Ceketi İliklemekle Ayaz Kesilmiyor!

İnsan, gerçeklerden kaçtığını düşünür ama aslında kaçamaz. Bu durum, bireysel yaşamda olduğu kadar toplumsal ve kültürel bağlamda da geçerlidir. Peki, insanlar “neyden ya da neden kaçmakta?

“Gerçekten kaçışın imkansızlığı" hem felsefi derinliği olan hem de insanın kendi hayatından kesitler bulabileceği çok "insanî" bir tema. Çünkü "gerçeklerden kaçış" olumsuz sonuçlar doğurabilir. Oysa gerçeklerden kaçıştan vazgeçmek, aynı zamanda gerçek hayatımızı iyileştirmek için bir fırsat olabilir. Bu yüzden gerçeklerden kaçmak yerine gerçeklerle yüzleşme tercih edilmelidir.

Dünya telaşına öyle bir kaptırıyoruz ki kendimizi, bazen en yalın gerçeklerden bile köşe bucak kaçabileceğimizi hayal ediyor, öyle bir yanılgıya düşebiliyoruz ki; gözümüzü kapattığımızda dünyanın karardığını sanıyor, gerçeklerden kaçabileceğimizi, saklanabileceğimizi düşünüyoruz. Sanki gözlerimizi sıkıca kapatsak, karşımızdaki devasa sorun ya da kabullenmekten korktuğumuz o hakikat bir toz bulutu gibi dağılıp gidecek... Ama nafile. Hayatın değişmez bir kuralı vardır: Gerçekler, biz ondan ne kadar uzağa koşarsak koşalım, vardığımız yerde elinde bavuluyla bizi bekleyen ilk yolcudur.

Sivas’ta da bu durumun adı biraz da “Günü kurtaralım da yarın ola hayrola” kolaycılığı…

Sivas’ın soğuğu ayazdır ama insanı merttir derler. Doğrudur. Ancak son yıllarda bu mertliğin yanına bir de "günü kurtarma" ustalığını ekledik ki sormayın gitsin. İnsan gerçeklerden kaçtığını sanır ama aslında sadece olduğu yerde patinaj çeker. Tıpkı bizim güzel Sivas’ımız gibi…

Nereye gitsek aynı nakarat: "Sivas neden gelişmiyor?" Sonra başlıyoruz tesellilere; "Efendim yolumuz ters, sanayimiz uzak, göç veriyoruz..." Bunlar gerçek mi? Evet. Peki, asıl gerçekten kaçtığımız nokta neresi? Kendi vizyonsuzluğumuz ve "aman bugün karnımız doysun da yarın Allah kerim" mantığımız.

Gerçek şu ki; biz uzun vadeli plân yapmayı, elimizi taşın altına koyup ortak bir akıl oluşturmayı sevmiyoruz. Bir araya gelip büyük bir yatırım yapmaktansa, küçük olsun benim olsun demeyi tercih ediyoruz. İşte kaçamadığımız o devasa gerçek tam karşımızda duruyor: Biz gelişmekten değil, gelişimin getireceği sorumluluktan ve değişimden kaçıyoruz.

“He He” diyerek nereye kadar geçiştirmek mümkün?

Sivaslı hemşehrimin o meşhur dünyayı yerinden oynatan “He he gardaş, haklısın” deyişi vardır ya… İşte o söz, aslında çoğu zaman bir kabulleniş değil, gerçeği başından savma sanatıdır. Biri şehrin sorunlarından bahsetse, sanayinin halini sorsa, göçten dert yansa; hemen bir “He he” deyip konuyu kapatırız, çözüm önerilirse "He" deriz ama günün sonunda yine kendi bildiğimiz o dar patikadan yürürüz. Gerçeklerden kaçtığımızı sanırız ama akşam başımızı yastığa koyduğumuzda, o kaçtığımız gerçekler İstasyon Caddesi’nin ayazı gibi yüzümüze vurmaya devam eder.

Günü kurtarmak, o anki konforumuzu bozmamak için gerçeklerin üzerini tozlu bir kilimle örtmeye çalışıyoruz aslında. Ama o toz kalkınca, gerçekler yine tüm çıplaklığıyla meydana çıkmayacak mı, tam da Çifte Minareli Medrese’nin gölgesinde bizi bekliyor olmayacak mı?

