Ayhan BATUR
Bir Şehir Geleceğine Ne Zaman Sessiz Kalır?
Bir şehirde insanlar neden artık hayal kurmaktan vazgeçer?
Neden iş imkânlarının daraldığını, gençlerin geleceklerini başka şehirlerde aradığını konuşuyoruz da bunları değiştirmek için aynı ölçüde çaba göstermiyoruz?
Sivaslılarla konuştuğumuzda benzer şikâyetler duyuyoruz: İşsizlik, geçim sıkıntısı, gençlerin geleceği ve sahipsiz kalmış bir şehir duygusu…
Bunlar yalnızca şikâyet değil, insanların hayatına dokunan gerçek sorunlar.
İnsanların yaşadığı zorlukları anlamadan çözüm üretmek kolay değildir. Kimi iş bulamamaktan, kimi geçinememekten, kimi de çocuklarının geleceğini başka şehirlerde aramak zorunda kalmasından yakınıyor.
Belki de mesele yalnızca imkânların yetersizliği değildir. Zamanla, bir şeylerin değişebileceğine olan inancımızı da kaybettik.
Bir insan defalarca hayal kırıklığı yaşadığında yeniden umut etmekte zorlanabilir. Bir toplum da benzer deneyimleri tekrar tekrar yaşadığında değişimin mümkün olduğuna inanmayı bırakabilir.
Sonra bazı cümleler hayatımızın sıradan bir parçasına dönüşür:
“Zaten kimse bir şeyi değiştiremez.”
“Bizden bir şey olmaz.”
“Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın.”
Bu sözleri söyleyenleri suçlayamayız. Her biri yaşanmış bir hayal kırıklığının, yorgunluğun ya da umutsuzluğun ifadesi olabilir.
Ama şu soruyu sormadan geçemeyiz:
Bir şeylerin değişmeyeceğine inandığımız için mi sessiz kalıyoruz, yoksa sessiz kaldıkça mı hiçbir şeyin değişmeyeceğine daha çok inanıyoruz?
İnsan bir sorunun çözülemeyeceğine inandığında çözüm aramaktan uzaklaşabilir. Yeni fikirlere kapısını kapatabilir, önündeki fırsatları göremeyebilir. Zamanla mevcut durumu değiştirmek yerine ona alışabilir.
Elbette her şey insanların düşüncelerinden ibaret değildir. İş imkânlarının, üretim alanlarının ve ekonomik fırsatların yetersizliği gerçek sorunlardır. Bunların çözümü için yöneticilerin, kurumların ve ilgili bütün tarafların sorumluluk alması gerekir.
Ancak bir şehrin geleceğini yalnızca başkalarından beklemek, kendi geleceğimiz üzerinde söz sahibi olma imkânımızı da daraltmaz mı?
Burada kimseye suç yüklemek gibi bir niyetimiz yok. Hepimizin geçim derdi, iş telaşı ve gelecek kaygısı var. İnsan bazen kendi hayatını sürdürmeye çalışırken yaşadığı şehrin geleceğini düşünmeye fırsat bulamayabilir.
Fakat çocuklarımızın geleceği söz konusu olduğunda hepimizin düşünmesi gereken bir mesele var:
Çocuklarımızın bugün yaşadığımız şartları yarın da yaşamasını istemiyorsak, bugünden neyi farklı yapıyoruz?
Gençlerimizin kendi şehirlerinde üretmesini, meslek öğrenmesini, iş kurmasını ve geleceğini burada görebilmesini istiyoruz. Bunun için yeni fırsatlara, üretime ve gelişime ihtiyaç var. Bu imkânların oluşmasında yöneticilerin sorumluluğu kadar, toplumun ortak iradesi ve dayanışması da önem taşıyor.
Bir şehrin gelişmesi yalnızca yeni binalar yapmakla, yollar açmakla ya da geçmişiyle övünmekle mümkün değildir. İnsanlarının öğrenmeye, üretmeye, yeniliklere açık olmaya ve ortak sorunlar etrafında buluşmaya da ihtiyacı vardır.
Sivas'ın geçmişinde büyük bir tarih, kültür ve emek var. Ancak geçmişimizin büyüklüğü, geleceğimizin kendiliğinden güzel olacağını garanti etmiyor.
Geçmişimizle gurur duymak kadar, bu mirası gelecek kuşaklara nasıl taşıyacağımızı düşünmek de önemli.
Değişim, büyük projelerden ve iddialı sözlerden önce, yaşadığımız sorunları doğru anlamakla başlar. Birbirimizi dinlemekle, yeni fikirlere kulak vermekle ve değişimin imkânsız olduğuna peşinen karar vermemekle…
Belki de artık birbirimize yalnızca kimin neyi yanlış yaptığını değil, nasıl bir gelecek istediğimizi ve bu gelecek için neleri değiştirebileceğimizi sormanın zamanı gelmiştir.
Çünkü bir şehrin geleceği yalnızca yöneticilerin kararlarına bırakılamayacak kadar değerlidir. O şehirde yaşayan herkesin hayalleri, emeği ve umudu bu geleceğin bir parçasıdır.
Bir şehir, geleceğine olan inancını kaybettiğinde sessizleşir. Peki, biz Sivas'ın sessizleşmesine alışacak mıyız, yoksa çocuklarımızın geleceği için yeniden düşünmeye ve konuşmaya başlayacak mıyız?
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.