Sivas soğuğu öyle böyle değildir. Anlatılmaz, yaşanır… Hani derler ya, “soğuk iliklere kadar işler” diye… İşte Sivas’ta o ilik dediğiniz yer bile "üşüyorum" der!
Sabah dışarı çıkarken insan kendini astronot gibi hisseder: Kat kat kazak, mont, atkı, bere, eldiven… Hâlâ üşüyorsan, demek ki Sivas’tasın!
Kapıyı açarsın, burnun ilk soğukla tanışır ve hafif sitem eder: “Bu muydu dışarı çıkma fikri?”
Ama her şeye rağmen bu soğuğun bir sıcaklığı vardır aslında…
Sivas’ın soğuğunda, soba başında içilen çayın tadı bir başka olur.
Camdan bakıp lapa lapa yağan karı izlemek, insanın içini ısıtır.
Dışarısı buz gibidir ama komşunun getirdiği sıcak katmer, kalbinizi ısıtır.
Sivas’ın soğuğu, insanın derisini değil, sabrını sınar. Ama bu soğuk sayesinde belki de en güzel dostluklar, en güzel ev sohbetleri yaşanır. Çünkü insan dışarı çıkmaz, birbirine sokulur…
O yüzden diyoruz ki:
*Sivas soğuktur ama insanı sıcaktır.
Üşümeyi bilen, sıcağın kıymetini anlar… Ve Sivaslı olmak biraz da budur
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.