Rabia Vildan TOPTAŞ
NEVBAHAR
İlkbahar, yalnızca doğanın yeniden yeşerdiği, toprağın yeniden ısındığı ve takvimde yer değiştiren mevsim değildir. İnsanın içinde yer bulan, sessiz ama derin bir dönüşümün adıdır.
İnsan, kırıldığı, üzüldüğü, sustuğu her yerde sararıp soluyor. Lakin yeniden yeşermek için filizleri var içinde.
Bu ilkbaharda içimizdeki çiçekler de açsın. Kurumuş tüm dallarımızdan yeni hayat tomurcukları çıksın. Hayatımız boyunca başka insanlara da dokunuruz. Caner Yaman ‘İyileşmek’ kitabında “Başkasının bahçesinde yeşertemediğin çiçeklere ağlama.” diyor. Çiçeği dikmek bizim elimizde ama çiçeğin toprağını sevmemesi, kabullenmemesi ve yetişmemesi elimizde değil. Bu bizi umutsuzluğa sürüklemesin. Aksine, yeşilleri gören tüm kurular yeşillere heveslenir. Herkes önce benliğini iyileştirirse başkalarına dokunup iyileştirmek çok daha kolay olur.
Acı çekmekten, üzülmekten, ağlamaktan kaçınmayalım. Ama sızlayan yerlerimizi bulalım, sahiplenelim, süpürmeyelim halı altlarına. Ve derman olalım kendimize.
Bu bahara dimdik bir beden ve dimdik bir ruhla çıkalım. Üzüldüğümüz, ağladığımız, ağlayamadığımız, duvarları seyrettiğimiz durumlar yaşandıysa da tüm bunların içinden daha güçlü bir “ben” olarak çıkalım. İnsanın başına gelenler onu olgunlaştırmaz, güçlendirmez. Onlar yalnızca insanın içindeki gücün ortaya çıkması için birer nedendir.
Sen, sevgili arkadaşım,
Umudunu kaybettin, ışığını kaybettin, güneşin soldu zannettin fakat aslında umut hep var. Işığın hâlâ içinde. Güneş hâlâ gökyüzünde.
Sımsıkı tutunduğun, bırakırsan düşeceğini sandığın, seni hayata bağlayan tek bağ olduğunu düşündüğün o bağı bırak gitsin. Yalnızca senin çabanla seni ayakta tutan o bağ emin ol bıraktığındaki boşluktan daha acı veriyor sana. Bu acıya alıştığından bilinmezlik sana yabancı geliyor ama o boşlukta kendini bulacaksın, kendi elinden tutup kaldıracaksın hayata daha güçlü kök salacaksın, sarsılmayacaksın.
Hermann Hesse’nin dediği gibi: “Her başlangıç, bir sonun içinden doğar.” Bu bahar da belki, içimizde bitenlerin sessizce yeniden hayata karıştığı mevsimdir.
Belki de bu bahar, yeniden tutunmayı değil; bırakmayı öğrendiğin mevsim olacak. Ve o zaman anlayacaksın: Seni ayakta tutan şey, sandığın bağlar değil… sensin.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.