Küllerden Yeşeren Güller

Küllerden Yeşeren Güller

Gül bahçesiydi gönlüm

Yaz yağmuru ile goncalar açtı

Ansızın ayrıldı yollarımız

Güllerim tutuştu, küle döndü

Ve ben küllerimden doğdum yeniden

Meğer tüm sancılar bunun içinmiş

Gözyaşlarım sildi gözlerimdeki buğuyu

Şimdi küllerimden güller doğuyor

Perde indi, hakikat kaldı

Bir “keşke” yok içimde

O günler bana aitti, inkâr etmem

Ama aynı ben değilim artık

Bir şiirle başlamak istedim söze. Neticede insanız hepimiz; bazı duygular gözümüze öyle bir perde çeker ki yüreğimizden gelen güçle mantığımızı dizginleriz. Yanlış olduğunu fark edinceye kadar çaba sarf ederiz. Ve her şeyin boşa olduğunu anladığımızda derin bir acı çekeriz. Kimseye anlatamayız; yarayı sahibinden başkası anlayamaz sanırız. Geceler uzar, gündüzler susar ve insan umutsuzca acılar içinde yanar.

Hiçbirimiz hata yapmak istemeyiz. Yanlışı seçmek istemeyiz. Sonucunda üzüleceğimizi düşünmek istemeyiz. İnsanlar gelir hayatımıza. Fark etmeden dokunur yüreğimize. Yalnızca o insanların gördüğü, tanıdığı bir “ben” doğar içimizden. Bir insanı yüreğinde taşımanın verdiği cesaretle güçlendiğini hisseder insan. O güç zaten onun içindedir aslında; fakat sevdiği bir insanın varlığıyla kendindeki parçalara ulaşmak, varlığının bir amacı gibi hissettirir.

Sonra ansızın yollar ayrılır. İnsan korkuya kapılır. Esas korkusu; o insanda kalacak gülüşü, gözlerindeki ışıltısı, bazen gözlerinin ardındaki buğudur… O insan hayatındayken yetiştirdiği kendisini kaybetmenin korkusu kaplar içini. Fakat o insanın gidişine üzüldüğünü sanır. Oysa bazı insanlar birbirinin hayatına bir görev için girer, görevi bitince çıkar.

Sıkıntılar insanı olgunlaştırır. İnsan, acısından beslenip kendini yeniden inşa eder. Hiçbir acı boşa değildir. Bilirsiniz, demir ateşte ısındığında şekil alır. Acı çekmekten korkmamak gerek. Acıyı bastırmadan “Bu acı bana ne diyor?” diye sorup kendimize kulak vermeliyiz. İnsana bildiği acı güven verir. Acıdan çıktığında, bilmediği bir kendisi bekliyordur onu; bilinmezliğin huzursuzluğundansa acının alışkanlığını yeğler. Ama bilinmezlikten korkmamalıyız.

“Hayır sandığımızda şer, şer sandığımızda hayır vardır” ya hani; hayatımızdan çıkan her insan bize bir şeyler katarak gider. Maharet, bunu görebilmektedir. Yönümüzü kendimize çevirmemizi sağlar bu fark ediş ve kendine dönen insan, hayatın sırrını çözmeye başlar.

Carl Gustav Jung’un dediği gibi:

“Görüşünüz ancak yüreğinizin içine baktığınızda berraklaşır. Dışa bakan düş görür, içeri bakan uyanır.”

Bunu anladığımdan beri duygularımı yaşamayı ve o duyguların içimden nereden, ne sebeple geldiklerine dair içeriye bir yolculuk yapmayı öğrendim. Bu yolculuk, içimde birçok ışığı yakmamı sağladı. İnsan, içine yaptığı yolculukta sonuç değil süreç odaklı olunca yolunu sağlam örüyor. Yönü kendine dönen insan güçleniyor; kendine yaslanmayı ve kendini sevmeyi öğreniyor.

İnsanı yavaş yavaş çürüten en büyük şey, anlaşılmamaktır. Bunu biliyoruz ama yeri geliyor, kendimizi biz bile anlayamıyoruz. İşte önemli adımlardan biri de bu. Önce kendimizi dinlemeli, anlamalı; yargılayıcı değil, affedici olmalıyız. Kendini iyileştiren insan başkalarına da şifacı olur. Çünkü bu dünyada bir insanın başka bir insana yapabileceği en büyük iyilik, onu anlamaktır.

Dünyayı kurtarabilecek tek güç, sevginin gücü. Ve anlamak da sevmekten geliyor. Aslında her şey ya sevgiden ya da sevgisizlikten oluyor. İnsan kendisini sevemediğinde başkalarını da sevemiyor ve bazen bunun farkında bile olmuyor. Affedemediği hatalar, zihninden silemediği geçmiş; kendine sırt çevirmenin öfkesiyle başka insanlara karşı da kör, sağır, dilsiz olmasına neden oluyor.

Oysa insan hata yaparak doğruyu öğrenir. Önemli olan, hatasının farkında olup bir daha yapmamaya kararlı olmasıdır. Hiçbir şeyin, hatanın bile boşa olmadığını görecek kadar geniş bir pencereden bakabilmesi gerekir hayata.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Rabia VİLDAN Arşivi

En Uzun Gece

22 Aralık 2025 Pazartesi 11:00

Sükûtun İçinde Sen

30 Ekim 2025 Perşembe 15:45

SEVMEK

01 Ekim 2025 Çarşamba 08:59

Carl Jung’un Tavsiyeleri

17 Eylül 2025 Çarşamba 10:25

Anlamak Sevmenin Başlangıcıdır

08 Temmuz 2025 Salı 14:06

Şarkılarda Yaşayan Aşk

16 Haziran 2025 Pazartesi 09:16

Empati

11 Haziran 2025 Çarşamba 09:44

Görünmeyen Yükler

27 Mayıs 2025 Salı 09:49

Anlamak

13 Mayıs 2025 Salı 11:22