Metin ÇAĞAN
Yüce Türk Milletinin Bağımsızlığı ve Kutsal Değerleri
Son günlerde üzülerek şahit oluyoruz ki; bu milletin bin yıllık harcını oluşturan değerlere karşı fütursuzca bir saldırı ve itibarsızlaştırma çabası var.
Bir milleti sadece bir topluluk olmaktan çıkarıp "millet" kılan, onun uğruna her şeyi göze alabildiği ortak değerleridir. Türk milleti için bu değerlerin başında; göklerde süzülen, gökyüzünün namusu Al Sancak, diğer yanda bağımsızlığımızın manifestosu, dillerden düşmeyen İstiklâl Marşı ve tüm bunların ruhu olan, gönüllere rehberlik eden dinî inançları gelir. Bu üç kavram, bir sacayağı gibi birbirini tamamlar ve Türk tarihinin her sayfasında yan yana yürür.
Vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy, yıllar öncesinden bugün kutsallarımıza saldıranlara karşı vermemiz gereken asıl cevabı şu dizelerle fısıldıyor: "Sahipsiz olan memleketin batması haktır; sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır." Bugün bu değerlere saygısızlık etmeyi "özgürlük" sananlara veya marjinal görünme çabasıyla kutsallarımıza dil uzatanlara sormak gerekir: Siz, bu vatanın neresine aitsiniz?
Türk Bayrağı, herhangi bir ideolojinin ya da siyasi görüşün tekelinde değildir. O, Çanakkale’de toprağa düşen kınalı kuzuların son örtüsü, Nene Hatunların, Sütçü İmamların duasıdır. Türk Bayrağına karşı durmak, aslında bu milletin var oluş iradesine, var olma hakkına karşı durmaktır. Rengini bu toprakları vatan kılan şehitlerin kanından alırken, üzerindeki ay ve yıldızla gökyüzünün sonsuzluğunu temsil etmektedir. Bayrak bizim için namustur; o dalgalandığı sürece vatanın hür olduğu bilinir. Unutulmamalıdır ki; Türk Bayrağının dalgalanmadığı yerde ne hukuktan ne adaletten ne de hürriyetten söz edilebilir. Ona uzanan her el, sadece bir kumaş parçasına değil, bu milletin ortak geleceğine kastediyor demektir.
Mehmet Akif Ersoy’un "Korkma!" nidasıyla başlayan o eşsiz destan, Türk milletinin karakter aynasıdır. İstiklâl Marşı, bayrağa verilen bir sözdür. İçindeki "Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl" mısrası, millî mücadelenin sadece silahla değil, sarsılmaz bir iman ve inançla kazanıldığının kanıtıdır. İstiklâl Marşı hem bayrağımıza duyduğumuz sevdayı hem de yaratıcıya olan bağlılığımızı aynı potada eritir.
Merhum Akif, "Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!" derken sadece bir şiir yazmıyordu; bir milletin sarsılmaz imanını mısralara döküyordu. İstiklâl Marşı'mızdan rahatsız olanlar, içindeki "Ezanlar ki şehadetleri dinin temeli" mısrasından ürkenler, aslında Türk milletinin kimliğinden korkanlardır. Bizim inancımız, vatan sevgisini bir ibadet aşkıyla birleştirir. Bu yüzden ezan sesi ile bayrağın gölgesi, Türk insanı için birbirinden ayrılmaz bir bütündür. Biri sustuğunda diğeri öksüz kalır.
Tarih, bu değerlere sırt çevirenlerin, onları hor görenlerin nasıl silinip gittiğinin örnekleriyle doludur. Biz inanıyoruz ki Türk Bayrağı her sabah yeniden doğan güneş gibi yükselmeye, İstiklâl Marşı ise her törende tüylerimizi diken diken etmeye devam edecektir. Değerlerimize saldıranlar bilsinler ki; bu milletin sabrı geniş, ama kutsallarına olan bağlılığı sarsılmazdır.
Türk milleti için dinî inanç, zor zamanlarda bir sığınak; barış zamanlarında ise bir ahlak pusulasıdır. İslâm’ın getirdiği şehadet mertebesi, Türk neferinin bayrağı yere düşürmemek adına canını feda etmesindeki en büyük motivasyondur. Ezan seslerinin semada yankılanması ile Türk Bayrağın rüzgârda dalgalanması, Türk insanı için aynı huzurun iki farklı sesidir.
Yüce Türk Milletinin Bağımsızlığı ve Kutsal Değerlerine dil uzatanlar beyhude bir çaba içindedir. Akif’in o meşhur duasıyla devam edelim: "Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın!" Ama eğer birileri o marşın ruhuna, o bayrağın izzetine veya inancımızın kutsiyetine kastetmeye kalkarsa; bilsinler ki bu milletin içindeki Akif ruhu da Asım’ın nesli de dimdik ayaktadır.
Bayrak vatanın bedeni, İstiklâl Marşı onun sesi, Dinî İnanç ise ruhudur. Ruhsuz bir beden, sessiz bir ruh düşünülemez. Bu üç değer birleştiğinde; eğilmeyen, yenilmeyen ve tarihe yön veren büyük Türk milleti ortaya çıkar. Bizler, bayrağımızın gölgesinde, marşımızın rehberliğinde ve inancımızın ışığında yarınlara güvenle bakmaya devam edeceğiz.
Eleştiri ile ihaneti, farklı fikirle hakareti birbirine karıştırmamak gerekir. Bu değerler bizim "kırmızı çizgimiz" değil, bizzat varlık sebebimiz; Türk milletinin değerlerini savunma hassasiyeti taşıyan, değerlerine sahip çıkan insanların varlığı ise umut kaynağımızdır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.