Bedriye KARAHAN
CUMHURİYET, BİR MİLLETİN KENDİNE VERDİĞİ SÖZDÜR
Bazı tarihler vardır; takvim yapraklarında kalmaz, bir milletin yüreğine kazınır. 29 Ekim de işte öyle bir tarihtir. Bir günün adı değil, karanlıktan aydınlığa yürüyen bir milletin yeniden doğuş hikâyesidir.
Cumhuriyet, yalnızca bir yönetim biçimi değildir. Cumhuriyet; bir çocuğun gözlerindeki umuttur, bir kadının kendi geleceğine uzanan elidir, bir gencin hayallerine açılan kapıdır. Cumhuriyet, kim olduğuna bakılmaksızın her insanın bu vatanın eşit bir parçası olduğunu hatırlatan büyük bir emanettir.
Bir düşünün…
Yoklukların içinden geçilmiş, nice evden bir evlat cepheye uğurlanmış, nice annenin gözü yollarda kalmış, nice yüreğe vatan sevdasıyla birlikte ayrılık düşmüştü. Bu millet, yalnızca topraklarını savunmadı; bağımsız yaşama hakkını, onurunu ve geleceğini de savundu.
Ve o büyük mücadelenin ardından, 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edildi.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının bizlere bıraktığı bu miras, geçmişin bir hatırası olarak duvarlara asılsın diye değil; geleceğin içinde yaşatılsın diye vardı.
Peki, bugün Cumhuriyet'e sahip çıkmak ne demektir?
Sadece bayrak asmak, marş söylemek, meydanlarda toplanmak mıdır?
Elbette bunlar değerlidir. Ama Cumhuriyet'e sahip çıkmak, aynı zamanda komşusunun derdini duyabilmek, haksızlık karşısında susmamak, çocuklara güzel bir gelecek bırakmak, farklı düşüncelere saygı göstermek ve insanın değerini unutmamaktır.
Çünkü bir ülkenin gerçek bayramı, yalnızca sokaklarının süslenmesiyle değil, insanlarının yüreğinde umut yeşermesiyle kutlanır.
Bir çocuğun korkmadan hayal kurabildiği, bir gencin geleceğinden umudunu kesmediği, bir annenin evladının yarınları için kaygı duymadığı, insanların birbirine daha çok güvendiği bir ülke… İşte Cumhuriyet'in ruhu, böyle bir gelecekte hayat bulur.
Bizlere düşen görev, Cumhuriyet'i yalnızca geçmişin kahramanlıklarıyla anlatmak değil, bugünün sorumluluğuyla da yaşatmaktır. Çünkü emanetler, yalnızca korunarak değil, değerleri her gün yeniden yaşatılarak büyür.
29 Ekim geldiğinde pencerelerimize bayraklarımızı asarken bir şeyi daha hatırlayalım: O bayrağın gölgesinde hepimize yer var. Bu vatanın sevinci de hüznü de hepimizin.
Ve unutmayalım ki Cumhuriyet, bize bırakılmış bir son değil; her neslin yeniden yazmakla sorumlu olduğu bir başlangıçtır.
Bugün 29 Ekim'i kutlarken yalnızca geçmişe teşekkür etmeyelim. Geleceğe de söz verelim.
Daha adil olacağımıza, daha vicdanlı davranacağımıza, birbirimizi ötekileştirmek yerine anlamaya çalışacağımıza söz verelim.
Çünkü Cumhuriyet'in en büyük gücü, taş binaları ya da resmî törenleri değil; onu yüreğinde taşıyan insanlarıdır.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bağımsızlığımız için mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.
Yaşasın Cumhuriyet!
Yaşasın özgürlük, eşitlik ve kardeşlik umudu!
Ve yaşasın, bütün zorluklara rağmen yarınlara inanmaktan vazgeçmeyen bu güzel milletin umudu…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.