İbrahim YASAK
Uzağın Ötesinde Bile Olsa
Mesafe dediğimiz şey, haritaların üzerine çizilmiş çizgilerden, araya giren yollardan ya da şehirlerden, derelerden, tepelerden ibaret olsaydı keşke... Ne var ki insanı insana yakın kılan, aynı gökyüzünün altında yaşamak kadar, göğüs kafesinin altında çarpan hassas coğrafyaya dokunabilmektir. Bazen aynı halkanın içinde diz dize oturursunuz da sesiniz muhatabınızın surlarında yankılanıp geri döner. Bu yakınlığın içinde amansız bir gurbet büyür. Bazen de araya karlar yağar, dağlar girer, ötelerin ötesine düşer yolunuz; fakat bir bakış, bir susuş ya da içten bir dua, derin bir iç çekiş ile aradaki bütün mesafeler bir anda eriyip yok olur.
İnsanın insanla imtihanı görünen ve görünmeyen birçok farklı yönde kesintisiz sürüp gitmektedir hep. Ruhun ruhla ünsiyet kurabilmesi, aynı dili konuşmaktan öte, aynı hüzünle hemhâl olabilmesinden geçer. Kalp, kendi frekansını arayan mahzun bir radyo gibidir. Frekans tutmadığında burnunuzun ucundaki insan bile bir yabancıya dönüşür. Oysa anlaşılmak, insanın dünya hayatındaki özlemle beklediği, yüreğini titreten yegâne umududur. İnsan anlaşıldıkça mutlu ve huzurlu olur, anlaşıldığı ölçüde bu dünya sürgününe tahammül edebilir.
Öte yandan anlaşılmadığı yerdeki kalabalıklar içinde yalnızlığa mahkûm kalır. Sözleri dudaklarından dökülürken muhatabının zihninde birer gürültüye dönüşür. Anlatmaya çalıştıkça yorulur, sustukça kendi içine kapanır. Bir müddet sonra kelimeler anlamını yitirir; biriktirdiği sitemler, gözyaşları ve karşılık bulmayan dualar birer sızıya dönüşür. Yakınınızdadır, elinizi uzatsanız dokunacak kadar yakınınızda olsalar bile... Ama aralarında öyle görünmez ve aşılmaz duvarlar yükselmiştir ki, o duvarları ne ifadeleri aşabilir ne de sessizliği. En yakınınız, artık ulaşılmaz uzağınız olmuştur.
Ama bir de anlamak vardır... Söylenmeyen kelimeleri sadece bir bakıştan okumak, kalbin ritmindeki kederi hissetmektir anlamak. Bir göz süzüşten, bir iç çekişten, cümlelerin arasındaki sessiz boşluktan manayı fark edebilmektir. İşte o vakit, fiziksel uzaklıkların hiçbir hükmü kalmaz. Araya giren dağlar, denizler, hatta yıllar hürmetle geriye çekilir. Aranızda kilometrelerce mesafe olsa da bir gönül bağı sizi o an aynı iklimde buluşturur. Onun ağlaması sizin gözünüzden damlar, onun süruru sizin çehrenize yansır. O uzağın ötesinde bile olsa, size en yakın bir yerdedir; ruhunuzun tam merkezindedir.
İnsanlar aslında bu fanilik meclisinde birer garip seyyahtır. İçlerinde taşıdığı yürekler, her daim kendine bir yurt, bir liman arar. O liman, gösterişli konaklar ya da şaşaalı lafların ötesindedir; anlayışlı bir çift gözde, sükûtu bağrına basan sadık bir kalpte bulunur. İnsanın insanlaşması, bencil arzularından sıyrılıp bir başkasının hüznüne eğilebilmesiyle mümkündür. Anlamak, muhatabına “Seni gördüm, seni duydum ve seni eksikliğinle kabul ettim” hissini hâliyle ve duruşuyla yansıtabilmektir. Bu teslimiyet ve merhamet duygusu olmaksızın kurulan her bağ, ilk rüzgârda yıkılmaya mahkûmdur.
Zaman akıp gidiyor ve ömür dediğimiz sermaye gün gün eriyor. Geriye dönüp bakıldığında elde kalan tek hakiki servet; yüreğe dokunmuş, ruhunu incitmeden anlamış birkaç dostun, birkaç güzel ruhun bıraktığı izlerdir. Gözün göremediği ama kalbin hissettiği sımsıcak yakınlıklar olmasa, bu dünya çölünde susuzluktan çatlamaz mıydı ruhumuz?
İnsan bazen burnunun dibindeki birine ruhen fersah fersah uzak düşer; bazen de araya mesafeler, zamanlar ve sınırlar girse dahi, sükûtunu dahi duyan, gönül dilini çözebilen, insanın içindeki sızıyı kendi sızısı kadar hissedebilen yürekler vardır. Zira asıl yakınlık, aynı yerde bulunmaktan çok aynı duyguda buluşabilmekle başlar. Böyle bir anlayışın bulunduğu yerde mesafeler anlamını yitirir; dünyanın en uzak ucunda bile insan kendine ait bir sıcaklık bulur. Buna karşılık anlaşılmayanların arasında en tanıdık yüzler, en bildik sokaklar, hatta insanın kendi evi bile gurbet duygusunu taşıyabilir. Çünkü insanı eve döndüren şey bir kapının eşiğinden çok, kendisini olduğu hâliyle anlayan bir yüreğin varlığıdır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.