HAFTANIN YAZISI: NAMAZ ÜZERİNE MÜTEALAALAR

Mütalaa kelimesi bir şeyi etraflıca ve derinlemesine incelemek, araştırmak demektir. Bugün araştırmak istediğim lafız Kuranı Kerimde ki salat kelimesidir. Kuran da 99 defa geçen salat kelimesinin hepsine genellikle beş vakit kılınan kıyam, kıraat, ruku ve sücuttan oluşan fiili ibadetin farsça karşılığı olan namaz denmiştir. Tefsirlerden, siyerlerden, fıkıh kitaplarından okuduklarımıza göre Resulüllah’ın zamanında salat diye bilinen ibadet bugün Müslümanların camide veya evlerinde beş vakit kıldıkları namazdır.

İslamın Arap yarımadasından Asya Avrupa ve Afrika kıtalarına yayılması ile Kuran ayetlerine verilen manalarda değişmeler olmuştur. Böylece bilhassa Ahzap suresi 56. Ayete verilen mana ile Peygambere salavat getirmek diye sözlü bir ibadet icat edilmiştir. Resulüllah, Medine döneminde Azatlı kölesinin boşadığı Zeynep ile evlenmesi neticesinde müşrik ve münafıklar tarafından Muhammet evlatlığının boşadığı hanımla evlendi diyerek incitici sözler söylenmeye başladılar.

Bu sözlü saldırıları def etmek için Ahzap suresinde: “Muhammet sizden birinin babası değildir (Ahzab 40) anlamında ayet geldi. Daha sora gelen: Allah ve melekleri Nebi (Muhammedi) destekliyorlar. Ey iman edenler! Siz de onu destekleyin ve onun sözlerine teslim olun.” (Ahzab 56) Bu ayette geçen “Yüsallune- Sallu” kelimeleri salat kelimesine verilen manalardan apayrı bir mana ifade ettiği anlaşılmıştır.

Yine Bakara suresi 238 ayette geçen “Hafizu alessalavati vessalatil vüsta” Namazlarınızı muhafaza edin ve orta namazı da muhafaza edin” ayetinden anlaşılan bu ayette geçen Salavat ve Salat lafızları ile bildiğimiz namazdan bahsedilmektedir. Bakara suresinin 157. Ayetinde “Ülaike aleyhim salavatün min Rabbihim ve rahmetün Yani: İşte o Müminler var ya, Rablerinin bağışlama ve rahmeti onların üzerinedir. Ayetinde geçen Salavat Allahın bağışlaması olarak mana verilmiştir.

Yine bu ayetin Salavat lafzından hemen sonra Rahmet kelimesi geçmesi salavat kelimesine Rahmet manası verilmeyeceğini göstermektedir. Hâlbuki Ahzap 56. Ayete “Allahtan rahmet, meleklerden dua manası verenlerde yanlıştalar demektir. Bu üç ayetten anlaşılıyor ki Salat, Salavat, Sallu, Yüsallu lafızları farklı ayetlerde farklı manalara gelmektedir. Geçmişteki âlimler Yüsallune kelimesine Allah’tan rahmet ve meleklerden istiğfar diye mana vermişler. Devamındaki Sallu kelimesine de peygambere salavat getirmek demişlerdir. Ve bu mana ile peygambere salavat olarak onlarca salavat duası icat etmişlerdir. Onlardan en meşhur olanı Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed.

Yani: Allah’ım Muhammed’e ve âline salat et” demektir. Peki, biz böyle diyerek Peygamber’imiz Hz. Muhammed için Allah’ın ne yapmasını istemiş oluyoruz? Hiç kimse bu konuda bir şey bilmiyor. Allah bize diyor ki: Peygambere salat edin. Biz de dönüp Allah’a diyoruz ki Peygambere sen salat et. Var mı söylediği salavattan bir şey anlayan Müslüman? Maalesef yok. Bu konuda ki çıkmazı burada bırakıp biz yine namaz bahsine dönelim. Günümüzde Kuranı Meallerden kendi dilinde okuyarak anlamaya çalışan ve anladıkları ile amel etmek isteyen bir nesil türedi.

Müslümanların yüz akı diyebileceğimiz bu kutlu nesil Kuranda ki bu yanlış anlaşılan ayetleri daha düzgün anlayarak Kurana göre iman etmek ve Kurana göre İbadetini yapmak istemektedir. Bunu yaparken de kasıtlı veya kasıtsız ifrat ve tefrite düşmektedirler. Kuranda ki salat kelimelerine namazdan başka mana verildiğini görenlerden bir kısım hocalar veya Kuran talebesiyim diyenler işi ifrata kaçırmaya başladılar. Onlar diyorlar ki: Kuranda ki salat kelimeleri namaz manasına gelmez.

Namaz bir ritüeldir yani geleneksel bir tapınma şeklidir. Kuran böyle bir salat bildirmiyor diyorlar. Böyle diyerek Hz. İbrahimden Hz. Muhammede ondan da bize gelene kadar beş vakit eda edilen kıyam, kıraat, ruku ve sücuttan oluşan fiili ibadet. Yok sayıyorlar. Namaz yerine ise, güzel ahlaklı, adaletli olmayı, kimsenin hakkını yememeyi, zulüm yapmamayı, fakirlere yetimlere yardım etmeyi ve sair güzel amelleri yapmayı salat olarak kabul ediyorlar. Hâlbuki bu güzel amelleri Kuranda Allah bize ayrı ayrı emretmektedir.

Namaz kılmak, Oruç tutmak, Haccetmek ve zekât vermek İslam dininin başlıca ibadetleridir. Kurana göre yaşamak istiyorsak namazı kılacağız, orucu tutacağız, Haccımızı eda edeceğiz, zekâtımızı sadakamızı vereceğiz. Bunlarla beraber güzel ahlaklı olacağız, adaletli davranacağız, kimseye zulmetmeyeceğiz, kimsenin hakkını yemeyeceğiz, fakire yetime kol gereceğiz ve salih amellerle ömrümüzü tamamlayacağız inşallah.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bekir ÇÖL Arşivi

KURAN DA MİRAC YOKTUR! -3

25 Ocak 2026 Pazar 10:44

KURAN DA MİRAC YOKTUR! -2

19 Ocak 2026 Pazartesi 11:46

PARELEL DİN İCAT ETMEK

11 Ocak 2026 Pazar 17:52

İMAN VE İBADET ANLAYARAK OLUR:

22 Aralık 2025 Pazartesi 10:08

VİCDAN DOĞRU SÖZ YERİDİR!

14 Aralık 2025 Pazar 10:00