Rabia Vildan TOPTAŞ
İstiklal Marşı
Bir milletin hafızası yalnızca tarih kitaplarında değil, dizelere dökülmüş sözlerinde de yaşar. Mehmet Akif Ersoy’un kaleme aldığı İstiklal Marşı, yalnızca bir marş değil; bir milletin bağımsızlık iradesinin, umudunun ve direncinin şiiridir.
İstiklal Marşı’nın on kıtasını, günümüz Türkçesine uyarlanmış ve kurallı hâle getirilmiş biçimiyle yeniden okumak; geçmişle bugün arasında güçlü bir köprü kurmak demektir.
İstiklal Marşı
Korkma; bu şafaklarda dalgalanan al bayrak sönmez
Yurdumun üstünde tüten en son ocak sönmeden o da sönmeyecektir
O benim milletimin yıldızıdır ve sonsuza dek parlayacaktır
O bayrak benimdir, yalnızca benim milletime aittir
Ey nazlı hilal, sakın çatma kaşlarını
Kahraman milletine bir gül, ne bu şiddet bu hiddet
Kanlarımız sana boşuna dökülmez
Bağımsızlık, yaratana tapan milletimin hakkıdır
Ben doğduğumdan beri özgür yaşadım, özgür yaşarım
Hangi çılgın bana zincir vuracak şaşarım
Kükreyen sel gibiyim, engelleri aşarım, çiğnerim
Dağları delerim, geniş ufuklara sığmam, taşarım
Batının ufuklarını çelik duvarlar sarmış olsa da
Benim iman dolu göğsüm gibi sınırlarım var
Ey milletim, korkma! Böyle bir inancı kimse yok edemez
“Medeniyet” dediğin, tek dişi kalmış canavar bile karşısında duramaz
Arkadaş, yurduma alçakları sakın sokma
Gövdeni siper et, durdur bu hayasız saldırıyı
Yaratanın sana vaat ettiği günler gelecek
Belki yarın, belki yarından da yakın
Bastığın yerleri sadece “toprak”diyerek geçme, bil
Altında yatan binlerce kefensiz şehidi hatırla
Sen şehit oğlusun, atana saygısızlık etme
Dünyayı verseler de bu cennet vatanı verme
Kim bu cennet vatan uğruna canını vermez ki
Toprağı sıksan şehitlerin kanı fışkırır
Canımı, sevdiklerimi, tüm varımı alsa da yaratan
Ama beni vatanımdan dünyada ayırmasın
Ey ilahî, ruhumdan tek dilek budur:
Kutsal mabedime kirli eller değmesin
Bu ezanlar -ki şehadetler dinimizin temelidir-
Sonsuza dek yurdumda yükselmeli, inlemeli
O zaman coşkuyla bin secde eder eğer varsa mezar taşım
Ey ilahi, yaralarımdan kanlı gözyaşlarım dökülür
Ruhu arınmış olarak yerden fışkırır gibi kalkar bedenim
Ve belki o zaman yükselerek göğe, arşa başım değecek
Dalgalan sen de şafaklar gibi aydınlık, ey şanlı hilal
Vatan uğruna dökülen kanlar artık kutsaldır
Sonsuza dek sana, milletime, özgürlüğe aittir
Özgürce dalgalanmak senin hakkındır, ey bayrak
Bağımsızlık yaşamak, yaratana tapan milletimin hakkıdır
Kurtuluş Savaşı’nın yaşandığı dönemde, yurdun dört bir tarafı işgal altındaydı ve milletin bağımsızlık inancını, azmini güçlendirecek bir marş ihtiyacı ortaya çıktı.
1921 yılında Atatürk yönetimindeki TBMM bir yarışma düzenledi. Yarışmaya birçok şair katıldı ama yeterli bulunmadı.
Mehmet Akif Ersoy’un şiiri, halkın inancını, cesaretini ve bağımsızlık azmini en iyi şekilde yansıttığı için seçildi. Ancak yarışmadaki ödülü reddetti, paranın ihtiyaç sahiplerine verilmesini istedi.
Mehmet Akif Ersoy’un marşı, 12 Mart 1921’de TBMM tarafından resmî milli marş olarak kabul edildi.
Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.