bu anlatılanlar Kurana uymayan sözler olarak dikkat çekiyor. Şöyle ki: Birincisi: Kuranda 43 yerde “Ekimüs-salate” lafızlarla namaz emredilir. Bu emirlerle namaz Kuranda farz kılınmıştır. Namaz Miracta farz kılındı ise hangi ayetler Mirac ta inmiştir. İkincisi: Bakara suresinin son ayetleri olan ve halk arasında Amenerresulü” diye anılan 285-286 ayetler. Peygamberimiz Miraçtan getirdi deniliyor.

Hâlbuki Mirac Mekkede iken olmuştur deniyor ve Bakara suresi ise Medine de indiği biliniyor. Üçüncüsü: Bu ayetlerde namazdan hiç bahsedilmiyor ve 286 ayette öyle bir cümle var ki sanki 50 vakit namazı Allah teklif etmez” diyor. Şöyle ki: Allah, bu ayette şöyle buyuruyor: Allah, hiç kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemez.” Evet, Allah böyle buyuruyor. Dördüncüsü: Namazın elli vakit olarak emredilmesi gerçekten mükellefin altından kalkamayacağı bir yüktür. Şöyle düşünelim: Bir kişi yirmi dört saatin sekiz saatinde istirahat eder. Üç saatini de tabi ihtiyacı olan yemek, tuvalet, abdest gibi şeylere ayırsa geriye 13 saat kalır. Bu elli vakti de 13 saate bölersek bir kişinin 26 dakika da bir vakit namaz kılması icap eder. Böyle bir ibadeti insanlar kaldıramaz. Çünkü hayatın diğer gereklerini yerine getiremez.

SONUÇ: Sonuç olarak şunu söyleyebilirim ki bundan kırk-elli sene evvel Mirac kandili kutlamalarında Hocalarımız vaizlerinde, Hutbelerinde bu elli vakitten beş vakte düşüren hadisi uzun-uzun anlatırlar ve Peygamberimizin biz ümmetini ne kadar düşündüğünü vurgularlardı. Bilgisayarın çıkması ile ilimde ve bilimde patlamalar oldu. İnsanlar her konuda geniş bilgiye ulaştılar ve yanlışı, doğruyu daha kolay buldular. Bu nedenle Namazın elli vakitten beşe düştüğüne inananları sayısı da oldukça azaldı.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bekir ÇÖL Arşivi

KURAN DA MİRAC YOKTUR! -3

25 Ocak 2026 Pazar 10:44

KURAN DA MİRAC YOKTUR! -2

19 Ocak 2026 Pazartesi 11:46

PARELEL DİN İCAT ETMEK

11 Ocak 2026 Pazar 17:52

İMAN VE İBADET ANLAYARAK OLUR:

22 Aralık 2025 Pazartesi 10:08

VİCDAN DOĞRU SÖZ YERİDİR!

14 Aralık 2025 Pazar 10:00

HURAFELERDEN MEHDİ KAVRAMI:

01 Aralık 2025 Pazartesi 09:15