Gültekin ÇETİN
ABD İRAN DA BATAĞA MI SAPLANDI?
ABD'nin İran'daki durumu, Mayis 2026 itibariyla askeri bir "bataklıktan" ziyade, sonu gelmeyen bir
yıpratma savaşı ve stratejik bir kilitlenme olarak tanımlaniyor.
Her ne kadar Trump yönetimi 1 Mayis 2026'da Kongre'ye düşmanlıkların "sona erdigini" bildirse de,
sahadaki gerçekler ABD'nin bölgeden temiz bir çıkış yapamadığını gösteriyor. işte bu "saplanma"
halinin somut nedenleri:
1. Hürmüz Boğazı: Çözülemeyen Düğüm
ABD, Boğaz'ı açmak ve enerji akışını sağlamak amacıyla bölgeye girdi ancak 18 Nisan 2026'da iran'in
Boğaz'ı yeniden kapatmasıyla operasyonel bir çıkmaza girdi.
Kuveyt Örneği: Boğaz'daki kilitlenme nedeniyle Kuveytin Nisan 2026daki petrol ihracatı sifr varil
olarak kaydedildi. Bu, 1991'den beri ilk kez yaşanıyor. ABD, güvenliği sağlamak için orada olsa da enerji
akışını koruyamadığı bir tabloyla karşı karşıya.
2. Ekonomik ve Siyasi Maliyet
Maddi Kayıp: iran Dışişleri Bakanı Erakçi'nin Mayıs 2026'daki iddiasına göre, bu savaşın ABD'ye maliyeti
100 milyar dolara ulaştı.
Petrol Şoku: Brent petrolün 120 dolarları test etmesi ve küresel enerji enflasyonu, ABD iç siyasetinde
Trump yönetimi üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor. ABD, "hizlı bir zafer" beklerken kendisini küresel bir ekonomik durgunluğun sorumlusu olarak buldu.
3. Asimetrik Yıpratma
ABD ordusu iran'ın füze kapasitesini ve nükleer tesislerini büyük oranda vurduğunu iddia etse de, iran
asimetrik yöntemlerle (dronlar ve deniz mayinları) direnç göstermeye devam ediyor.
Belirsiz Çıkış: ABD, savaşı "bitmiş" saysa da İran' in Pakistan üzerinden sunduğu tazminat ve güvenlik
şartlarını içeren yeni müzakere taslağı, barışın hala çok uzak olduğunu kanıtlıyor.
Özet: Zafer mi, Bataklık mi?
Askeri açıdan ABD, iran'a ağır hasar verdi ancak siyasi ve ekonomik hedeflerine ulaşamadı.
İran rejimi yıkılmadı.
Hürmüz Boğazı güvenli hale gelmedi.
Küresel ekonomi sarsıldı.
Birçok analist için bu durum, ABD'nin askeri gücüyle bir yeri "yikabildiği" ama o enkaza saplanıp
kalmaktan kurtulamadığı tipik bir "stratejik bataklık" senaryosudur.
Peki sizce, ABD'nin bu şartlar altında masaya oturması bir "yenilgi" mi sayılıt, yoksa daha büyük bir
dünya savaşını önlemek için tek yol mu?
Okumuyor ve araştırmıyorsanız uyuyorsunuz demektir!
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.