Yunus BUDAKTAŞ

Yunus BUDAKTAŞ

Ersan Ağabey'in ardından…

İki gün önce Ersan Ağabey'in vefat haberini aldık. Dün ise onu son yolculuğuna uğurlayıp toprağa verdik. İnsan, bazı haberleri duyduğunda ne söyleyeceğini, nasıl tepki vereceğini bilemiyor. Bir süre kabullenmek istemiyor.

Bazı insanlar vardır hayatınıza çok uzun yıllar eşlik etmezler belki ama bıraktıkları iz, yılların ötesine geçer. Onları hatırladığınızda aklınıza makamları, unvanları ya da sahip oldukları değil size hissettirdikleri gelir. Ersan Ağabey de benim için öyle insanlardan biriydi.

Mesleğe başladığım ilk yıllarda tanımıştım Ersan Ağabey'i. Gençtik, toyduk. Bir yandan eğitim hayatımız devam ediyor, diğer yandan sahada mesleği öğrenmeye çalışıyorduk. Sektörü, sektörün insanlarını ve mesleğin görünmeyen taraflarını yeni yeni tanıdığımız o yıllarda Ersan Ağabey, mesleğine duyduğu sevgi, sevecenliği, içtenliği ve hiç eksilmeyen neşesiyle bulunduğu her ortamda kendisini fark ettiriyordu.

Mesleğine olan bağlılığını, bu uğurda verdiği mücadeleyi, yaşadıklarını ve şahit olduklarını en iyi kendisi bilirdi. Onun mesleki özverisini, yıllar boyunca verdiği emeği anlatmak benim haddim değil. Ancak şunu söyleyebilirim ki Ersan Ağabey, tuttuğu kalemin de, taşıdığı mesleğin de hakkını verenlerdendi.

Ardında hep güzel anılar bıraktı. Sanmıyorum ki bir insanı bile isteye incitsin. Güzel yüreği, hoş sohbeti, hazırcevaplığı ve bizleri kahkahalara boğan halleri pek çok meslektaşımızın hafızasında yer etmiştir. Onun olduğu yerde sohbet başka, gülmek başka güzeldi.

Hastalanmadan kısa bir süre önce mesai arkadaşlarımızla birlikte bir iftar sofrasında buluşmuştuk. Ersan Ağabey de aramızdaydı. O akşam sohbeti, neşesi ve kendine has üslubuyla sofraya ayrı bir tat katmıştı. Şimdi dönüp baktığımda o akşamın kıymetini çok daha iyi anlıyorum. Bazı sofralar yalnızca yemek yenilen yerler değil, yıllar sonra özlemle hatırlanacak hatıraların biriktiği yermiş.

Yaklaşık iki yıl önce amansız bir hastalığa yakalandı. İlk tedavilerin ardından biraz mesafe katetmiş, hastalığın geride kalacağına dair umutlarımızı artırmıştı. Ancak ne yazık ki o illet peşini bırakmadı.

Geçtiğimiz ağustos ayında, Kayserispor-Sivasspor karşılaşması için Kayseri'ye gittiğimizde tedavi gördüğü hastanede ziyaret etmiştik kendisini. Hayatımız boyunca bizi güldürmeye alıştığımız Ersan Ağabey'i bu kez hastane önünde bambaşka bir halde gördük. Her zaman gülen gözleri bu defa bir pınar gibi coşmuştu. Bizim gözlerimiz de nemlendi. O an insanın söyleyecek çok şeyi olsa da bazen hiçbir kelimenin yeterli gelmediğini bir kez daha anladık.

Ziyaretimizin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şöyle yazmıştı:

“Hiçbir zaman sevdasına kapılmadığım bu dünyada insanoğlunun acziyetine inanan, Yüce Allah'ın takdir ettiğinden başka bir hükmün geçerli olmadığına iman etmiş biriyim. Rabbimin takdirine boyun eğerek O'ndan elbette ki şifamı diliyorum.”

Bu sözler yalnızca bir hastanın içinde bulunduğu durumu anlatmıyordu. Dünyaya, hayata, insana ve kadere nasıl baktığını da gösteriyordu. Şifayı umut ederken takdire teslim olabilmenin, zorlukların karşısında inancını koruyabilmenin ifadesiydi.

Ersan Ağabey, meslekte yalnızca güler yüzüyle değil duruşuyla da iz bıraktı. Yeri geldi mesleğe yeni başlayan gençlere ağabeylik yaptı, yol gösterdi. Yeri geldi çalışanların üç kuruşluk hakkına göz koyan, emeğin karşılığını vermekten kaçınan sözde patronların karşısında sesini yükseltti.

Bugün dönüp baktığımda Ersan Ağabey'i pek çok meslektaşından ayıran şeyin tam da bu olduğunu düşünüyorum.

“Hiçbir zaman sevdasına kapılmadığım bu dünya” demişti ya…

Belki de mesele tam olarak buydu. Bu dünyaya fazla anlam yüklemeden, ama insan olmanın gerektirdiği sorumlulukları da unutmadan yaşamak… Çıkarı için kalemini eğip bükenlerin, menfaati uğruna arkadaşını yarı yolda bırakanların, yükselmek için başkasını aşağı çekmeye çalışanların arasında kendi çizgisini koruyabilmek…

Şimdi ardından söylenecek çok söz, anlatılacak çok anı var. Ama insan bazen bütün bunları birkaç cümleye sığdırmak zorunda kalıyor.

Biz razıydık Ersan Ağabey senden. Güler yüzünden, dostluğundan, ağabeyliğinden, mesleğine olan sevdandan ve geride bıraktığın güzel izlerden razıydık.

İnşallah sen de bizlere hakkını helal etmişsindir.

Rabbim mekânını cennet, makamını âli eylesin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yunus BUDAKTAŞ Arşivi

Göz Evliyası mı, Süt Evliyası mı?

24 Ekim 2026 Cumartesi 12:43

Tren Hızlı, Planlama Yavaş

28 Eylül 2026 Pazartesi 18:22

BİR HAKAN, BİR YUSUF, BİR CÜMLE

16 Eylül 2026 Çarşamba 09:42

Eleştiriye Tahammülsüzlük…

31 Ağustos 2026 Pazartesi 13:56

Rukiye Toy'a Bir Çiftçi Hesabı!

19 Ağustos 2026 Çarşamba 09:46

Çerçeve Yasanın Tek Çerçevesi PKK mı?

12 Ağustos 2026 Çarşamba 12:39

ŞEHİT ANALARININ DUASI KADAR AHI DA VARDIR

06 Ağustos 2026 Perşembe 11:05