Bu şehir "Günü Kurtararak" değil, ancak "Geleceği Kurarak" kalkınır.

Kaçtığımız gerçek şu: Dünya değişiyor, teknoloji değişiyor, ticaretin kuralları baştan yazılıyor. Biz ise hâlâ "eskiden buralar hep dutluktu" tadında, geçmişin gölgesine sığınıp bugünü heba ediyoruz. Günü kurtarmak, aslında geleceği çalmaktır. Kendimizi kandırmayalım; bu şehri kalkındıracak olan ne dışarıdan gelecek bir mucize ne de boş vaatlerdir. Bu şehri kalkındıracak olan, Sivaslının "Bugünü kurtardık, peki ya yarın?" diye dertlenmeye başladığı o ilk gündür.

İstasyon Caddesi’nde tur atarak şehir büyümez!..

Yıllardır aynı döngünün içindeyiz. Şehrin tüm gelişmişliğini İstasyon Caddesi’nde aşağı yukarı tur atmaktan ibaret sanıyoruz. Gerçekten kaçıp o kalabalığa karışınca sanki işsizlik bitecek, sanki o ışıklı vitrinlere bakınca sanayimiz devleşecek, sanki göç veren köylerimiz yeniden şenlenecek velhasıl her şey düzelecek zannediyoruz.

Kendimizi kandırmayalım: Günü kurtarmak, aslında geleceğimizden çalmaktır. "Eğer biz her soruna 'N'apalım, kaderimiz böyleymiş' deyip boyun bükersek; yarın çocuklarımız İstasyon Caddesi’nde yürüyecek bir yol bile bulamazlar. Gerçekten kaçmak, Sivas’ın o meşhur ayazında ceketini önüne ilikleyip “Üşümüyorum” demek gibidir. Kimi kandırıyorsun gardaş? İçin titriyor, haberin yok!

Neden yerimizde sayıyoruz?

Sivas neden gelişmiyor diye sormayı biliyoruz ama cevabıyla yüzleşmeye gelince arazi oluyoruz. Çünkü gerçek can yakıyor:

* "Küçük olsun benim olsun" mantığından vazgeçmiyoruz.

* Ortak akıl kurmak yerine, "benim dediğim dedik" diyoruz.

* Yenilik getirene destek olmak yerine, "başımıza icat çıkarma" diye köstek oluyoruz.

Artık gerçeklerle yüzleşelim. Gerçekler inatçıdır. Siz ona sırtınızı dönseniz de o ensenizdeki soğuk nefesini hissettirmeye devam eder. Gelin bu kez kaçmayalım, cesaret gösterelim. Kaçtığımız ne varsa; bir hata, bir eksiklik ya da memleket meselesi… Dönüp yüzüne bakalım. Göreceğiz ki, yüzleştiğimiz o canavar, aslında sadece bizim korkularımızın büyüttüğü bir gölgeden ibaret.

"Günü kurtarma" kolaycılığından vazgeçip, bu şehrin potansiyeliyle, eksikleriyle ve en önemlisi kendi hatalarımızla yüzleşelim. Sivas’ın kalkınması, dışarıdan gelecek bir "beyaz atlı prens"e ya da havada uçuşan boş vaatlere bağlı değil. Bu şehir, Sivaslının "Bugünü kurtardık ama yarın evlatlarımıza ne bırakacağız?" diye dertlenmeye başladığı gün kalkınacaktır.

Unutmayalım ki; Sivas, sadece bugün karnı doyanların değil, yarınları dert edinenlerin, hayal edenlerin omuzlarında yükselecektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Metin ÇAĞAN Arşivi

Hayat başlar ve biter!

19 Ocak 2026 Pazartesi 16:37

2025 bitiyor, 2026 da bitecek…

25 Aralık 2025 Perşembe 11:45

ENGELLER BİRLİKTE AŞILMALIDIR

01 Aralık 2025 Pazartesi 10:21

Günümüzde Öğretmenlik Mesleği -1

04 Kasım 2025 Salı 15:05

Yeni Neslin Yetiştirilişi Üzerine!..

16 Ekim 2025 Perşembe 10:35